Sadece Kürtçe yoktu!

Hacc izlenimlerime kaldığım yerden devam ediyorum. Mekke bakımsız bir şehir. Suudi yönetimi her yıl hac vesilesi ile ülkelerine gelen insanların sırtından milyarlarca dolar kazanmasına rağmen halen İslamın bu kutsal kentinde metro sistemi ve ulaşım sorununu çözmüş değil. İnsanların seyahat hürriyetleri taksi şoförlerinin insafına bırakılmış. Suudi esnafının vicdan ve ahlakı da tam on(!) numara. Hacc farizesini yapmak üzere ülkelerine gelen insanları soyup soğana çevirmek için envayi türlü numara yapıyorlar.

Bir dükkana girip bir şey almak istediğiniz zaman yüksek bir meblağ ile karşılaşıyorsunuz. Şükran deyip dükkandan çıkarken “Haci, hacci gel, gel” diyorlar ve alacağınız eşyanın fiyatı bir anda yarıya iniyor.

Hz.Hatice bildiğiniz gibi Hz.Muhammed(sav) ilk eşi. İlk müslüman kadın. Bütün servetini İslamın ilk çıkış döneminde İslamın emrine veriyor. Her türlü eziyeti Hz.Muhammed ile birlikte göğüslüyor. Hz.Muhammed onun için „Allah yemin ederimki bana Hatice’den daha hayırlı bir hanım verilmemiştir. İnsanlar beni inkar ettiği zaman o bana iman etti. İnsanlar beni yalanladığı zaman o beni tasdik etti. İnsanlar beni mahrum ettiği zaman o bana malı ile sahip çıktı. Allah beni ondan diğer hanımlarımdan olmadığı gibi çocuklarımlan rızklandırdı” der. O Fatima’nın anasıdır. Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’in ninesidir. Ehlibeyt’in soyağacıdır. Ancak onun adına yapılmış bir camii bile yoktur koca ülkede. Mekke’de sahabelerinde bulunduğu mezarlığın en üst tarafında bir ağacın altında yatıyor. Mezarını uzaktan seyredebiliyorsunuz. Uzaktan fatiha okuyabiliyorsunuz. Sadece onun değil, onun cennetin meyvesi olan kızı Hasan ve Hüseyin’in annesi Fatima’da Medine’de Cennet ül Baki’de Ehlibeyti ile birlikte yatıyor. Hacc döneminde onun da mezarının etrafında dikenli korunakla tecrit uyguluyorlar. Hz.Ali ile kaldığı evi sonradan camiye çevriliyor. Ancak bu camiye de kilit vurulmuş. Her devrim gibi İslam devrimi de sonradan yozlaştırılmış. Onu eti ile tırnağı ile büyütenler hep ötelenmiş. Hz.Muhammed’e ve İslama karşı çıkanlar ise adeta ödüllendirilmiş. İslamda ahde vefa olmalıydı.

İslama emek veren, onun Ortadoğu’dan sökülüp atılmasına engel olan Kürtlere de aynı vefasızlık uygulanmış. İslamın ilk sahabelerinden birisi de Cemal El Kurdî’dir. Aile hukuku konusunda otorite idi. Hz.Muhammed ona kimliği ile hitap ediyordu. Tıpkı Bilal Habeşi ve Selmani Farisiye kimliği ile hitap ettiği gibi. Ancak Medine’de her tarafta asılan bir pano var. Burada şu sözlere rastlıyorsunuz „Gelişiniz bizi mutlu etti. Size hizmet etmek bizim için onurdur”. Bu cümle bütün dillerde yazılmış. 56 Müslüman ülkenin dili ile. Ancak Kürtçe yazılmamış. Birde Mescidi Nebevi’de asılı birden fazla pano var. Bu panoda da her dilden “Müslüman kardeşim bu çizginin dışında namaz kılma bu çizgi imamın çizgisidir yazılı. Ancak Hücürat süresinin 38.ayetine rağmen bu yazının Kürtçesi panoda yazılmamış. Devleti olmayanı, statü sahibi olmayanı kimse tanımıyor. İşte onun için İran ve Türkiye Kürtlerin Güneydeki referandumuna karşı çıkıyorlar. Hudutlarını kapatılıyorlar. Meclislerinden savaş tezkereleri geçiriyorlar. Birde benim müslüman Kürt kardeşlerimi dini duygularını istismar ederek sömürüyorlar. Bilmemki bu gaflet uykusundan ne zaman uyanacak Kürt müslüman kardeşim!

CİK’in düzenlediği Hacc seferine her taraftan müdahale edildi. Son saatte kadar vize sorunumuz sallantıda idi. CİK yönetimi ve sorumluları da birbirlerini boşa çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Organizasyondaki hataların faturası da CİK’e çıkartılıyordu. Oysaki, “Kurmê darê li darê nebe dar nakevê” (ağacın kurdu ağaçtandır) Kürtlerin meşhur bir atasözüdür. Söylenecek çok şey var.

Hepsini CİK’in kongresinde söyleyeceğiz. Şahısların eksikliği, şahıslara değil kurumlara mal ediliyor. Bunu aklımızın bir köşesine yazalım.

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BUHAFTA:

* 27 Eylül 1994 tarihinde ARGK Dersim komutanlarından Celal Barak TSK ile girdiği bir çatışmada yaşamını yitirdi.

* 28 Eylül 1975 tarihinde İstanbul’da DDKD (Devrimci Demokratik Kültür Derneği) kuruldu.

* 28 Eylül 1992 tarihinde İstanbul’da MKM kuruldu. Kurucuları arasında şehit Ozan Ali Temel de vardı. 

* 29 Eylül 2009 tarihinde Heyva Sor çalışanlarından şehit babası H.Hasan Aydın 16 yıl sonra döndüğü ülkesinde yakalandığı hastalıktan vefat etti.

Yazarın diğer yazıları