Rusya ile Batı geriliminde Dünya Kupası

SELMA AKKAYA/FRANSA

Rusya’nın ev sahipliği yaptığı Dünya Kupası’nın başlamasına sayılı günler kaldı. Perşembe günü ev sahibi Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki açılış maçıyla başlayacak olan turnuvanın finali ise 15 Temmuz’da oynanacak.

Dünya üzerinde yaşayan tüm halkların ortak tutkusu olan futbol için bu yaz başka bir rüzgar esecek. 14 Haziran 15 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek olan 21. Dünya Kupası‘na Rusya ev sahipliği yapıyor. Rusya’nın ev sahipliği kontenjanı nedeniyle doğrudan katıldığı FIFA Dünya Kupası’nda yer alan 32 takım, 8 gruba ayrılıyor. Gruplarını ilk iki sırada tamamlayan takımlar, adlarını son 16 turuna yazdıracak.

Rusya ile Batılı devletler arasındaki siyasi-diplomatik gerilim tırmanırken Dünya Kupası maçlarını izlemek için bilet satışları ve otel rezervasyonları çoktan yapılmış. Karaborsa satılan biletler ise asıl fiyatların kaç katını buluyor. Otellerin fiyatlarına yaptığı artış kaç katına çıkınca Rusya Turizm Bakanlığı‘ndan duruma müdahale gecikmedi. Çünkü Rusya Dünya Kupası konusunda endişeler taşıyor.

80 yıl sonra ilk kez Rusya’daki Dünya Kupası’nda İngiliz hakem olmayacağı açıklanırken, geçtiğimiz haftalarda Rus Beşinci Kanal’a konuşan Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova’ya Batılı ülkelerin 2018 Dünya Kupası bağlamında Rusya’yı tecrit etme olasılığından bahsetti. Eski Rus ajan Sergey Skripal ve kızı Yuliya’nın Salisbury’de sinir gazıyla zehirlenmesinin ardından Rusya ve Batı arasında diplomatik krizin Dünya Kupası‘na etkisi konusunda kendisine soru yöneltilen Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Zaharova, “Bu onların en büyük hayali, ana amacı. Bende bazı Batılı ülkelerin 2018 Dünya Kupası’nı Rusya’dan almak istediği izlenimi oluştu” yanıtını verdi.

“Şu anda herkes futbol topuna odaklandı. Top her şeye rağmen Rus futbol sahasına değecek” diyen Zaharova tüm risklere rağmen kupanın Rusya’da gerçekleşeceğini vurguladı.

14 Haziran’da start

Dünya Kupası ile futbolun önde gelen isimlerinin forma giyeceği maçlar, dünyanın bütün ülkelerinde canlı yayınlanacak. Yapılan yayınlar sırasında milyonlar ekranlara kitlenirken, 8 gruptan oluşan takımlar, Rusya’nın 11 şehrinde top koşturacak.  Mücadelelerin gerçekleştiricek 12 stadyumdan 10’nu henüz yaptıran Rusya, turnuva için hazırlıkların tamamlandığını geçtiğimiz ay Putin’in ağzından duyurmuştu.

2018 Dünya Kupası grup maçları, 14 Haziran tarihinde başlayıp ve 15 Temmuz tarihinde sona ererken, turnuvanın yarı final maçları 10-11 Temmuz tarihlerinde oynanacak. İlk Maç 14 Haziran tarihinde Luzhniki Stadı‘nda Rusya ile Suudi Arabistan arasında olacak. Turnuvanın finali ise 15 Temmuz Pazar günü. Son maçlar Moskova’daki Luzhniki ve Saint Petersburg’daki Krestovsky Stadyumlarında oynanacak.

Milyonlarca kar getiren sektör

Dünyada her yaştan insanın kilitleneceği maçlar öncesinde 3-4 yıl boyunca yapılan hazırlıklar, yeni statlar, şehirlerin duruma uygun hale getirilmesi, büyük sponsorluklar, kentsel dönüşüm gibi birçok boyutu içerisinde taşıyan Dünya Kupası’nın yapıldığı ülkelere baktığımızda her defasında sosyal yıkımlar beraberinde geliyor.

Son iki kupanın gerçekleştiği Güney Afrika ve Brezilya bu konuda somut örnekler. Bir önceki deneyimlere bakıldığında Dünya Kupası’nın Rusya burjuvazisine çok şey katacağı açık. Ama Rus işçi ve emekçilere nasıl bir sonuç getireceği ise merak konusu. Örneğin FIFA’nın genel sekreteri Brezilya’daki Dünya Kupası organizasyonu için Güney Afrika’da gerçekleşen kupanın hemen devamında yaptığı açıklamada, 3 milyar 300 milyon dolar harcayacaklarını ifade etmişti. Aynı kurum 3 milyar 500 milyon dolar gelirinin 200 milyon dolarının ise kar olduğunu açıklamıştı. Brezilya’daki bazı araştırma şirketlerinin yaptığı açıklamalar ise FIFA’nın yaptığı yolsuzluğu ortaya koyuyordu. Gelir 5 milyar doların üzerindeydi.

On binlerce evsiz

Dünya Kupası’nın Brezilya’da yapılmasına karar verilmesinin ardından, ülkede yapılan yeniden yapılandırma, iş merkezleri, stadyumlar için on binler evlerinden edildi. Ardından Brezilya hükümeti, Dünya Kupası organizasyonunun güvenliğini sağlamak üzere 100 bin polis ve 60 bin asker seferber etti. Ek olarak 20 bin özel güvenlik elemanı kiralandı. Aynı dönem bir dizi yasa devreye sokuldu. Bunların başında Terörle Mücadele Yasası geldi. Evlerinden edilen insanların yaptığı eylemler bile “terör eylemi” kapsamına alındı. Hükümet ayaklanmalara karşı 10 bin polisten müteşekkil “acil müdahale timi” oluşturdu. Binlerce tutuklama ve gözaltı yaşandı.

Stadyumdan hapishaneye

Çünkü ülkede 2014 Dünya Kupası, grevler ve protesto gösterileri eşliğinde başladı. Dünya, takımlar arasında gollere kilitlenirken, otobüs şoförleri, polis memurları, metro çalışanları ve öğretmenler ücretlerin yükseltilmesi talebiyle grevdeydi. Dünya Kupası için yapılan stadyumlar ve iş merkezleri için evlerinden edilen on binlerce evsiz, gösteriler düzenliyordu. Evsiz İşçiler Hareketi stadyum inşa edilen bir alanı işgal ederek konut taleplerini yükseltti. Kitlesel gösteriler sırasında Brezilya milli takımının otobüsüne saldırı yaşandı. Gerilimin bu kadar tırmanmasının asıl nedeni ise hükümetin, yaklaşık 13 milyar 650 milyon Amerikan dolarını Dünya Kupası bütçesine ayırması ve bu bütçe nedeniyle sağlık, eğitim, toplu ulaşım ve diğer kamu hizmetlerinden kesintiye gitmesiydi. Üstelik yapılan stadyumların bir çoğu kupa bittikten sonra kullanılmayacaktı. Kupa bittikten sonra söz konusu  44 bin seyirci kapasiteli stadyum hükümet kararıyla hapishaneye dönüştürülmesi kararlaştırıldı. Çünkü stadın yıllık 3 milyon dolar masrafı bulunuyordu.

Brezilya’da düşük ücretlerle beli kırılan işçiler emekçiler ülkelerindeki maçları izleyemediler ama bu sürecin sonuçlarını en ağır biçimde öderken, Dünya Kupası hem yerli inşaat devlerine ve Brezilya  burjuvazisine hem de uluslararası dev şirketlere milyarlarca dolar kazandırdı.

Toplum çevre kiri olarak görüldü

Brezilya’da bunlar yaşanırken, aynı şekilde 2010 yılı Haziran ayında Güney Afrika’da sonuç farklı değildi. Milyonlarca dolar harcandı. Güney Afrika, futbol şampiyonası için 6 yeni stadyum inşa etti.  Sadece kupa güvenliği için 180 milyon dolar harcama yaptı. 42 bin yeni polis alındı. Aynı dönem hükümet sağlık ve eğitim alanındaki bütçeden kesintiye gitti. Ülkede yüzde 24 oranında işsizlik yaşanırken, kupa sayesinde inşaatları üstlenen firmalar ve FIFA cebini şişirdi. Güney Afrikalı yoksullar ise saha etraflarına gelmeleri devlet tarafından yasaklanmıştı. Çünkü onlar “çevre kirliliği” olarak görülüp, Dünya Kupası’nın imajını zedelememeleri için, seyyar satışı olarak dahi bilet kuyruklarına yanaşamadılar.

Aynı dönem Neoliberal politikalar gereği eğitim ve sağlık alanında özelleştirme kupayı izledi. Dünyada gelir dağılımı konusundaki adaletsizlik şampiyonu Güney Afrika ve bir diğeri yine aynı kaderi paylaşan Brezilya’nın kupa için seçilmeleri basit bir kura sorunu olmaktan çok, bilinçli ve hedefli neo-liberal politikalara iki ülkenin açılma harekatı olarak değerlendirilebilir.

Bütün ülkelere yıkım getirdi

Bu yıkım için kısaca yapılan organizasyonlara bakmakta fayda var. Örneğin 1976’da dünya olimpiyat oyunları Kanada’nın Montreal kentinde yapılmıştı. Olimpiyatların neden olduğu borcun ödenmesi 2009 yılına kadar sürdü. 1978’de Dünya Futbol Şampiyonası Arjantin’de yapılırken rejim tarafından muhaliflerinin savaş uçaklarından okyanusa atıldığı günlerdi. Dünya kupası devlet terör rejimini meşrulaştırma, imaj temizleme işlevini yürütürken, dünya maçları takip ediyordu.

Yine Güney Afrika’da yapılan 39. Dünya Futbol Kupası. 4,5 milyar dolar harcanan ülkenin nüfusun yüzde 47’si günde 1,5 euronun altında gelirle yaşıyordu. Kupa Afrika’da yapıldı ama biletlerin sadece yüzde 2’si Afrikalılara satılmıştı. Yine Yunanistan 2004’te olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yaptığı döneme bakalım. Yunanistan’ın daha sonra ağır bir biçimde yaşadığı krizin temel nedenlerinden biri o dönem yapılan harcamalar olarak gösterildi!

Her şey spor için değildi

Söz konusu futbol organizasyonlarını sadece spordan ibaret görmek yanlış olur. Milyonlar ekranlar başına kilitlenirken hayat başka türlü ilerler. Sahalar, köprüler, yeni yollar, yeni ulaşım araçları, metrolar daha akla gelebilecek bir nevi yeni bir dönüşüm yaşanırken, milyarlarca karı hem yerli burjuvazi hem de uluslararası burjuvazi kasasına doldurur. Son yıllarda yapılan olimpiyat ve futbol kupalarına baktığımızda hepsinde aynı sonuç söz konusu: Kentsel yeniden dönüşüm! Futbol ya da spor karşılaşmaları toplumun afyonu olarak ideolojik ve politik işlevini sadece sahada izleyenler üzerinde değil, canlı yayınlar aracılığıyla milyonlara ulaştırırken, karşılaşmaların yaşandığı kentlerde neo-liberal politika gereği kapitalizm yeniden kendini inşa eder.

En büyük yolsuzluk kurumu FIFA!

Bütün bu süreçte FIFA’nın rolü ise kapitalizmin ihtiyaçlarına göre karşılaşmaların yapılacağı ülkeleri belirlemek oluyor. FIFA bunu yaparken, aynı zamanda futbol endüstriyelleşmesi büyüyor diğer taraftan FIFA boğazına kadar yolsuzluğa batmaya devam ediyor. FIFA gelirleri örneğin 2014 yılında 2 milyardan fazla bir düzeye ulaştı. Hem gelirleri yükselen FIFA sadece bu gelirler nedeniyle değil, söz konusu organizasyonu kendi ülkelerinde yapılmasını isteyen ülkeler tarafından paraya boğuldu. Gün geldi,  FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği) yolsuzluk ile gündeme geldi. 2015 Mayıs ayının sonlarında FBI’ın FIFA kongresinin hemen öncesinde yaptığı operasyonda, 9 FIFA yöneticisi ve 5 spor şirketi yöneticisi, rüşvet, kara para aklama ve dolandırıcılık iddiasıyla gözaltına alındı. Bunlardan 7’si tutuklandı. 2018 Rusya ve 2022 Dünya Kupası’nın Katar’a verilmesiyle ilgili olarak ayrı bir soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Rusya tarafından büyük rüşvetin sunulduğu da ifade edilmişti. Daha önce de adı yolsuzluklarla anılan FIFA başkanı Sepp Blatter ise gözaltına alınanlar arasında yer almazken daha sonra  yaşanan skandalın büyümesiyle sonunda istifa etmek durumunda kaldı.  FIFA operasyonu, Futbol Kupasının aslında nasıl büyük bir endüstri haline geldiğini gösteriyordu. Tüm skandallarda olduğu gibi kısa bir süre sonra yaşananların üzeri kapatıldı.

Tüm bu yaşananlara baktığımızda, 3-4 yıl süren hazırlık aşamasında Rusya’da inşa edilen stadyumlar ve yapılan harcamaların bedelini yine emekçiler ödeyecek. Dünya ekran başında sahada dönen topa odaklanırken, bunu en ağır biçimde ödeyecek olan yine o ülkenin yoksulları!

Ne zaman başlıyor? Kimler katılıyor?

14 Haziran Perşembe günü ev sahibi Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki açılış maçıyla başlayacak. 4 Hafta sürecek olan turnuvanın finali ise 15 Temmuz’da oynanacak.

Turnuvaya katılan 32 takım 8 grupta mücadele edecek. Gruplarda yer alan takımlar şöyle:

A Grubu: Rusya, Uruguay, Mısır, Suudi Arabistan

B Grubu: Portekiz, İspanya, İran, Fas

C Grubu: Fransa, Peru, Danimarka, Avustralya

D Grubu: Arjantin, Hırvatistan, İzlanda, Nijerya

E Grubu: Brezilya, İsviçre, Kosta Rika, Sırbistan

F Grubu: Almanya, Meksika, İsveç, Güney Kore

G Grubu: Belçika, İngiltere, Tunus, Panama

H Grubu: Polonya, Kolombiya, Senegal, Japonya

Turnuva takvimi

14 Haziran’da başlayacak grup maçları 28 Haziran’da tamamlanacak.

30 Haziran’da başlayacak ikinci tur sırasında günde iki karşılaşma yapılacak ve 3 Temmuz’da tamamlanacak bu maçların başlama saatleri 17:00 ve 21:00.

Çeyrek final ise 6 ve 7 Temmuz; yarı final ise 10 ve 11 Temmuz tarihlerinde oynanacak.

Üçüncülük maçı ise 14 Temmuz Cumartesi günü 17:00’de.

Dünya Kupası, 15 Temmuz Pazar günü 18:00’de oynanacak olan final maçıyla sona erecek.

Yazarın diğer yazıları

    None Found