Sanat ve direnis

Direnmenin en soylusu olan sanat; derinliği, yüksekliği, ağırlığı, etkinliği sınırlanamayan özelliğiyle bir tılsım, bir büyü ve hiçbir silahta bulunmayan, menzili sonsuz kudrettir. İhtiyaç duyduğu şey; sadece nota, renk, mineral ve kelimelerden ibarettir.

 Kötülüğü seçenlerin taşları haksızlıkla döşenirken diğerlerine şüphesiz ki direnmek düşecektir… Öyle ya da böyle, ufak ya da büyük, geçmiş ya da şimdi hiç farketmez; yok edilen her güzel şeye karşı sesli, sessiz, güçlü, güçsüz direnmek, doğamızda olan bir şeydir… Bilincimizle yükselir.

Gülizar KILIÇ*

Hayal ettiklerimizi gerçeğine en yakın şekliyle dışarıya çıkartıp başkalarının zihninde sarsıntıya dönüştürebilmek diye tarif ediyorum kendimce, sanatı. Zira içimizde yarattığımız resmi, sesi ya da hissi aktarabilmek ikinci bir yaratma eylemidir ve şaşırtan, mucizevi bir gelişmedir.

Genlerimizle taşınan bu gücün, yaşamdan topladığımız sayısız veri ile karılıp öğütüldükten sonra aldığı son şekil, pekala bir canlının doğuşu gibidir ve en güçlü ölümsüzlük eylemidir. Tek cümlelik anlatımla, ölüme direnmektir.

İçinde iyi ile kötüyü aynı anda taşıyan ve bunlardan birini daha çok besleyen insanların yol ayrımında yönlerini belirleyen olumlu enerjidir.

Kötülüğü seçenlerin taşları haksızlıkla döşenirken diğerlerine şüphesiz ki direnmek düşecektir. Öyle ya da böyle, ufak ya da büyük, geçmiş ya da şimdi hiç farketmez; yok edilen her güzel şeye karşı sesli, sessiz, güçlü, güçsüz direnmek, doğamızda olan bir şeydir, bilincimizle yükselir.

Direnmenin en soylusu olan sanat; derinliği, yüksekliği, ağırlığı, etkinliği sınırlanamayan özelliğiyle bir tılsım, bir büyü ve hiçbir silahta bulunmayan, menzili sonsuz kudrettir. İhtiyaç duyduğu şey, sadece nota, renk, mineral ve kelimelerden ibarettir. Jeanluis Jaubertt’in dediği gibi ”Sanatçının dünyayı değiştirmek için sözlerden, renklerden notalardan başka bir gücü yoktur.” Ama bu güç hafife alınmamalıdır. Çünkü insanın diğer güç ve araçları kullanabilmesinin koşullarından biridir.

”Gerçekliğin sanat aracılığı ile bilince çıkarılması yaşamın tüm alanlarını kapsar.”

Tarih öncesinden bu yana, mağara duvarlarından günümüzün kilise, han ve saraylarına dek sadece bir süsleme değil, uzun uzun şeyler söyleme üzerine işlenmiş nice eser, taş tabletlerden saten sayfalara yazılmış nice söz ve iliklerimizle bir nesilden diğerine taşınmış nice ezgi bir tek devrine direnmekle kalmamış; tüm zamanlara meydan okuyarak o herkeste farklı tercüme edilen dilini de hiç kaybetmemiştir.

Edebiyat da, müzik de birbiriyle kıyaslanamayacak kadar eşsiz güzelliği barındıran iki daldır kesinlikle. Fakat halen emekçisi olduğum resim sanatı, renklere bezenmiş diliyle umudun ve karşı duruşun da rengidir.

Özgürlük ve demokrasi mücadelesiz olmuyor ne yazık. Sanat bu mücadelenin önemli bir parçasıdır. Çünkü sanat bir yanıyla çağına tanıklıktır. Hafıza oluşturmaktır. Bugün on binlerce yıl öncesine dayalı bilgilerimiz bu tür hafıza oluşturma etkinliklerinden de beslenmektedir.

Michelangelo ”Ademin Yaratılışı”nı resmettiği tavanda, Tanrı’yı insan beyninin içine yerleştirirken yaratanı yarattığımıza dair bir şey mi demek istemiştir?

İspanya iç savaşını ve faşizmin yıkımını anlatan Guernica tablosu için ”Bunu siz mi yaptınız?” diye soran Nazi subayına; ”Hayır siz yaptınız” diyen Picasso’nun tablosu kadar, verdiği cevap da bir direniş ve sanat değil midir?

Görmenin, hissetmenin, mantığın, aklın ve vicdanın tuvale dökülmüş halidir…

Gezi Direnişini dev boyutlu duvara resmeden ressamın ayni boyuttaki duyarlığıdır.

Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün. Sanatçılar her zaman otoriteye, zulme baskıya savaşa karşı durmuşlar, haksız zulümler ve ölümler karşısında ağırlığını koymuşlar, çağına tanıklık ederken, özgürlüğünü ve özgünlüğünü kontrol altına almaya çalışanlara karşı muhalif tutum izlemişlerdir.

Çünkü; sanatçının bizzat kendisi üretim araçlarının sahibidir, başından sonuna üretim sürecini kendisi belirler kendisi yönetir. O nedenle kendi ürettiğine yabancılaşmaz. Hiç bir otoriteye de boyun eğmez.

* Ressam

Yazarın diğer yazıları

    None Found