Seçim ve sonrası

Ziya ULUSOY

Erdoğan faşizmi, kitle desteği daralırken, zor ve hileyle yeniden seçim zaferi kazandı.

Erdoğan faşizminin kullandığı devlet ve sivil çetelerinin zoru açıkça ortada olduğu için tarif etmeye bu makalede gerek yok.

Hileye gelince… Erbakan’ın MSP’si döneminde bile sahte oy kullanan bir hareketin kadroları olarak, devlet hemen tümüyle ellerinde iken, Erdoğan ve müritlerinin, iktidarlarını süreklileştirme ihtiyacı için hile yapmayacaklarını düşünmek aşırı saflık olur.

Muhalefetin görevlilerinin olmadığı “15 bin sandık” ve Kürdistan’da taşımalı sandıklar varken, YSK ve alt birimlerinin diktatörün emrinde dijital ve sandıksal hileleri örtmeye çalışacakları açıkken, Erdoğan ve tetikçilerinin hileye başvuracakları/başvurdukları açık. Bu kez diktatörü 1. turda başkan çıkaran ve MHP’yi yükselten oy hilesine başvurdukları görülüyor. Ve TRT’de “kazanıldığını” gösteren manipülasyon ile geniş bir faşist sürünün tehdit için sokağa salınması da hilenin kanıtı.

Şu sorulabilir. O halde seçime girmeye gerek var mıydı?

Evet vardı. Geniş kitleler seçime ilgi duymaya devam ediyordu. Erdoğan faşizminin terörüne karşı halk devrimci zoru kullanmaya henüz hazır değilken, kitle çalışmasının ve kitleleri antifaşist odakta toplamanın yollarından biri olarak seçimleri değerlendirmek gerekli.

Bazı iddiaların aksine, seçim çalışması yapmak ve neredeyse yetkisiz olan parlamentoyu kürsü olarak kullanmak, kitleleri antifaşist saflara çekmede fiilen hala rol oynuyor. Kanlı 1 Kasım, 16 Nisan, 24 Haziran’da kitle çalışması, faşizmin tutuklama ve devlet terörüyle dehşet saçmasına karşın süren devrimci direnişe kitle desteğini genişletti.

Milyonlarca kitlenin “seyircilikten”, barışçı da olsa mücadelenin aktivisti düzeyine gelmesine yolaçtı. Bu, yalnızca Türkiye cephesinde böyle olmakla kalmadı. Devrimci savaşın sürdüğü Kürdistan cephesinde, soykırımcı saldırı ve işgallerle kitlelerin azımsanmayacak bir bölümünün geriletildiği çekingenlikten sıyrılıp yeniden mücadeleye katılmasına yaradı.

Fakat en önemlisi de antifaşist kitlelere gücünün genişliğini göstererek özgüvenlerini artırdı. “Diktatörün zor ve zindanına rağmen HDP barajı aştı” bir özgüven söylemidir. HDP mitinglerindeki kitlesellik, İnce’nin mitinglerine milyonların katılması, kitlelerin faşizme “ağır bedel ödemeden tavır gösterme” eğilimiydi.

Bunlar Erdoğan faşizminin, 24 Haziran sürecinde çok kan dökmesini frenleyici oldu. Geleceğe doğru da mutlaka frenleyici birikim olacaktır.

Bir de şu var, her üç seçimde de, diktatörün hileleri, büyük kitle eylemlerinin patlak vermesine vesile olabilirdi. Geniş kitlelerin CHP’nin “devlet ve istikrar”ını bir elleriyle tutan geri bilinci ve örgütsüzlüğü bunu engelledi. HDP’nin ise “yalnız bizim kitlemiz olursa kırarlar” endişesi anlaşılır olsa da, hileyi protestoyu deneme inisiyatifi göstermesi antifaşist mücadelenin hayrına olacaktı. Olmadı. Yine de böyle bir vesile olasılığının doğabileceği bir süreci antifaşist Halk(lar) Cephesi yaratarak değerlendirmek bu koşullarda gerekliydi. HDP etrafında genişleyen ittifak bu rolü oynadı.

Şimdi daha zorlu bir sürece giriliyor. Gayrimeşru Erdoğan faşizmi kalıcı olmanın seçim bazındaki son dönemecini zor ve hileyle geçti.

Demokratik güçler ve kitleler, bu süreçte Erdoğan faşizminin “istikrarını” yaratmasına izin vermemeli. Zor, zindan, yasaklama ve işgallere karşı, hak ve özgürlükler için mücadeleyi değişik alanlardaki direniş biçimleriyle yaygınlaştırarak sürdürmeli, Erdoğan faşizminin yenilgisini hazırlamalı.

Şimdiye değin süren kahramanca direniş, Newroz’dan 1 Mayıs’a kitle hareketi ve seçimlerde antifaşist kitle tavrı, bundan sonraki süreçte Erdoğan faşizmine karşı mücadelenin dayanağıdır. Hilenin Erdoğan’a getirdiği “Pirus zaferi” antifaşist kazanımları gölgelememeli, moral bozmamalı.

Ayrıca açgözlü kapitalist lider olarak Erdoğan’ın dayandığı maddi temel yeniden yeniden kitlelerin mücadelesini doğuracak koşullara sahip. Krizli bu koşullarda her mücadele olanağını değerlendirme girişkenliği komünist ve devrimci hareketin potansiyel gücü ve görevidir.

Faşizme karşı direnmek kadar, bu koşulları değerlendirerek işçileri ve ezilenleri mücadeleye seferber etmek de önemlidir.

Faşizme karşı mücadele direnci ve iradesi, koşulları değerlendirecek devrimci girişkenlik ve akıl, birleşik mücadele solduyusu Erdoğan faşizmine karşı mücadelemizin yoldaşı olsun!

Yazarın diğer yazıları