Sanatçılar bir adım öne!     –   Ekin RONÎ

Bruno* diri diri yakılmaya götürülürken şöyle söylemiş; tanrı bizim ellerimizle dünyada bir cennet yaratmak istiyor, sizler ise tanrı adına yeryüzünü cehenneme çevirdiniz. Bu mücadele dün olduğu gibi bugünde sürüyor. Dünden bugüne kalan Bruno’nun bu sözleri oldu. Bu sözler hakikati ifade ettiği için halen geçerliliğini koruyor. Hakikatin kalıcılığı, hakikat mücadelesinde direnenlerin ruhu oluyor.

Hakikat her zaman kendini var kılmak ister. Hakikati var kılanlarda tarihte her zaman kutsal sayılmışlardır. Toplumsallığın kimliği, önderleri-mürşitleri, bilgeler-arifler ve sanatçılar bu hakikatin gerçek yolcuları, hakikat yolunu marifetle örenlerdir.

Günümüzün kapitalist modernitenin karanlık güçleri sonuna kadar tanrının adını kullanarak dünyayı cehenneme çevirmek isterken, özgürlük ve demokrasi güçleri de elleriyle bir cennet yaratma çabasında…

Dünün hakikat savaşçıları, Bruno’dan Hallac-ı Mansur’a ve Pir Sultanlara kadar her çağda her yerde bir şekilde dile gelmiş ve hakikati toplumlarına ulaştırmışlardır. Onların ölümleri yaşam olmuş, binyıllar önce fiziken ortadan kalksalar da hiç ölmemişlerdir.

“Mağrurlanma padişah gün gelir senin de çarkın devrilir” diyenler, “BOZUK DÜZENDE SAĞLAM ÇARK OLMAZ” sözüyle Osmanlı’yı vura vura, zorlaya zorlaya devirenler, hakikatin gerçek savunucuları olmuşlardır.

Yavuz Sultan’tan 500 yıl sonra yeniden Osmanlı paşalığına soyunanlar, 500. Yılında Ridaniye ve Mercidabıklar’a yeniden soyunurken Hilafetin yüzü suyu hürmetine Güney Kürdistan’dan, Rojava’ya her şeyiyle saldıranlar elbette toplumun gerçek hakikat yolcularını, sanatçıları karşılarında bulacaklardır.

Bu saldırılar sonucunda yeni Osmanlı hayalleri Erdoğan’ı ya felç edecek ya da ömrünü yiyecektir. Kürt halkına düşmanlıktan vazgeçmeyenler, direniş karşısında kahrolacaklar sadece Kürt halkını değil tüm dünyayı karşılarında bulacaklardır. Bu direnişin gerçek öncüleri de sanatçılar olacaktır. Kültür ve sanat hareketleri her zaman toplumsal direnişlerin öncüsü olarak toplumun hafızasına kazınmış ve toplumların zor anlarında toplumu yeniden ayağa kaldırmış, karanlıklar aydınlığa dönüşmüştür.

Kürt halkının bu zorlu direniş günlerinde bütün devrimci sanatçılar bir adım öne atılmalı, toplumu savunmaya, halkla bütünleşerek toplumu direnişe katmalıdır. Sadece yapılan mitinglere katılıp, birkaç tv programında ya da kliplerle sürece katılmak da önemlidir fakat asla yeterli olmayacaktır. Günümüz sanatçıları olarak belki Victor Jara gibi işkencelere uğrayacağız, belki Yılmaz Güney gibi zindanlara atılabilir ve ya Ahmet Kaya gibi sürgünlere gönderilebiliriz. Toplumun kutsal bir değeri olarak sanat ve sanatçılar için önemli olan hakikati haykırmak, gerçeği göstermektir.

Kültür ve sanat çalışmaları asıl anlamıyla örgüt ve örgütlülük demektir. Zaten bugün bunca zulüm ve acılara yine büyük kahramanlık ve direnişlere rağmen sanatçı yerinde oturuyor ve gelişmeleri sadece seyretmekle yetiniyorsa, örgüt ve örgütlülükten uzak olduğu içindir. Günümüzde kapitalist modern dünyanın topluma ve öncülere saldırısı sadece fiziki değildir, asıl bastırılmak istenen özgür ve demokratik dünyadır.

Rojava’ya ve Güney Kürdistan’a yapılan saldırıların temelinde de bu vardır. Sistem dışı bir güç olarak özgürlük güçleri bastırılmak, demokrasi güçleri yok edilmek istenmektedir.

Gerçek hakikat savunucuları, Kürt halkının sanatçıları ve dostları tarihi ve günümüzü iyi tahlil etmelidir. Leyla Güven’in Gandivari bir hareketle tecrit zincirlerini kıran direnişi gibi sanatçılarımız da faşizmin yıkılışına ve Kürdistan’ın özgürleşmesine odaklanmalıdır…

Unutmayalım ki… gecenin en karanlık anı güneşe en yakın andır.

* İtalyan filozof, gökbilimci, rahip, okültist olan Giordano Bruno, 1548’de Napoli’de doğdu. Sisteme karşı görüşleri olan Bruno, 1600 yılında Roma Katolik Kilisesi’nin Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edildi ve Roma’da diri diri yakılarak idam edildi.

Yazarın diğer yazıları

    None Found