‘Sabahın bir sahibi var’… Diren HDP yalnızca diren!

Açıkçası, HDP toplantısından “direnerek meydan okuma” sonucu çıkacağını umuyordum.

“Erken seçimle meydan okuma” sonucu çıktı.

Faşist rejime karşı “erken seçimle meydan okunabilir mi?”

Sanmıyorum. Birçok seçime girip çıkan, vekilleri belediye eşbaşkanları defalarca tutuklanan, yöneticileri, üyeleri katledilen HDP’nin de “erken seçimle faşizme meydan okumanın” bir “direniş” biçimi olmadığını bildiğine inanıyorum.

Hiç kuşkusuz son yerel seçimlerde, CHP adaylarına verilen destek sayesinde elde edilen başarının, örneğin şimdi yapılacak olan bir “erken seçimde” tekrar edilemeyeceği de büyük olasılık. Çünkü şu anda Rojava işgal ediliyor ve CHP bu işgalin “muhalif müttefiki”.

Yalnızca HDP’nin ve sosyalistlerin oylarıyla bir seçim “zaferi” elde etmek ve AKP’yi devirmek ise matematiksel olarak imkansız.

O nedenle Medya TV’de “erken seçim çağrısını”, Erdoğan’a karşı, “bir kerelik” bir “cevap” olarak yorumladım.

“Erken seçim” çağrısının stratejik ya da taktik bir “kampanya” konusu olamayacağını, Erdoğan’a, “eğer cesaretin varsa bir erken seçim yaparsın, ağzının payını alırsın” türü bir “meydan okuma” olarak, “söylem düzeyinde” bir ifade olduğunu düşündüm.

Yorumum doğruysa, genel geçer ve her grup toplantısında dile getirilen görüşlerin yer almasına, bu arada “faşizme gidilmemiş de gidilmekte olduğuna” dair zayıf ifadelere rağmen deklerasyonda her hangi bir sorun yok demektir.

Sorun olmasa bile ciddi bir “boşluk” var.

“Erken seçim çağrısı”, ne yazık ki, deklerasyonda dile getirilen “direniş, sivil itaatsizlik” gibi, somutlanmamış olsa da, önemli irade beyanlarını perdelemiş bulunuyor.

Kamuoyu anında deklerasyonu “erken seçim” kampanyasının başlangıcı olarak yorumladı. Hatta ANF ve Y.Özgür Politika bile haberi “erken seçim çağrısı” olarak verdi.

“Çekilerek meydan okuma” önerisi, belli ki HDP’yi sanılandan çok etkilemiş. Uzaklardan, tabanda ne gibi eğilimlerin güç kazandığını bilmem mümkün değil.

Eğer “çekilme önerisi” gerçekten HDP’yi gereğinden fazla meşgul edecek kadar etki yaratmış ise deklerasyondaki “soyut sivil direniş” sözleri bu etkiyi kıramaz. Hele kamuoyu, “çekilmenin” alternatifini “erken seçim” olarak algılıyorsa, bilelim ki, “çekilme” taraftarlarının sayısı bu algı yüzünden artar.

Çünkü “erken seçim” “çekilmenin” alternatifi değildir. Neden? Şundan: “Çekilme” doğru olmasa da bir “eylemdir, protestodur”.

Bunu yapabilirsin. Ama “erken seçim çağrısı”, deklerasyonda da belirtildiği gibi, “AKP-MHP iktidarına yapılmış bir çağrıdır.” Sen kendi başına “erken seçim” yapamazsın. AKP-MHP, CHP kabul etmedikçe bu talebi tekrarlamakla kalırsın.

Daha kötüsü eğer bu talebi bu partilerin tabanına benimsetmek gibi aylar ve yıllar sürecek bir kampanyaya giriştiğin anda, kendi kitleni “erken seçimle çözüm” beklentisine sokarsın. Bilinçli öncü kitle bu “beklentiye” girmese de, onu izleyen kitle bu “beklentiye” girdiğinde, öncüyle halk arasındaki bağları havaya uçurursun.

Bunu yaptığın zaman “nasılsa erken seçim olacak, bahar gelecek, yonca bitecek, ölme eşeğim ölme” hikayesindeki durum ortaya çıkar.

“Erken seçimle sorunlar çözülür” diye beklentiye giren kişi, ne kayyım darbesine, ne tutuklamalara, ne de Bakur’daki, Başur’daki, Rojava’daki savaşa ve işgale karşı “bedel ödemeyi” göze alır.

“Belediyelerden çekilmenin” alternatifi, “belediyelerde aktif Gandici silahsız direniştir.”

“Belediyeleri, gece gündüz nöbet tutarak savunacağız, kapıları kayyımlara kapatacağız, ancak bizim cesetlerimizi değilse bile, bedenlerimizi çiğneyerek belediyemizi elimizden alabilirsiniz, o halde hodri meydan” dendiğinde ve bu meydan okumaya uygun bir irade ve örgütlenme ortaya çıktığında, Sakık da dahil bütün “çekilme” yanlıları HDP’nin yanında yer alır.

“Erken seçimi” HDP kendi başına yapamaz. Başkalarının oluruna kalmış bir çağrı halk mücadelesini etkisiz kılar. Oysa “Gandici direnişi” HDP yapabilir.

PKK Önderi Öcalan, biri 2016 yılında, diğeri en son kardeşiyle yaptığı görüşmede, Belediyecilik alanındaki büyük zayıflıklara sert eleştirilerde bulunmuştu.

Halkla bütünleşmiş, halkı etrafında örgütlemiş bir belediyeceliğin başarılamamış olmasını, bir çoğumuzun yüzünü kızartacak şiddette suçlamıştı.

O nedenle Belediyeler’de “Gandici direniş” bu zayıflıkta sorumluluğu olan her kardeşimizin “özeleştirel” görevi olmalıdır.

Ve ben böyle “cesur ve samimi” bir özeleştiri karşısında, bir gün sonra olmasa bile, az sonra, şimdi geriye çekilen seçmenlerin harekete geçeceğinden, oylarıyla seçtiği insanların bu “direniş” haykırışına mutlaka yanıt vereceğinden eminim.

Şimdi direniş yanlısı çevrelerin de, “çekilme” yanlılarının da beklentisi, HDP’nin, deklerasyonda dile getirilen “sivil direnişi” en kısa zamanda nasıl örgütleyeceğidir.

HDP elbette “ihtilal” yapamaz, barikata çıkamaz. Bu işin “bir sahibi vardır.” Ama direnebilir: Diren HDP…

Yazarın diğer yazıları