Sayın Baykal dikkat bu yanlışlık değil!..

Önce haberi okuyalım: “CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın, Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli kızı Prof. Dr. Aslı Baykal Ataman’ın ‘FETÖ’ operasyonu kapsamında Emniyet’e götürülmek istendiği ortaya çıktı.

Devreye giren baba Deniz Baykal, Adalet Bakanı ve savcıyla görüştü. ‘Yanlışlık olmuş’ denildi.” Baykal da bu “yanlışlığın” “yanlışlık” olduğu kanısında.

Ortada bir yanlışlık yok. Nedenini anlatayım:

Erdoğan rejimi “ölüm kalım savaşı” veriyor. Kendisini var eden sisteme karşı savaşıyor. Bu sistem NATO sistemidir. ABD ile stratejik ittifak sistemidir. Orduyu Pentagon’a bağlayan sistemdir. Türkiye topraklarında ABD “nükleer bombalarının” konuşlandırıldığı sistemdir.

Bu sistem bir “dünya sistemidir”. Türkiye bunun “parçasıdır.”

Erdoğan işte bu sistemle karşı karşıya gelmiştir. Mısır’dan ders çıkarmış, kendisini bir NATO darbesine karşı yıllardır hazırlamıştır. 

Tek bir soru bu darbenin, bizzat “AKP derin devleti” tarafından kışkırtıldığını, “darbeyi önleyici bir darbe” provokasyonu olduğunu anlamaya yeter.

Sorunuz: Bu “darbeciler”-ki aralarında Erdoğan’ın burnunun dibinde duran yaverler de var- asıl hedef aldıkları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “makamında” ya da “evinde” olmadığı, hatta “nerede olduğunun bile bilinmediği” bir günde ve saatte neden darbe düğmesine bastılar?

Darbe sonrası gelişmeler, düğmeye “AKP derin devletinin” bastığını gösteriyor. Büyük olasılıkla, 15 Temmuz darbesine sürüklenenlerin “başında” AKP derin devletinin “adamı” bulunmaktadır.

Sahi? Kim bu darbenin “birinci adamı”? 15 Temmuz günü “başlayın” emrini veren “ilk kişi” kim?

Bilen var mı? Bilemezsiniz. Çünkü bu “birinci adam” AKP’nin derin devletinin sisli koridorlarında, çoktan kayıplara karıştı bile.

Saray büyük oynuyor. Her yola başvuracak. Çaresi yoktur.

Türkiye’nin içinde olduğu sistem Rusya’ya karşıdır. İran’a karşıdır. Çin’e karşıdır. Erdoğan “kendi sisteminin” karşı olduğu güçlere “yakınlaşma” gibi “tehlikeli” işlere girmek zorundadır. Böylece NATO’yu, ABD’yi ve AB’yi bu şantajla kendisini “tasfiye” etmekten caydıracak.

Bunu nasıl yapabilir?

NATO’ya bağlı orduyu “tasfiye” ederek. Kolunu kanadını kırarak. Polisi “ağır silahlarla” donatarak. İç siyasette “sistem içi”, yani “özünde Batıcı, NATO’cu” muhalefetin en küçük bir zerresini bile ya kendisine bağlayarak ya da sindirerek….

Şimdi soralım: Bu ülkede sistem içi olup da NATO’cu ve Amerikancı olmayan var mı? Yok.

Şimdi siz “NATO’cu ve Amerikancı” terimleri yerine “FETÖ’cü” terimini koyun. Etrafta FETÖ’cü olarak suçlanmayacak tek bir “sistem içi” insan kalmaz.

“Cemaat” bu sistemin tıpkı AKP, ya da CHP, ya da Ordu ya da yargı gibi “organik parçası”dır. O nedenle bütün Cemaatçiler vaktiyle AKP’lilerle, askerlerle, siyasilerle, yargıçlar ve polislerle, MİT’çilerle iç içe yaşamıştır. Birbirleriyle temas halindedirler. Bu sistemin kendisi NATO sistemidir.

Olan şudur: NATO sistemi parçalanmıştır. Sistemin Erdoğan “bileşeni” sistem tarafından istenmemekte, o da sistemin diğer bileşenlerine karşı savaşmaktadır. 

Ve şimdi “FETÖ’cüler çok gizlidir, her kılığa girerler” “büyük yalanı” ile, Erdoğan rejimi, kendisine en küçük “itirazı” olanları kolayca FETÖ’cü yapabilmektedir. Bunu yapmak zorundadır. Çünkü o kadar zayıftır ki, en küçük bir “NATO’cu” unsur, onu yıkabilir.

Durum çok dramatiktir: Ne CHP, ne MHP’nin Akşener muhalefeti ve ne de AKP’nin Gül-Arınç muhalefeti kendilerini savunacak en küçük bir güce bile sahip değiller. Hiç kimsenin “iş, mal ve can güvenliği” kalmamıştır. Ordunun “malları”, AKP muhaliflerinin “şirketleri” yağmalanıyor ve yüzbinler işten atılıyor, on binler tutuklanıyor. Yakalayamadıklarının babaları, kayınbabaları hapse atılıyor. CHP’lilerin tümüne Baykal’ın kızına yapılan “yanlışlıkla” göz dağı veriliyor. Muhalif olanın anası, babası, çoluğu çocuğu bile tehdit altındadır.

Rejimin karşısında ayakta kalan tek güç Kürdistan Özgürlük Hareketi ve onunla ittifak kuranlardır. Minbic zaferini kazananlardır.

Bu büyük ve yenilmez güç, şimdi Erdoğan darbesi karşısında çaresiz kalanların çaresi olmuştur…

Yazarın diğer yazıları