S-400’ler ve 23 Haziran seçimleri

Türkiye’de rejim her şeyi kendi geleceği ve güvenliği açısından yeniden düzenliyor. Bu noktada Erdoğan rejiminin ne içerde devletin demokratik karekterini tamamen yitirmesi, ne de Türkiye’nin dış politikada eksen kayması gibi bir kaygısı var.

Rejimin sahipleri için bir tek gündem var; iktidarlarını sürdürebilmek, bunun için yapmacakları hiç bir şey yok. “Türkiye’de ekonomi baş aşağı gidermiş, AB perspektifini tamamen kaybedermiş, NATO üyeliği tehlikeli hale gelirmiş!” bunların hiç birisi Erdoğan Rejimini ilgilendirmiyor.

S-400’ler Türkiye’nin hava savunması için değil, rejim savunması için alınmaya çalışılıyor. Erdoğan Rejimi göstermelik olarak seçimlerin yapıldığı ama seçim sonuçlarının kendi iktidarları açısından hiç bir negatif sonuç üretemediği bir sistem geliştirmeye çalıştı.

Anadolu Ajansının yeniden düzenlenmesi; başına atanan genel müdür, YSK’ye atanan hakimler ve onların seçim sonuçlarına müdahalesi, mühürsüz pusulalar, Cumhurbaşkanlığı ve Referandum sürecinde yaşananlar sanki rejim tarafından kurgulanan sürecin problemsiz işlediği görüntüsü veriyordu.

Fakat İstanbul’da Ekrem İmamoğlu ile ortaya çıkan problem bütün bu seçim usülsüzlüklerine projektör tutu. Rejim açısından sorun sadece İstanbul’da 23 Haziran’da yapılacak seçimlerin sonucunun ne olacağını aşmış durumda; muhtemelen bundan sonra böylesi yol kazaları olmaması için neler yapacaklarına konsantre olmuş durumdalar.

15 Temmuz Erdoğan’ın kendi ifadesi ile rejimin ömrünü uzatması için önüne altın tepside sunulmuş Allah’ın bir lütfuydu. Erdoğan bunu tepe tepe kullandı; devlet içerisinde bütün muhaliflerini temizledi, sivil toplumda kendisine muhalefet olanları muazzam kriminalize ederek toplum dışı hale getirmeye çalıştı, parti içi muhalefet FETÖ’cü yaftası yememek için ağzını açamaz hale geldi.

Fakat diğer herşey gibi 15 Temmuz ve FETÖ’nün de bir kullanım süresi var; bu iki enstrüman bu saatten sonra artık iktidar üretme açısından rejim tarafından etkili kullanılma sürelerini kaybettiler. Kimi zaman FETÖ silahı ile toplumu yönlendirmek, rakiplerini vurmak istiyorlar ama sonuç tam tersi oluyor, kendileri gülünç duruma düşüyorlar.

En son Binali Yıldırım, Ekrem İmamoğlu ile katıldığı açık oturumda rakibini FETÖ’cülükle itham etme imasında bulundu, ama hemen geri adım atmak zorunda kaldı. Bu noktadan ısrarın artık sadece kendilerine zarar vereceğini biliyorlar.

Erdoğan rejimi en son yapılan yerel seçimlerde artık normal seçimler yoluyla toplumsal rıza üretemeyeceğini anladı. Sürekli beka sorunu üzerinden toplumu yönetmenin kendileri açısından ne kadar kolay bir şey olduğunu da 15 Temmuz sonrası tecrübe ettiler.

Bu iki şey rejimi S-400 almaya iten en temel dinamik olarak karşımızda duruyor. Rejim S-400’leri almak suretiyle ABD ve diğer NATO ülkelerinden gelen tepkiler üzerinden kendisini seçimler üstü bir yere oturtmaya çalışıyor.

Toplumun geri kalanına “ben bu ülkenin güvenliğini ve bağımsızlığını dünyanın en güçlü ülkelerine karşı koruyorum, bunu bir tek ben yapabilirim, muhalefet düşmanla işbirliği yapıyor” diyerek, seçimleri manasızlaştırmak ve bu yolla kendi iktidarını güvenceye almaya çalışıyor. Nitekim rejim S-400’ler üzerinden ortaya çıkacak olası bir krizi kendi lehine kullanımının hazırlıklarına başladı bile.

ABD’ye ve AB’ye karşı bağımsızlık mücadelesi verdiğini söyleyen rejim, Rusya ile girdiği bağımlılık ilişkilerini gözlerden kaçırmaya çalışıyor. Zaten enerjide neredeyse tamamen Rusya’ya bağımlı olan Türkiye S-400’lerle askeri alanda da yavaş yavaş Rusya’ya bağımlı hale gelmeye başlıyacak. Fakat bu rejimi ilgilendirmiyor; çünkü Rusya kimseden, seçim güvenliği, insan hakları, demokrasi talep etmiyor.

S-400’ler Erdoğan’ın yeni 15 Temmuz’u olma yolunda ilerliyor, oradan çıkacak yeni bir kargaşada Erdoğan “seçimsiz iktidarımı güvenceye alabileceğim bir Türkiye çıkarabilir miyim?” kaygısında. İşte tam da bu nedenle İstanbul’da yenilenecek seçimler çok önemli. İşte bu nedenle sayın Selahattin Demirtaş’ın durduğu yerden demokrasimize bir şans vermeli, yerel seçimleri Erdoğan Rejimini durdurmanın bir aşaması olarak görmeli ve demokrasi bloğuna güç vermeliyiz.

Yazarın diğer yazıları