Sandık bizi bekliyor

Seçimlere bir hafta kadar bir zaman kaldı. 

“7 Haziran’da oy verdik de ne oldu… 80 milletvekili kazandık diye bunları yapanlar 150 milletvekili kazansak kimbilir ne yaparlar… Hani HDP barışı getirecekti, 90’ları aşan bir savaş geldi…” 

Bu yaygın bir görüş haline geldi. Ve iktidar yerel ajanları, muhbirleri üzerinden bunu üretiyor. Birkaç gün önce iktidar partisi AKP’nin 15 yöneticisinin katıldığı bir toplantının tutanakları basına sızdı. Saray ve Başbakanlık arasındaki ikiliğin ciddi bir erezyon yarattığı anlaşılıyor. 

“Kimiz” sorusuna yanıt bulamıyorlar. 

Ergenekon tipi derin devletle anlaşan AKP ve Saray Türkiyesi ciddi bir yalnızlık içinde. Bölge ve Suriye politikaları çöktü. DAİŞ’le kurduğu ittifak ve işbirliği nedeniyle yalnızlaşmış durumda. Yaşadıkları bu kimlik bunalımı, erezyon ve yalnızlaşmaya rağmen hala iktidarlar çünkü 13 yıldır katıldıkları bütün seçimleri büyük bir farkla kazandılar. İlk kez 7 Haziran seçimlerinde gerilediler. 7 Haziran seçimlerindeki gerileme iktidarı ciddi olarak sarsmış durumda. Bunun başlıca nedeni HDP’nin barajı aşması ve yüzde 13 gibi tarihi bir başarı kazanmış olmasıdır. Ergenekon tipi derin devletin ortağı AKP ve Saray kaybettiğini kazanmak için bir yandan baskı rejimi kuruyor, diğer yandan Kürt halkı nezdinde seçimleri önemsiz gösteren manipülasyonlar yapıyor. 

HDP’nin 1 Kasım seçimlerinde alacağı yüksek oy ve başarı AKP’yi zayıflatır ve böler. Bu Saray ve Ergenekon tipi derin devletin yok oluşu olur. Ama aksi yani HDP’nin başarılı olamaması AKP ve Sarayın zaferi olur ki bu da daha çok baskı, daha çok kriz ve savaş olur. 

Sıradan günlerden geçmiyoruz. 

Güçlü bir AKP ve Saray Türkiye’nin DAİŞ ortaklığının devamı ve Rojava’nın ciddi baskılanması ve zorlanması olacaktır. 

Rojava özerk rejiminin güçlenmesinin önündeki esas engelleyici güç AKP-Saray Türkiyesidir. Bakınız DAİŞ demiyorum; AKP ve Saray… DAİŞ, AKP ve Saray Türkiyesinin maşasıdır. Eğer AKP ve Saray 1 Kasım seçimlerinde kaybederse DAİŞ kaybeder. Bu Cerablus’un, Rakka’nın özgürleşmesi ve demokratik bir Suriye’nin zaferi olur. 

Bunun için 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin mutlak başarısı gerekiyor. 

1 Kasım seçimleri bu bakımdan tarihidir. Geçenlerde Gezici araştırma şirketinin bir araştırması kamuoyu ile paylaşıldı. Araştırmaya göre, Türkiye toplumunun yüzde 68.5’i Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan korkuyor. Korkmayanların oranı ise yüzde 25.5. 

Bir Alman’a “Başbakan Merkel’den korkuyor musunuz” sorusunu sorsanız herhalde “soruyu anlamadım” cevabını alacaksınız. Ama bir Iraklıya “Saddam Hüseyin’den korkuyor musunuz” sorusunu sorsaydınız yüzde 68 “evet” derdi. Bu, zorba ve dünyadan tecrit olmuş “Yeni Türkiye” korkusudur. 

Farklı olan herkes baskı görüyor ve yaşam tarzları tehdit altında. Zorbaya ve baskıya karşı direnenler katliama maruz kalıyorlar. Bakınız Suruç’ta yaşanana, bakınız Ankara Tren Garı’nda yaşanana… 

Gezi’de kadın ve erkekler öldürüldüler. 

Suruç’da 33 insan öldü. Orada ben de olabilirdim, siz de… 

Ankara Garı’nda 100’ün üzerinde insan öldü. Orada ben de olabilirdim, siz de… 

Cizre’de dokuz günde 21 sivil öldürüldü. 

Barış isteyen, özgürlük ve demokrasi isteyenler 1 Kasım’da sandık başına giderse emin olun bu zorbalık darbelenir!

Davutoğlu oy istemek için gittiği Van’da “İktidardan düşersek beyaz Toroslar dolaşır” dedi. 

Beyaz Toros ne?

90’lı yılların Kürt avcısı… 

Faili mechullerin, işkencelerin simgesi… 

Kim kullanıyordu?

Devlet; içinde MİT vardı, JİTEM vardı, polis vardı… 

Davutoğlu Van’da Kürtleri tehdit ediyor. Suruç’ta, Ankara’da bombaların patlamasına göz yuman, her gün dağı taşı bombalayan ve kadın çocuk demeden öldüren iktidar “bunlar daha iyi günleriniz” demeye getiriyor. 

Bu tehdide pabuç bırakacak mıyız?

O beyaz Toroslar zaten varlar. Yeni Türkiye yapıcıları o beyaz Torosları yenilediler ve şanlarına uygun Range Rover yaptılar! İşte o Range Roverlara binenler Cizre’de, Sur’da, Lice’de, Hakkari’de çocukları, kadınları öldürüyorlar.

“Vurun şu teröristi”, “Atın şu hadsizi zindana” tavrını nasıl cezalandıracağız? 

İşte onun yeri sandık. 

Avrupa’da 25 Ekim Pazar gününe kadar bütün Türk konsolosluklarında ve uluslararası hava limanlarında, Türkiye’de ise 1 Kasım Pazar günü sandıklar bizi bekliyor olacak. 

Eğer sandığa gitmezsek bu çürümüz ve nobran Türkiye sürgit devam edecek! 

Yukarıda alıntıladığım seçimleri önemsiz gösteren her görüş ve girişim, bilin ki ergenekon tipi derin devletin ortağı AKP ve Saray’ın bir oyunu ve çalışmasıdır. 

Newroz’a ve 1 Mayıs’a gider gibi oy sandıklarına gidebilmeliyiz. 

Yazarın diğer yazıları