Sahanın Cenevre’ye yansıması


Suriye’deki savaş gün geçtikçe farklı bir boyut kazanırken, Cenevre görüşmelerine davet edilen çete gruplarının bir kısmı sahada yok oldu, geriye kalan Türkiye destekli çete grupları ise İdlib operasyonu ile birlikte yok edilecek gibi duruyor. Değişen bu dengeler, sahada olduğu gibi başarısız Cenevre görüşmelerine de farklı bir boyut kazandırdı.

Suriye’deki iç savaşın önemli iki dış aktörü olan ABD, Rusya ve politikaları gereği bu iki büyük güç etrafında saf tutan devletler tarafından 2012 yılında Cenevre görüşmeleri adı altında Birleşmiş Milletlerin (BM) masasına konulan ‘Suriye’deki iç savaşa siyasi çözüm arayışı’, sahada değişen dengelere bağlı olarak BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura tarafından farklı bir boyuta taşınmak isteniyor.

Suriye’nin önemli askeri ve siyasi gücü olduğu kadar Suriye’nin geleceği noktasında da önemli noktada duran Kürtler, davet edilmeden 2012’de başlayıp farklı aralıklarla gerçekleştirilen 8 görüşmeden hiçbir sonuç elde edilmemişti. Yaşanan bu başarısız sürecin ardından Cenevre görüşmelerini tekrardan başlatmak için bir dizi çalışma yürüten BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, bölgesel ve uluslararası güçlerle yaptığı bir dizi görüşmenin ardından Cenevre görüşmelerini yeniden başlatmak niyetinde.

Bu amaçla geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapan de Mistura, Astana ve Soçi toplantılarının garantör ülkeleri olan Rusya, Türkiye ve İran’ı 11 ve 12 Eylül’de Cenevre görüşmelerine davet etti. Her üç ülkeyi, Suriye için yeni bir anayasa geliştirmekle görevli bir komisyonun oluşturulmasını tartışmaya çağıran de Mistura, aynı zamanda Suriye’nin geleceği noktasında ABD ve diğer ülkelerle de görüşmeler gerçekleştirileceğini duyurdu.

De Mistura’nın Cenevre görüşmelerini Eylül ayı içerisinde yeniden başlatmak istemesi, beraberinde görüşmelerde Esad rejiminin karşısına bu defa hangi muhalefet grubunun çağrılacağı sorusunu akıllara getirdi.

Son olarak 28 Kasım-15 Aralık 2017 tarihleri arasında yapılan Cenevre-8 görüşmelerine bölgesel güçler destekli muhalefet adı altında davet edilen çete gruplarının birçoğu sahadaki askeri ve siyasi gücünü tamamen kaybetti, geriye kalanlar ise önümüzdeki günlerde yapılması planlanan İdlib operasyonu ile ortadan kaldırılacak gibi duruyor.

BM’nin Suriye iç savaşın dış aktörleri konumunda olan ABD ve Rusya başta olmak üzere birçok devletin çıkar çatışmaları arasında gidip gelerek, Suriye halklarının geleceğini 6 yıl boyunca Cenevre görüşmeleri adı altında karanlığa mahkum edilmesinde büyük rol oynadığı kaçınılmaz bir gerçek.

BM’nin Suriye’nin geleceğini tartışmak için Türkiye destekli çete gruplarının İdlib’den temizlenmesinin ardından adeta çete gruplarına karşı yenilmezliğini ilan edecek olan Esad rejiminin karşısına kimi çıkaracağı ise bir muamma.

Her defasında Türkiye ve bölgesel güçlerin tavrına bağlanarak Cenevre görüşmelerine davet edilmeyen Suriye’nin demokratik geleceğinde önemli noktada duran ve Suriye’de gerçek bir muhalefet anlamında ayakta kalan tek güç olan Kürtlere karşı yaklaşımın nasıl olacağı ise başka bir merak konusu.

Bu konulara ilişkin BM’deki gazetecilerin sorularını her defasında geçiştirmekle yetinen BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın ortaya koyduğu tavır, bir taraftan BM’nin Suriye’nin geleceğine yönelik net bir projesinin olmadığının göstergesi olurken, diğer taraftan ise Suriye’nin geleceğinin tamamen savaşın dış aktörlerinin politikalarına ve bölgedeki güç dengelerine bağlı olarak şekilleneceği. Tam da bu nedenden kaynaklı Rusya, İran ve Türkiye’yi Cenevre’ye davet eden de Mistura, bu defa rejim ve sözde muhalefet grupları arasında değil de savaşın asıl tarafları arasında yani ABD, Rusya ve politikaları gereği bu güçler etrafından duran devletler arasında mekik dokuyacak gibi duruyor.

[email protected]

Yazarın diğer yazıları