Savaş ve düşman bilinci

Sisin üzerine kurulan köprü hikayesinin bilim kurgu alanında en etkili hikayelerden biri olduğunu anlatılır. Bunun ütopya ile olan bağlantısına hayranlık güzellemeleri dizilir. Çünkü sisin üzerine kurulan köprünün varlığı hayali olamayacak kadar gerçektir. Ve kurulur nihayetinde. Sis dağılsa da kalsa da o köprü orada hep vardır. Ve herkes o köprünün varlığı konusunda iknadır.

Şimdi ihtiyacımız olan sihirli sözcük iknadır belki de… Bir ütopyayı gerçekleştirdiğimiz, varlığımızı özgürlüğe göre inşa etmeye ve bunun aklını oluşturmaya başladığımız ve mutlaka kazanacağımız konusunda ikna olmaktır. Katliamlara, soykırımlara, ihanetlere, dünyanın karanlığa bürünmesine dur deme iradesini ve aklını gösterdiğimizin bilincinde olmaktır. Çünkü akıl kavram oluşturan ve bununla bağlantılı düşünen, inşa eden zeka anlamını karşılar felsefede. Doğru olanın ne olduğu sorusuna verdiği cevaplar ekseninde birey ve toplum formlarını oluşturur. Evrensel bir değerdir evet ama kültürlere, sosyal gruplara ve uluslara göre bir özgünlük de kazanır. Politika ya da siyaset de bu formlardan biridir. Ve ortak akıl anlamına gelmektedir. Ahlak ise ortak vicdan anlamını karşılamaktadır. Kaygılar, hayaller, projeler hepsi burada belli bir ortaklığa sahiptir.

Rojava devrimi ile ortaya çıkan özgür yaşamı esas alan bir Kürt aklının mümkün olduğu ve bu aklın dünyaya umut olduğu gerçeğidir. Rêber Abdullah Öcalan’ın yarım yüzyıldır, “Özgür yaşama göre bir Kürt aklı oluşturmaya çalışıyorum” dediği gerçeğin vücut bulmuş halidir. Demokrasiye, ekolojiye, kadın özgürlüğüne dayalı paradigmasıyla ahlaki ve politik bir toplum modelidir. Bu özgürlük çizgisidir.

Özgürlüğe göre bir Kürt aklının oluşmaması için düşman yönelmekte ve daha da yönelecektir. Düşmandır çünkü. Dünyanın en korkunç tekniği, en büyük ikinci ordusu, özel ve psikolojik savaş yöntemleri ile nefessiz bir şekilde seni soykırımdan geçirmek için elinden geleni ardına koymamaktadır. Dünyanın en güzel en hesapsız insanlarını avlamak için havada dolaşan, güzel bir şehri su altında bırakan, zamanını karakollar-kalekollar inşa ederek geçiren, senin kim olduğunun bilinciyle hareket eden bir düşmandır bahsettiğimiz. Savaşın her türlüsünü ustaca sürdüren, liberalizmin suyunda yavaş yavaş seni boğup duyarsızlaştıran bir kötülüğün temsilidir aynı zamanda. Düşman düşmanlığının bilincinde tek bir kişi de olsa gücünü kırmak için herşeyi yapmaktadır.

Önemli olan senin bunun bilincinde olmandır. Kaynakla bağını koparman, onu inkar etmen için düşmanın uyguladığı politikaların farkında olmandır. Konuştuğun Kürtçe’nin, yazdığın kitabın, çektiğin filmin, aldığın ödülün, yaşadığın konforun, oturduğun kürsünün, gördüğün saygının kaynağını inkar etmemendir. Yeri geldiğinde gözünü kırpmadan varlığını korumak için hiçbir kaygıya mahal vermeden safını belirlemendir. Zira inkardır özgürlük hareketlerini bitiren ve içimizdeki düşmandır buna ruh veren. Ahmed Arif’in dediği gibi “Budur katlimize sebep” ya da Ruhi Su’nun Irmak şiirinde geçtiği gibi, “Ağaç demiş ki baltaya/ Sen beni kesemezdin ama/ Ne yapayım ki sapın benden/ Bak şu ağacın bilincine sen/ Ölen ben, öldüren benden”.

Evet özgürlük çizgisi şimdi tehdit altındadır. Bu tehdit iki yönlüdür. Birincisi sömürgecilerin Kürt işbirlikçilerden kurduğu koalisyondur. İkincisi liberalizmin batağında lümpen ve popüler bir kültür ile kendini yaşatmaya çalışan orta sınıftır. Varlık nedenlerini inkar edenlerdir. Bilinçli ya da bilinçsiz bunu yapanlardır.

Attığımız her adımın, yaptığımız her şeyin bir karşılığı var illa ki. Herşey bir ideolojiye hizmet eder çünkü… “İdeolojilerin sonu geldi” diyerek insanın duygu ve düşünce dünyasını sentetikleştiren sistemin kendisi başlı başına bir ideoloji nitekim. Ve çok usta… O kadar usta ki senin neye göre yaşayacağına o karar veriyor. Beğeni ölçülerini belirliyor. Seni yavaş yavaş hafızasızlaştırıyor. Yüreğinden vicdanından geçen insanlara karşı duyarsızlaşmanı, onların katledilmesine seyirci kalmanı sağlıyor. Ruhuna, bedenine herşeyine sızıyor. Evet esas tehlike içimizdeki düşmandır. Varlık nedenini inkar edenlerdir. Savaşın ganimetlerini biriktirip ilerde onlardan nemalanmayı düşünen ama şimdi bırakalım siyasiyi vicdani bir cümle kurmaktan bile korkan aydın müsveddeleridir. Oysa aydın halkının vicdanı değil midir?

Özgürlük çizgisi kadınların öncülüğünde dünyanın vicdanı olmayı başaran bir yerde duruyor şimdi. Rojava devrimi bunun en somut ifadesi. Tehdit altında olmasının nedeni de bu gerçeği ile bağlantılı. Bütün kaygılardan, korkulardan azade bu aklı, iradeyi ve vicdanı korumak şimdi hepimizin boyun borcu… Ve herşeyden önemlisi hepimizin varlık sebebi… Düşman bunun farkında. Ya biz?

Yazarın diğer yazıları