Sahte diplomalı Cumhurbaşkanına hakaret söz konusu olamaz

Üç gün önce Ankara 39.Asliye Ceza Mahkemesinde ilginç mi ilginç bir dava görüldü. “Paralel Yapı” iddiasıyla gözaltına alınan Ahmet D. isimli şahıs, akabinde “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılanmaya başlanmış. Sanık Ahmet D. mahkemedeki savunmasında; “Recep Tayyip Erdoğan 4 yıllık fakülte mezunu değildir. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı görevini yapamaz. Dolayısıyla cumhurbaşkanına hakaret suçu da oluşamaz” dedikten sonra mahkemeden Tayyip Erdoğan’ın diplomasının istenmesini talep etti. 

Recep Tayyip Erdoğan’ın üniversite diplomasının sahte olduğunu ilk kez, 24 Nisan 2014 tarihinde, MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu gündeme getirmişti. Halaçoğlu, Erdoğan’ın diploma yerine Yüksek Seçim Kurulu’na sunulan “mezuniyet belgesi” üzerindeki bilgi ve imzaların sahteliğini de kamuoyu ile paylaşmış; “her konuda dava açan cumhurbaşkanı bu kez sessiz. Ben cumhurbaşkanına diploman sahte diyorum beni mahkemeye vermiyor” demişti.

Tayyip Erdoğan’ın sözcüleri, AKP yöneticileri, akademisyen hayranları, onu cansiperane savunan havuz medyası, başından beri “sahte diploma” konusunda sessizlik içinde ve duymazdan gelme politikası izliyor.

Cumhurbaşkanı olmak için 4 yıllık fakülte mezunu olmak gerekiyor. Oysa Tayyip Erdoğan’ın mezun olduğu tarihte okuduğu Sultanahmet’teki İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 3 yıllıktır. 

Erdoğan’ın Yüksek Seçim Kurulu’na diploma yerine sunduğu 1981 tarihli mezuniyet belgesinde Erdoğan’ın fotoğrafı, belgede olması gereken gizli damga ve soğuk damga yoktur. Dekanın imzası var ama mührü yoktur. Kısacası okuldan mezun olanlara verilen mezuniyet belgelerinden farklı bir belge söz konusudur.

Daha önemlisi 1981 yılında 3 yıllık bir okuldan mezun olan Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, 1982 yılında kurulan 4 yıllık üniversite diploma vermiştir.

CHP milletvekili Barış Yarkadaş 20 Nisan 2016 günü, dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlamasını istediği soru önergesinde, “Recep Tayyip Erdoğan ülkemizde hangi üniversitede öğrenim görmüş ve ne zaman mezun olmuştur? Erdoğan’ın öğrenim gördüğü bölümün adı nedir ve bölüm kaç yıllıktır?” diye sormuş. Ancak bu sorular yanıtlanmamıştır.

Bu tartışmalar sürerken yazar Ayşe Hür, geçen mart ayında Tayyip Erdoğan’ın mezun olduğu iddia edilen Marmara üniversitesine yazı yazarak Erdoğan’ın diplomasını sordu. Üniversite, bu konunun “özel hayatın gizliliği” kapsamında olduğunu belirterek soruyu yanıtlamadı.

Daha önemlisi Tayyip Erdoğan’ın ilkokul, ortaokul ve İmam Hatip Lisesi’nden epey arkadaşı ortaya çıktı. Bu yıllara ait fotoğrafları da var. Ama Erdoğan’ın 4 yıllık üniversiteden bir tek arkadaşı çıkmadı ve “evet biz birlikte okuduk” demedi. O yıllara ait arkadaşları ile amfide, okul kantininde, mescitte veya üniversite bahçesinde bir tek fotoğrafı yok. 

Konunun ciddiyeti ve sarsıcı sonuçları karşısında Erdoğan ve çevresinin derin suskunluğu, eldeki bilgiler ve mevcut belge, Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Anayasası’nın 101.maddesi ile 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 6. maddesinde öngörülen “seçilme yeterliliği”ne sahip olmadığını gösteriyor.

Türkiye’yi şu an, anayasa ve yasalara göre cumhurbaşkanlığı seçimlerine girme hakkı bulunmayan bir zat fiilen yönetiyor. 

Türk Ceza Kanunu’nun 204. Maddesi “Resmi Belgede Sahtecilik” suçunu düzenliyor. Mevcut durumu ile, Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde diğer belgelerle birlikte YSK’ye sunduğu mezuniyet belgesi de bu suç kapsamındadır.

Tayyip Erdoğan ve çevresinin, YSK’ye diploma yerine sunulan sahte belge konusundaki derin suskunluğu, bu konuyu geçiştirme eğilimi, yumruk yenilecek en zayıf nokta olmasındandır.

Tayyip Erdoğan bu aleni hukuksuzluğu ve bu büyük belayı sadece ve sadece bir tek yolla halledebilir: Savaşı, şiddeti ve devlet terörünü olağanlaştırarak bir yönetim modeline dönüştürerek…

Hukukun ve yasaların rafa kaldırıldığı tek adam diktatörlüğünü bir an önce tesis edebilirse eğer, bulaştığı büyük yolsuzlukları, ailesinin son 15 yılda yasadışı yollarla elde ettiği devasa serveti, sahte diploma konusunu da halletmiş olacak, böylece saray saltanatını ömür boyu garanti altına almış olacaktır.

Yazarın diğer yazıları