Rusya Suriye’yi terk eder mi?

11 Eylül’den çok kısa bir süre sonra bütün dikkatler Afganistan’da üstlenmiş El Kaide üzerinde odaklanmıştı. Sonra bir anda Afganistan dünyanın bütün önemli güçlerinin askeri operasyon bölgesine dönüştü. Yıllarca askeri çatışmaların uzağında kalmaya çalışmış Almanya bile gönüllü olarak Afganistan’a asker göndermişti. Bölgeye Almanlar tarafından gönderilen birlikler öyle lojistik amaçlı da değil; bizzat operasyonel birliklerdi…

Çok kısa bir süre sonra, ABD Saddam’ın kitle imha silahlarını yok etmek amacıyla Irak’a askeri operasyon düzenledi.  Varsayalım ki; Irak’ta petrol vardı ve ABD, Irak petrollerine hakim olmak için Saddam’ın kitle imha silahlarını bahane ederek Irak’a askeri müdahalede bulunmuştu. 

Ama Afganistan’da ne petrol ne de gaz vardı; ne oldu da dünyanın bütün önemli güçleri bir anda ellerinde var olan bütün askeri teknolojilerini de yanlarına alarak Afganistan’a bu kadar kapsamlı bir askeri müdahalede bulunuyorlardı?

Bu sorunun cevabı aslında bizi "Suriye’de ne oluyor; Suriye neden bir anda bunca ülkenin savaş alanına dönüştü?" sorusunun cevabını bulmamıza oldukça yakınlaştırır. 

Afganistan, muazzam enerji fakiri bir ülke; toprakları da çok verimli değil; öyleyse Afganistan üzerinden koparılan bunca yaygara nedendi? 

Afganistan hem Hazar petrolünün hem de; Rusya, İran ve Türkmenistan doğal gazının güvenle Pakistan ve Hindistan pazarına ulaştırılabileceği tek geçiş güzergahı olmaktadır. Afganistan’ı atlayarak ne Hazar Petrollerini ne de Rusya, İran ve Türkmenistan doğal gazını Pakistan ve Hindistan pazarlarına ulaştıramazsınız. 

Birçok arayışa rağmen petrol hala; üretilen malların bir yerden başka bir yere transferinde stratejik öneme sahip bir maden olarak önemini korumaktadır. Dolayısıyla petrole hakim olan güçler sadece onun ederi üzerinden petrolün maddi varlığına sahip olmazlar. Petrol ve doğal gaz hakimiyeti üzerinden sahip oldukları Petrol ve doğal gazın ederinin çok üzerinde bir güç sahibi olurlar…

Günümüzde; ısınma ve elektrik üretiminin önemli bir bölümü "doğal gazla" yapılmaktadır. Petrol üretilen malların bir yerden başka bir yere taşınmasında kullanılan en önemli enerji kaynağı olarak önemini korumaktadır.

Dolayısıyla petrole ve doğal gaza hakim olan güçler sadece onun ederine sahip olmuyorlar, bunun yanı sıra; üretilen malların sevkiyatından, enerji üretimine kadar çok önemli bir alanda güç ve iktidar sahibi oluyorlar…

Günümüzde sorun sadece artık; doğal gaz ve petrole sahip olmanın çok daha ötesinde, daha karmaşık bir karakter kazanmıştır. Petrol ve doğal gazın geçiş hatlarının güvenliği de en az çıkarmak kadar önemli bir hale gelmiştir. 

İşte tam da bu noktada; Afganistan ve Suriye gibi ülkeler önemli hale gelmektedirler. Her iki ülkede de kayda değer petrol ve doğal gaz olmamasına rağmen her iki ülkede enerjinin geçiş güzergahıdırlar…Türkiye’nin de içinde bulunduğu; ABD, İsrail, Sudi Arabistan, Katar’dan oluşan ülkeler, Katar doğal gazını; Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve Türkiye üzerinden geçirerek Nabucco’ya bağlamak istiyorlardı. Bununla Avrupa’nın doğal gazda; İran ve Rusya’ya bağımlılığını azaltmak, Suriye’yi düşürerek, İran ve Rusya üzerindeki dolaylı baskıyı daha doğrudan hale getirmek istiyorlardı…

Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı; IŞİD benzeri yapılar kontrolden çıktı. Rusya, Suriye’deki savaşın daha başından itibaren kendisini hedef aldığını biliyordu ve Esad rejiminin yanında pozisyon aldı… 

Vekalet savaşı artık sürdürülemez hale gelmişti; her geçen gün tedirginliğini biraz daha üzerinden atan Rusya en sonunda Suriye’de doğrudan askeri inisiyatif alma noktasına geldi. Bu saatten sonra kimse Rusya’yı Suriye’den çıkaramaz! 

Böylece 1 Kasım seçimlerinin ilk pratik sonuçlarıyla da karşılaşmış oluyoruz. İçerde; Nusaybin’de, Lice’de, Cizre’de kuşatma ve sokağa çıkma yasağı; dışarda Rus savaş uçağı düşürme!

Kürt fobisine esir olmuş basiretsiz Türkiye yöneticileri olmaz hesapların peşinde kocaman bir ülkeyi olmadık maceralara sürüklüyorlar! Halklarımızı bu gözü dönmüş savaş lobisinin inisiyatifine teslim etmemeliyiz! 

Yazarın diğer yazıları