‘Sanık’ Kürt yargılanan Türkiye

FEHMİ KATAR / BERLİN

Kürt siyasetçi Hıdır Yıldırım’ın duruşmasında Türk devletinin Dersim katliamı, Alevilere yönelik soykırım ve DAİŞ’e verdiği destek tartışıldı. 

Almanya’nın rehin aldığı Kürt siyasetçi Hıdır Yıldırım’ın (48) duruşması Berlin’de devam ediyor. Anti Terör Yasası’nın 129 b maddesinden yargılanan Yıldırım’ın Tayyip Erdoğan hükümetinin Merkel hükümetine verdiği listede ismi olduğu için tutuklandığı tahmin ediliyor. Dersimli Kürt siyasetçi Hıdır Yıldırım’ın dünkü duruşmasında savunma avukatlarının talebiyle Alman Etnolog Peter Bumke, Alevilerle ilgili araştırmaları hakında bilgi verdi. İlk olarak 1970’lerde Dersim’e gittiğini söyleyen etnolog Bumke, görüştüğü insanların izlerine sürerek bir belgesel çalışması yaptığını söyledi. 

Mazlum Doğan ve Sakine Cansız

O dönemler Dersim’de görüştüklerinin ya da çocuklarının metropollere ya da Avrupa’ya göç ettiklerini kaydeden Bumke, Mazlum Doğan ve Sakine Cansız örneğini vererek „Bu iki isim Kürtler için direniş sembolü haline geldi“ dedi. Bumke şunları söyledi: „1970’lerde çocuk olan insanlar ne oldu? Onlardan geriye ne kaldı? Son 40 yılda ne oldu? 1970’lerde politize olanların çoğu Diyarbakır Cezaevi’ne girdi. Mazlum Doğan 1982’de cezaevindeki işkenceleri protesto için kendini öldürdü. Kürtler için karşı direniş sembolü haline geldi. O dönem cezaevinde Alevi bir kadın olan Sakine Cansız da büyük bir direniş sergiledi, diğer tutuklular için direniş motivasyonu haline geldi.“

Dersim’in yarası hala kanıyor

Türk devletinin 1938 Dersim Katliamı hakkında da bilgi veren Bumke, „Kızılbaşlık, Kürtlük yok edilmek istendi. Dersim’de büyük bir katliam yapıldı, binlerce Dersimli katledildi, sürgüne zorlandı. Bu travma Dersim halkının bilincinde hala büyük bir yer kaplar“ diye anlattı. Dersimlilere yapılan baskıların bugün hala devam ettiğini kaydeden Bumke, „Dersim’de ailesinde devlet tarafından katledilen, işkence edilen, tutuklanan bir kişi olmayan nerdeyse kimse yok“ ifadesini kullandı. 

Dağın yolunu tuttular

Devlet katliamlarına olan tepki ve Alevi öğretisinden gelen hak arayışıyla politikleşen gençlerin gerilla mücadelesine katıldığına işaret eden Bumke, „Gerilla hareketi Dersim’de güçlenince baskılar da arttı, ambargo uygulandı. Oraya artık, şeker, süt, un gibi başlıca besin kaynakları için bile izin verilmiyordu. Bundan dolayı da çoğu göç etti. Türk devleti aslında göçü dayattı“ dedi. 

Gerilla güven veriyor

Kürt hareketi ile birlikte Dersim çevresinde gerilla gücünün artığını belirten etnolog Peter Bumke, 1970’ten 40 yıl sonra ordaki insanlarla görüştüğünde kendisine şunu söylediklerini belirti: „Dersimliler gerillaların varlığı ile kedilerini güvende hissediyorlar. Bir daha Dersim katliamına benzer bir şeyin olmayacağını, olması durumunda gerillanın kendilerini koruyacağını söylüyorlar.“ 

Baraj bağı koparmak için

Alman etnolog Bumke’nin tanık olarak dinlenmesinden sonra, Hidir Yıldırım’a savunma dosyasında yer alan Dersim katliamı ve baraj fotoğraflarına ilişkin fikri soruldu. Yıldırım, Ilısu Barajı fotoğrafına ilişkin, Dersim merkezde  daha önce baraj olmadığını söyleyerek, „Amaç hem köylerin birbiriyle hem şehirle bağlantısını kesmek. luri köylüler ile gerilla arasındakiyi ilişkiyi kesmek“ dedi.


Kültürel soykırım yapılıyor 

Yıldırım, Munzur’da 8 baraj daha panlandığını ve bu barajlarla Aleviler için kutsal olan Munzur gözelerinin de su altında bırakılarak kültürel bir katliam yapılmak istendiğini belirti. Dersim katliamında katledilen insanların cesetlerinin Munzur suyuna atıldığını, yapılan araştırmalarda Türkiye’nin en temiz içme suyu olmasına rağmen Dersimlilerin uzun süre buradan su içmediklerini hatırlattı. 

4 Aralık’a ertelendi

Kürt siyasetçi Hıdır Yıldırım’dan sonra avukatların istemi üzerine, MİT’in DAİŞ çeteleri ile olan ilişkilerini ortaya koyan video izlendi. Gazeteci Can Dündar’ın röportajlarından birinin de yer aldığı videoda, DAİŞ’lilerin Türk askerleri ile konuşma görüntüleri de yer aldı. 

Kürt siyasetçi Hıdır Yıldırım’ın duruşmasına 4 Aralık’ta devam edilecek. 

Yazarın diğer yazıları

    None Found