Sanat esasa dair eleştirel tutumun adıdır

Türkiye’de sanat ve entelijansiya bütün cumhuriyet tarihi boyunca iktidara karşı, iktidarı ele geçiren hiçbir iktidar kliğine karşı gerçek bir muhalefet ortaya koyamamış; iktidarın, devletin uygulamalarına itiraz etmemiş, teşhir etmemiş, bir yüzleşme ve hesaplaşmaya öncülük etmemiştir. Toplumun vicdanı olmak, toplumu iktidarlar karşısında ahlaki ve vicdani bir çizgide savunmak yerine iktidara, gücü yettiğinde esası teşkil etmeyen meseleler üzerinden bir eleştirel tutum almak, gücü yetmediği yerde sessiz kalarak yahut iktidarla uzlaşarak bir ilişki yürütmek temel bir çizgi olmuştur. Elbette iktidara karşı ahlaki ve vicdani bir tutumun sahibi olarak muazzam bir muhalefet yürütmüş ve bunun bedelini de çok ağır ödemiş sanatçılar, entelektüeller var. Türkiye sanat ve entelijansiya iklimine eleştiri getirirken bu isimlerden bahsetmemek ve onların hakkını teslim etmemek elbette ki ahlaki bir tutum olmayacaktır. Ancak ne yazık ki bu insanların, iki elin parmaklarını zar zor aşacak bir sayıda olması özellikle fiziki olarak çok kolay ekarte edilmelerine neden olmuştur. Suikast, cezaevi, sürgün gibi uygulamalar bu insanların yaşamından hiç eksik edilmemiş, onlara yaşam cehennem edilmiştir.

Esas itibari ile Cumhuriyet dönemi Türk entelijansiyanın temel sorunu, içine doğduğu tekçi Türk-Müslüman-Sünni-erkek zihniyet inşası karşısında toptan ve temelden bir eleştiri ve karşı koyuşun sahibi olamamasıdır. İttihat Terakki’den tevarüs eden pozitivist milliyetçi vatanseverliği aydın olmanın temel ölçüsü haline getiren yaklaşım, zaman zaman farklı renklere ve soslara bulansa da bütün cumhuriyet tarihi boyunca bütün meselelere yaklaşımın esasını oluşturmuştur. Çok uluslu, çok etnisiteli, çok dinli, çok inançlı, çok dilli, çok kimlikli, çok kültürlü bir coğrafya üzerinde “Cumhuriyet“ adıyla yeni bir egemenlik inşa edilirken bu farklılıkların tümü tekçi bir kimlik içerisinde zora, baskıya hatta katliama dayalı yöntemlerle eritilmiştir. Bu dayatmacı ve tekçi kimliğe temelden bir eleştiri getirmeden ve hatta çoğu zaman bu kimliğe ait olmanın güvenli suları içerisinde sanatsal ve entelektüel üretimde bulunmak onu hiçbir zaman bir entelektüel ve sanatçı yapmadığı, ürettiği bilgi ve estetik, insanlığın hiçbir işine yaramadığı gibi insani olarak da ahlaken ve vicdanen eksik kılmıştır. Esasen cumhuriyet iktidarının ve hükümetlerinin gadrine uğrayan, öldürülen yahut sürüm sürüm süründürülen aydın, entelektüel ve sanatçılar da zaten Cumhuriyet’in bu tekçi kimlik inşasına itiraz edenlerdir.  Bugün Türkiye’de hükmetme, iktidar kurma biçimin geldiği yer artık kendi içinde de çok daha fazla heterojen bir yapıya ihtiyaç hissetmektedir. Mevcut iktidar biçiminin, artık kendi iktidar alanı içerisinde kendisinin farklı renklerine ve soslarına da tahammülü yoktur. Mutlak tek renk, tek rengin tek tonu, tek ses, tek avaz, tek vurgu, tek ifade, tek ağlama, tek gülme biçimine ihtiyaç duymaktadır. En ufak bir yorum farkını, en ufak bir farklı vurguyu kendi iktidarı için büyük tehlike saymakta ve en sert biçimde üzerine gitmektedir. Yoksa son dönemlerde Cumhuriyet’in Tek Adamı’nın kimi eleştirileri yüzünden hedef alıp, hedef gösterip, tehdit edip, yaptırım uygulattığı sanatçıların, gazetecilerin, siyasetçilerin, Cumhuriyet’in yüz yıllık tekçi kimliği ile ilgili olarak mevcut iktidardan esastan farklı olan tek bir düşünceleri yoktur. Ve bu esastan farklılığın ve itirazın sahibi olmadan bir gün bu tekçiliğin kendilerini de yiyeceğinin hala farkında değiller. Cumhuriyet ideolojisinin öcü gösterdiği farklı kimliklerden ve düşüncelerden, kendilerinin de bu kadar hedef haline geldikleri koşullarda dahi  hala özenle uzak durmaya çalışmaları demokrasi adına, sanat ve aydınlanma adına, ahlaki ve vicdani bir toplum yaratma adına  nasıl bir gaflet içerisinde olduklarını açıkça göstermektedir.

Açığa çıkan bir şey daha var ki esasen bu iktidar biçimi siyaset bilimciler, toplum bilimciler tarafından net bir şekilde tarif edilmiştir. Bu iktidar biçiminin adı açık faşizmdir. An ve süreç itibariyle örtük faşizmin örtüsü mevcut iktidar tarafından kaldırılarak açık faşizm rejimine geçilmiştir. Açık faşizm koşullarında en ufak bir farklılığa tahammül yoktur. Açık faşizm mutlak biat ister. Ya kökten bir itiraz ve hesaplaşma yahut tümden bir biat ve kimliksizleşme.

Yazarın diğer yazıları