Rusya’nın Suriye’de bumerangı

Trump’ın ABD’sinin asker çekme ve Erdoğan’ı Suriye’de savaş atı yapma kararı karşısında Rusya dışişleri yetkilileri ilk ağızda “gerçekten çekileceğine inanmamız için fiilen çekilmesini görmemiz gerekir”, “bu hamlenin çaresine bakacağız” cevabını verdiler.(Zaharova, Tsarikov, sputnikhaber, 20 ve 27.12.18)

Rusya uçağının Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin provokasyonuyla düşürülmesinden bu yana, Rusya Suriye’de TSK işgalinin önünü açarak, Ankara’yı ABD’den koparmaya çalıştı.

Uçak düşürme, Erdoğan diktatörlüğünün, Batılı emperyalistleri arkalayarak Suriye iç savaşının kara gücü olma politikasının bir parçasıydı. Suriye’de iflasa giden savaş politikasını yeniden diriltme hamlesi içindi. Batılı emperyalistler bu politikayı Rusya ile doğrudan çatışmaya yol açacağını düşünerek, benimsememişlerdi. Sahadaki güçlerden yararlanmayı gerçekçi bulmuşlardı.

Rusya ise beklentinin aksine Erdoğan diktatörlüğüne doğrudan saldırıyla cevap verme yerine, uçak düşürme ve Karlov suikastını, Erdoğan diktatörlüğünü ABD’den uzaklaştırmanın aracı olarak kullanmıştı. Bu politikanın gereği olarak, Türkiye’nin Suriye’de Cerablus’tan Azez’e ve sonrasında Efrîn’e değin işgaline onay verdi.

Erdoğan diktatörlüğü, ABD/Batı ile Rus emperyalistleri arasındaki çelişkiyi kullanarak, Rojava Devrimi topraklarını işgal etmek, devrimi ezmek, Kürtlere statüyü tasfiye etmek istedi. Suriye gerici iç savaşını örgütleyen taraflardan biri olarak, Suriye’de politik islamcı iktidar kuramayacağı çoktan açığa çıktı. Ama işgalleriyle, masada söz sahibi olmak, dahası yapabilirse kısmi ilhak veya petrol bölgesinden imtiyaz elde etmek istiyor.

Anlaşılan Trump’ın ABD’si de Erdoğan’la bu doğrultuda anlaşmış, Türk işgalini genişletmek, onun üzerinden Suriye’de nüfuz alanını tutmak istiyor.

Böylece Rusya’nın Erdoğan’ı ABD’den koparma planı yarı yolda bozulmuş oldu. Bozulmakla kalmayacağı bile şimdiden söylenebilir.

Rusya “ver Efrîn’i al İdlib’i” taktiği uygulamaya çalıştı ama Efrîn’i Türk sömürgecilerine sunmasına rağmen kısmi alan ve yollar dışında İdlib’i almış değil.

Şimdi ABD desteğini alan diktatör Erdoğan pazarlıkta el yükseltecek, İdlib’den gerici çeteleri çekme ve bunları Rojava Devrimi’ne karşı savaştırma karşılığında, Minbic ve Fırat’ın Doğusu’na işgale onay isteyecek.

Rusya, Trump-Erdoğan anlaşması öncesi, Türkiye diktatörünün Rojava işgaline onay vermişti. Şimdi tereddütlü. Fakat Erdoğan’ın işgal tehditleri karşısında sessiz kalmayı tercih etti. En ileri sözü Zaharova’nın “ABD askerlerinin terkedeceği toprakların kontrolü, …Suriye Hükümeti”ne bırakılmalı önerisi oldu (Sputnik haber, 20.12.18). Dahası İdlib’de Türkiye işgalinin Suriye rejimi onayıyla olduğunu yenileyerek, Erdoğan’dan himayesindeki politik islamcı çeteleri çekmesini adeta rica etmekle şimdilik yetiniyor.

Rusya, işgal bölgelerini terkettirmek için çağrı ve zorlama yapmadığına göre Erdoğan’ın Minbic ve Rojava’nın Kuzey illerinden bazılarına girmesine izin verecek anlaşılan. QSD ve PYD’yi zayıflatarak daha az taleple Suriye rejiminin dayatmalarını kabullenmelerinin aracı olarak kullanacak.

Rusya’nın federasyonun tartışılabileceği ve PYD’yi Astana sürecine katma tavrından, bölgenin kontrolünü tamamen rejime verin noktasına geri adım atması, Erdoğan’a işgali genişletme oyununu-bu kez ABD desteğinde- oynamasının önünü açıyor.

Ancak ittifaklar denklemi ve dolayısıyla daralanda geniş güçler ilişkisi değiştiğine göre, Rusya’nın PYD’yi işgalci Erdoğan’ın ölüm yağdıran uçaklarının hedefine atarak zayıflatma taktiği, artık taktik olmaktan da çıkarak nesnel olarak daha uzun vadeli politika işlevini oynayacak, stratejiyi tayin eden taktik düzeyine yükselecek. Rusya ve Esad’dan daha çok Erdoğan başta gelmek üzere Erdoğan-ABD ittifakına yarayacak. Bundan cesaret alacak olan Erdoğan, İdlib’den çekilse bile, Eğer Rojava devrim güçlerini yenerse Rakka’ya değin ilerlemeyi, işgal ettiği yerlerden çekilmemeyi deneyecek. Bunu ABD ve Türkiye sömürgeciliğinin nüfuz ve işgali altındaki bölgeyi kalıcı kılmak için kullanacak. Ya da kısmi çekilmeyi kalan yerlerde işgali süreklileştirmenin ve petrol-savaş yıkımından ihale imtiyazı/savaş haracı almanın aracı yapacak.

Rusya ve Suriye ekseninin, Erdoğan faşizmine uçuş yasağı bile koymayarak, PYD’yi zayıflatıp en az hakla uzlaşmak zorunda bırakma oyunu bumerang gibi geri dönüp kendilerini vuracak. Son bir yıldan fazladır savaşın kazanan tarafı pozisyonunu kaybetmeye başlayacaklar.

Bu durum şimdiden Astana’yı berhava etmeye başladığı gibi, Cenevre’de Rusya-Suriye rejimi-İran, kazanan olarak değil değişecek güç ilişkilerine göre gerilemiş pozisyona yeralacaktır. Daha doğrusu bu değişiklik, Cenevre’de yeni bir tur başlatılsa bile yeniden savaşı alevlendirecek.

Tabii bu varsayımlar, eğer Erdoğan faşizmi, ABD desteği ve Rusya-Suriye rejiminin hava sahasını açması sayesinde Rojava halklarının direniş gücünü yenebilirse gerçekleşecek. Şimdiden direnişe hazırlanan Rojava Devrimi güçleri direnişi sonuna değin sürdürecek. Her iki emperyalist rakibin işgalci Erdoğan’a birleşik desteğine rağmen direniş yenilmeyip uzun sürecek. Rusya ve Suriye’nin QSD-PYD’yi işgalciye ezdirme politikasının sahibini vuran bumeranga dönüşeceğini daha çok açığa çıkararak, yeniden temel güçlerin pozisyon değişikliğine yol açacak.

Rojava Devrim’nin direnişi, yine kilit rol oynayarak, düşmanlarının bir bölümünün (Rusya-Suriye rejimi) pozisyon değiştirmesine yol açacak. Olası pozisyon değişikliği, Erdoğan’ın, Rojava Devriminin direnişi karşısında gerilemesini kolaylaştıracak, olası savaş yenilgisi, Erdoğan faşizminin yenilgisinin doğrudan yardımcısı olacak.

Savaşa ve faşizme karşı demokratik güçler, Rojava direnişini destekleyerek ve Rusya’nın oynuna karşı çıkarak, yalnızca enternasyonalizm bayrağını yükseltmiş olmakla kalmayacaklar, Erdoğan faşizminin yenilgisini de yakınlaştırmış olacaklar.

Yazarın diğer yazıları