Kuzey-Doğu Suriye seferber

Bütün çabalara rağmen savaşta ısrar eden Türk devleti, saldırıya her an başlayacağını açıklarken Kuzey-Doğu Suriye de savaş haline geçti. Tüm askeri birimler savaş pozisyonu alırken Özerk Yönetim seferberlik ilan etti.

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi, bütün kentlerde üç günlük seferberlik ilan etti. QSD, Türk devletinin bölgeye dönük yoğun bir saldırı başlatacağını duyurdu. Cizîr Bölgesi Askeri Meclisler Genel Komutanlığı, her türlü saldırıyı bertaraf etmeye hazır olduklarını açıkladı.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, işgalci Türk devletinin olası saldırılarına karşı seferberlik ilan etti. Özerk Yönetim’in açıklaması şöyle: “Türk ordusu ve onun ‘Suriye Milli Ordusu’ adı altındaki paralı çetelerinin saldırı hazırlıklarını yoğunlaştırması ve tehditlerini arttırması üzerine, Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik olası bir saldırı için Özerk Yönetim olarak tüm kentlerde üç günlük seferberlik ilan ediyoruz.

Bununla birlikte tüm halkımıza, yönetimlerimize ve kurumlarımıza tarihi sorumluluklarını yerine getirerek kendi bölgelerinde sınırlara yönelmeleri ve bu tarihi anlarda direnişlerini sergilemeleri çağrısında bulunuyoruz. Kürdistan ve tüm dünya halklarına, bu topraklara ve halklara karşı sorumluluklarını yerine getirerek alanlara çıkmaya, eylemler düzenlemeye çağırıyoruz.

Bunlarla beraber yaşananlar karşısında tüm sorumluluğun Birleşmiş Milletler’e ve tüm kurumlarına, ABD’ye, Avrupa Birliği’ne, Rusya’ya ve Suriye’ye müdahil tüm ülkelere ait olduğunu belirtiyor; tüm kuruluşlara ve ülkelere, Kuzey ve Doğu Suriye halkına zarar gelmemesi ve insanlık krizi yaşanmaması için çağrı yapıyoruz.”

QSD yoğun saldırı bekliyor

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanlığı da önceki gece itibarıyla Türk devletinin askeri hareketliliğine dikkat çekerek, sınır hattındaki tüm göstergeler, saha bilgileri ve Türk devletinin yoğun askeri sevkiyatlarının, bölgenin Türk devleti ile ona bağlı çetelerinyoğun saldırısına maruz kalacağını gösterdiğini bildirdi. Açıklamada, şunlar ifade edildi: “Bu saldırılar, binlerce sivilin hayatına mal olabilir. Çünkü sınır hattı sivillerle doludur. Bu esasla, uluslararası topluma ve beraber başarılara imza attığımız Uluslararası Koalisyon’a sorumluluklarını yerine getirme ve bir muhtemel bir insani krizin önüne geçme çağrısı yapıyoruz.”

Askeri Meclisler: Kıracağız

Cizîr Bölgesi Askeri Meclisler Genel Komutanlığı da işgalci Türk devletinin olası saldırılarına ilişkin dün öğle saatlerinde açıklama yaptı. Hesekê kentindeki Süryani Askeri Meclisi binasında yapılan açıklamaya askeri meclislerin komutanları katıldı.

Suriye’de 2011’den bu yana farklı isimlerdeki çetelerin din, dil, ırk farkı gözetmeksizin vahşi saldırılar gerçekleştirdiği; 2011 ve 2014 yılları arasında onlarca kent, köy ve beldenin işgal edildiği; yüz binlerce insanın göç etmek zorunda kaldığı hatırlatılan açıklamada, bunun üzerine halkların iradesi, cesareti ve inancıyla büyük bir direniş verildiği vurgulandı. Suriye’yi ve bölge halklarını savunan güçler olarak, saldırılara cevap verip meşru savunmalarını gerçekleştirdikleri belirtilen açıklamada, halkın da sonuna kadar direnip çocuklarını özgürlük devrimi uğruna şehit verdiği kaydedildi.

Topraklarımızı savunacağız

Kuzey-Doğu Suriye ile Rojava halklarının topraklarını savunma kararı verdiği; her yöntemle halk devrimine saldırmaya çalışan Türk devletinin, tüm desteğine rağmen DAİŞ çetesinin bitirilmesinin ardından farklı isim ve sebeplerle saldırdığı anımsatıldı. Türk devletinin, sadece Kürt halkına değil Kuzey-Doğu Suriye’de yaşayan tüm halklara düşmanlık yaptığı kaydedildi.

Tüm dünya Türk devletinin saldırılarıyla neyi amaçladığını bildiğine işaret edilen açıklamada, bunun için insan hakları örgütlerine, demokrasi kurumlarına, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler’e (BM) Türk devletinin saldırılarına karşı ciddi tutum ortaya koymaları çağrısı yapıldı.

Yine fedai direniş zamanı

Açıklamanın devamında şunları vurgulandı: “Tüm dünyaya, Türk devletini hedef almadığımızı fakat Türk devletinin saldırması durumunda meşru savunma hakkımızı kullanacağımızı, her türlü saldırıyı bertaraf etmeye hazır olduğumuzu belirtiyoruz. Halkımız çok sayıda fedai vermiştir. Şimdi de yine fedai bir ruhla direneceğiz ve Türk devletinin saldırılarını kıracağız. Türk devletinin saldırılarını bertaraf etmek için üzerlerine büyük rol ve görev düşen gençlerimiz direniş cephelerinde mücadele etmeye hazırdır ve herkesi bu cephelere çağırıyoruz. Savunma güçleri olarak bir kez daha topraklarımızı ve halkımızın kazanımlarını korumaya hazır olduğumuzu beyan ediyoruz.”


Aşiretler: Direneceğiz

Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye halklarını göçe zorlamak, ortak yaşam iradesini yok etmek istediğini belirten aşiretler, bedeli ne olursa olsun topraklarını savunacaklarını söyledi.

Reqa’daki El Musa El Dahir aşireti kanaat önderi Ayid El Hadi, “Türk devleti Suriye’deki tüm halk ve inançları tehdit ediyor. Bu tehditlerle gerçek amacı ortaya çıktı” dedi. El Hadi, işgalci Türk devletinin Efrîn’deki gibi işgal alanlarını genişletmeyi amaçladığını, bölge halklarının artık bu devletin plan ve politikalarının bilincinde olduğunu belirtti.

El Ceabat aşireti kanaat önderi Telal Hilal El Sibat da Türk devletinin barışçıl ve demokratik bir yaşamın sürdüğü Kuzey-Doğu Suriye’ye dönük saldırı hazırlıklarını arttırdığını belirterek, saldırılarla QSD’nin yarattığı huzur ve güven ortamında yaşayan halkın göç ettirilmesinin planlandığını söyledi. Türk devletinin saldırması durumunda üzerlerine düşen tüm askeri görevleri yerine getirmeye hazır olduklarını vurguladı.

Tüm halkların Türk devletinin tehditlerini reddettiğini vurgulayan El Cibûr aşireti kanaat önderi Husên Ali Sultan, “Burada yaşayan hiçbir aşiret ve kanaat önderi Türkiye’nin bölgeye saldırmasını istemiyor. Yüzyıllardan bu yana Türk devletinin Suriye topraklarında gözünün olduğunu biliyoruz. Türk devletinin birinci amacı halkların ortak yaşam iradesini ortadan kaldırmak ve Suriye kimliğini yok etmektir. Kuzey-Doğu Suriye’de yaşayan Arap, Kürt, Süryani, Ermeni tüm halklar eşit yaşam koşullarında yaşamak istiyor. Tüm halklarımıza, aşiretlerimize ve çocuklarımıza çağrımız bölgeye yapılacak her türlü saldırı karşısında birlikte hareket etmeleridir. Her türlü saldırıya karşı hazırlıklı olsunlar” şeklinde konuştu.

El Milhim aşireti kanaat önderi Ekrem Mehşûş da bedeli ne olursa olsun topraklarını ve halklarını korumak için mücadele vereceklerinin altını çizdi.


Soykırımları hatırlatıyor

Süryani Birlik Partisi Yürütme Kurulu Üyesi Nezîra Gewriyê, “Türkiye’nin tehditleri Süryani, Ermeni ve Asuri katliamlarını hatırlatıyor” dedi.

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi ve QSD’nin varılan sınır güvenliği mekanizmasına bağlı hareket ettiğine işaret eden  Nezîra Gewriyê, Özerk Yönetim ve QSD’nin olası bir savaş tehlikesini bölgeden uzak tutmak için elinden geleni yaptığını söyledi. Tüm çabalara rağmen Türk devletinin işgal saldırılarında ısrar ettiğini belirten Gewriyê, “Türkiye’nin tehditleri akıllara tarihte yaptıkları katliamları getiriyor. Ermeni katliamında yüzbinlerce kişi katledilmişti. Eğer Türkiye bu bölgeye saldırırsa Süryaniler yeni katliamlarla yüz yüze kalabilir. Çünkü Erdoğan, zihniyetini atası Osmanlılardan alıyor” diye konuştu.


Hukuk örgütlerinden BM’ye hatırlatma

Türk devletinin işgal tehditlerine karşı 30’u aşkın insan hakları ve hukuk örgütü, BM’ye sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.

Kuzey-Doğu Suriye’de faaliyet yürüten 30’u aşkın hukuk ve insan hakları örgütü, ortak mesaj yayınlayarak Birleşmiş Milletler’e (BM), Türkiye’nin tehditlerine karşı 5 milyon insanın hakkının korunması çağrısında bulundu. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Van Derline ve BM Güvenlik Konseyi Başkanlığı’na yapılan çağrı şöyle: “Bölgede Kürt, Arap, Süryani, Keldani, Asuri, Çerkes ve Ermeni halklardan oluşan yaklaşık 5 milyon insan yaşamaktadır. Türkiye’nin tehditleri bölgenin demografik yapısını değiştirecek, bölgede etnik savaşlar yaşanmasına neden olacak, bu da Suriye krizini derinleştirecek, uluslararası çözüm ve barış arayışlarını zora sokacaktır. Türkiye’nin olası operasyonu trajik sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Milyonlarca kişi bölgeden göç etmek zorunda kalacak. Türkiye’nin bu tehditleri QSD’nin elindeki DAİŞ elemanlarının durumunu da gündeme getirecek. Çözümü zorlaştıracaktır.

Türkiye, saldırısıyla BM’nin güvenirliğini yok ediyor. Bu uluslararası toplum için de geçerlidir. Bu bölgenin güçlerine ve halklarına karşı ahlaki sorumluluğunuz da var. Bu güçler, DAİŞ gibi çetelerle mücadele uğrunda binlerce şehit verdi.

Bizler, hukuk ve insan hakları örgütleri olarak altına imzamızı attığımız bu mesajla hepinize çağrıda bulunuyoruz. Ahlaki ve kanuni sorumluluklarınızı yerine getirin. Türkiye, bölgeye saldırmadan harekete geçin ki Efrîn’de yaşananlar tekrarlanmasın.”


DAİŞ de Reqa’dan saldırdı

DAİŞ çetesi, Reqa’nın Basil Mahallesi’nde bulunan QSD’nin güvenlik noktalarına saldırdı.

Türk devletinin işgal hazırlığıyla birlikte DAİŞ’in hücre yapılanmaları da harekete geçti. DAİŞ çetesi, saat 02.00 sıralarında Reqa’nın Basil Mahallesi’nde bulunan QSD’nin güvenlik noktalarına saldırdı. Bölgedeki güvenlik kaynaklarının aktardığı bilgilere, çok sayıda DAİŞ’in hücre yapılanması üyesi kentteki güvenlik noktalarını ele geçirmeye çalıştı. QSD güçleri ile DAİŞ’liler arasında kentte şiddetli çatışmalar yaşanırken, Uluslararası Koalisyona ait savaş uçakları da DAİŞ’in bulunduğu noktaları bombaladı.

Kentteki çatışmalar belli aralıklarla sürdü.

Yazarın diğer yazıları

    None Found