Sağlık servisi krizi

Çiçeği burnunda yeni Başbakan Boris Johnson 2016 yılında AB’den çıkışı destekleyen kampanyası esnasında dillendirdiği yegane argüman, İngiltere’nin cebinden her hafta AB’ye boşu boşuna 350 milyon Sterlinin çıktığıydı.

Hatta AB’den çıkılırsa bu 350 milyonu NHS’e yani İngiltere’nin Ulusal Sağlık Servisine vereceği vaadinde bulundu. Referandumdan çok sonra Johnson’un bu argümanının gerçek olmadığı ortaya çıktı, hatta Johnson ifade verip özür diledi.

Ama tabi iş işten geçti. Seçmenlerin bazıları gerçekten de AB’ye haybeye para verdiğine inandı ve AB’den çıkma yönünde oylarını kullandı. Referandumun üzerinde 3 sene geçti ve böylesi hayati yalanlar söyleyen politikacı Başbakan oldu.

Şimdi NHS, Johnson’dan hesap soruyor ve haftalık 350 milyon Sterlin ek yatırımı talep ediyor. NHS, Muhafazakar Partinin 2010 yılında hükümete gelmesinden beri tabiri caizse yerlerde sunuyor. Bütçe kesintileri ile büyük bir darbe aldı. Bu darbenin maliyeti 6 milyar Sterlin. Bu miktarı belirlenmesine destek veren de Johnson’ın kendisi.

Geçen sene Sunday Times gazetesinde ele aldığı makalede sağlık servisinin düzelebilmesi için hükümetin NHS’e 6 Milyar Sterlin aktarması gerektiğini savunmuştu. Ee malum şimdi Johnson, hükümetin kendisi oldu ve muhalefet ve halk çatır çatır bu verdiği sözleri yerine getirmesini bekler haliyle. Bu hafta 20 hastanenin geliştirilmesi için hükümetin 1.8 Milyar Sterlin vereceği söyleyince kıyametler koptu. Hani nerede haftalık 350 milyon Sterlin hani nerede 6 Milyar Sterlin? NHS’in açığı ve talebi öyle üst teknolojik sağlık makineleri alma hedefli değil. Bildiğimiz hasta yatağı ve sağlık çalışanı ihtiyacı var.

Saatlerce beklenen kuyruklar, aylarca beklenen randevularla karşı karşıya hastalar. Ortalama bir sağlık hizmeti için açık 6 Milyar Sterlin. Ortada olmayan bir para.

Johnson ilk Başbakanlık konuşmasında yine verdi bir sürü sözler vaatler. Tutmasa da sorun yok gibi görünüyor. LGBT, kadın, yabancı düşmanı bir politikacı olması da bir şeyi değiştirmiyor. Burka giyen kadınları mektup kutusuna benzetmişti vakti zamanında, o da önemli değil. Gençler sevmiyor Johnson’ı ama önemli değil. Yaşlılar seviyor ya.

Belediye Başbakanlığından Başbakanlığa uzanan bir yoldan bahsediyoruz. Demek ki tutarlı sözler çok da önemli değil. İngiltere’ni demokrat ve özgürlükçü bir lider istediğini kim söyledi ki hem? İngiltere 31 Ekim’de AB’den çıkılmasa da İngiltere’nin ekonomik kaybı 3’te 1 oranında. 3 yıllık enerji kaybı da cabası.

Her şey rağmen bütün tahminler erken seçimleri gösteriyor. Yani AB’de çıkılsın çıkılmasın erken seçimler bir kaç aya olabilir. Olması durumunda da Johnson’ın tekrar seçilme ihtimali çok yüksek. En çok desteklenen politikacı konumuna ulaştı. Yani Johnson iyi değil ama yine de kazanacak. Yani iyilerin kazandığı bir dünyada yaşamıyoruz. Henüz.

Yazarın diğer yazıları