S-400’ler Rusya ‘müdahalesi’ mi?

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alma kararı, öngörülenlerden daha fazla siyasi/diplomatik sonuç çıkarmış durumda. Son iki haftadır, neredeyse bütün dünyaya “canlı” yayınla S-400 parçalarının Türkiye’ye getirilişini “servis” eden Ankara, müttefiklerinde derin bir hayal kırıklığı yaratırken, üyesi olduğu NATO’nun savunma kapasitesine, neredeyse S-400’lerle “katkı” sağladığını iddia edecek! Oysa ABD ve Rusya, silahlanma yarışında, bu tür silah sistemlerini birbirlerini “tehdit” olarak algıladıkları için geliştirdiler. Rusya’nın bir NATO müttefikine ileri teknoloji silah sistemi satması, NATO içinde “derin” çatlaklara sebebiyet verebilecek bir hamle.

Bu nedenle, Rusya’nın bu hamlesini sadece S-400 savunma sisteminin Türkiye’ye “satışı” olarak görmemek gerek.

Rusya’nın bu stratejik hamlesini, NATO içinde ciddi “tartışmalara” ve “kırılmalara” yol açacağı öngörüsü ve hesabı üzerinden yaptığını görmek mümkün. Rusya, “düşman” güç olarak gördüğü NATO’yu Türkiye’ye sattığı S-400’ler üzerinden “hırpalarken”, ABD ve Türkiye arasında ortaya çıkan kriz nedeniyle hayli “memnun” olsa gerek. Üstelik bu derin kriz hali sadece ABD ve Türkiye’yi kapsamıyor, NATO üyesi diğer müttefiklere de sirayet etmiş durumda.

S-400’ler, öngörülenden çok daha derin bir kriz ve çözülmesi gereken sorunları ortaya çıkarmış durumda. Rusya ve Türkiye’nin yaptığı “işbirliği” sadece S-400’lerle sınırlı değil. Bu işbirliği, yüz milyar dolara çıkarmayı düşündükleri ticaret hacmi, yapımı da devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türk Akım boru hattı ve Rusya’nın önerdiği SU-35 savaş uçağı alımını (bu teklifin işleri daha da kızıştırmak için yapıldığı belli) kapsayacak şekilde genişliyor.

Bu aslında “hasım” olan iki komşu ülkenin, “dost” ve “müttefik” olma konusunda attıkları ilk adımlar. Batıyı asıl “endişelendiren” konu ilişkilerdeki bu “stratejik” yaklaşım. NATO üyesi önemli bir ülkeyi Rusya’ya “kaptırma” endişesi, önemli bir “pazarı” Rusya’ya kaptırma korkusu Batı’yı yeni pozisyonlar almaya itebilir. NATO hala en büyük “tehdit” olarak Rusya’yı görüyor. Bu nedenle, Türkiye- Rusya ilişkilerinin “sınırları”, Batı için kırmızıçizgi haline gelebilir.

Esas olarak olası bir NATO saldırısına karşı hava savunma şemsiyesi oluşturmak amacı ile geliştirilen S-400’lerin, bir NATO üyesi ülke tarafından “kullanıma” alınması kendi içinde derin bir çelişki barındırıyor. Türkiye’nin Batılı müttefiklerinin anlam veremedikleri durum bu. Bu nedenle Türkiye’nin neden S-400 aldığına ilişkin ileri sürdüğü gerekçeler kabul görmüyor ve müttefiklerinin uygulayacağı etkili “yaptırımlarla” karşı karşıya.

ABD cephesinde Kongre Türkiye’ye yaptırımlar konusunda, Beyaz Saray üzerindeki baskısını arttırmış durumda. ABD Başkanı Donal Trump Türkiye’ye uygulanacak yaptırımlar konusunda daha “pragmatik” bir yaklaşım ortaya koyarken, ABD Kongresi yaptırımların derhal uygulanması gerektiğini söylüyor ve Trump üzerindeki baskıyı artırıyor. İki etkili Cumhuriyetçi Senatör, Florida Senatörü Rick Scott ve İndiana Senatörü Todd C. Young, Türkiye’ye uygulanacak yaptırımlar konusunda Kongreye karar tasarısı sundular. Her iki Senatör Türkiye’ye uygulanacak yaptırımların hayata geçmesi için sundukları karar tasarısı üzerine, Trump’ta harekete geçerek Cumhuriyetçi Senatörleri Beyaz Saraya davet etti.

ABD basınına yansıdığı kadarı ile Trump ve Senatörler Türkiye’ye uygulanacak CAATSA kapsamındaki yaptırımları görüşecek. Trump’ın Senatörleri ikna konusunda eli biraz daha zayıf. Gelecek yıl ABD’de Başkanlık seçimleri var. Ve Trump önemli bir NATO üyesini Rusya’ya “kaptıran” başkan olmak istemiyor. O nedenle elinden geldikçe suçu kendinden önceki döneme, Obama yönetimine, atıyor.

Senatörler Rick Scott ve Todd C. Young’ın verdiği karar tasarısı oldukça ciddi unsurlar barındırıyor. Tasarıda, Türkiye’nin S-400 alımının “ABD’nin ulusal güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiği, CATSAA yaptırımlarının tamamının uygulanması” isteniyor. Karar tasarısı bununla bitmiyor.

Senatörler; “Rusya’nın oluşturduğu tehdidin değerlendirilmesi ve Türkiye’nin NATO üyeliğinin gözden geçirilmesi için NATO’ya toplantı talebinde bulunması” çağrısını içeriyor. Dahası Senatörler, Rusya’yı; “…demokratik ülkelerin refah ve güvenliğini tehdit” etmekle itham ediyor ve “…Rusya’nın Türkiye müdahalesine müsaade etmeyiz.” cümlesi ile Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alımını bir Rusya “müdahalesi” olarak gördüklerini açıkça belirtiyorlar.

ABD ve Rusya’nın Türkiye üzerinden yaptıkları bilek güreşi devam edeceğe benziyor. Rusya NATO’nun “paçasını” yakalamış durumda. ABD’nin bir sonraki hamlesi sadece CAATSA yaptırımları ile sınırlı olmayabilir. Eğer Senatörler ileri sürdükleri görüşlerinde haklıysa, ABD bu Rusya “müdahalesine” karşı, yeni bir hamleyle cevap vermek ve “önlemek” zorunda kalacaktır.
Filler tepişirken, filizlenen yeni çimenler için tehlike büyük.

Yazarın diğer yazıları