Sen de ayağa kalk!

Kadınların özgürleşmeye en yakın oldukları, ama ne yazık ki aynı zamanda en fazla katledildikleri, öldürüldükleri dönemdeyiz. Tanrıçalaşma mücadelesinin karşısında soykırımcı, faşist rejimlerin kadını fahişeleştirme saldırılarını birden yaşıyoruz. Böyle bir dönemde Kürt kadınları “Özgürlük ve değişim için sen de ayağa kalk!” sloganıyla bir hamle başlattı.

Kadınlar “sen de ayağa kalk” diyorlar. “Neden?” diye soruyoruz. Bu soruya verilecek cevaplar çoktur.

AKP-MHP faşist iktidarı karşısında özgür yaşamı yaratabilmek için.

Gelenek adına kadına dayatılan mahkumiyetlere-mahrumiyetlere-mağduriyetlere son vermek için.

Egemen erkekliğin topluma savaş açmışçasına kadınları katletmelerine son vermek için.

Egemen erkekliği yıkarak özgür eş yaşamın temellerini atmak için.

Bu cevapları daha da arttırmak mümkün. Ancak aslolan kadınların özgürleşme eylemine öncülük etmesidir.

Sakine Cansız gibi yaşarken tanrıçalaşmayı başaran Kürt kadınlarının öncülük ettiği özgürlük mücadelesi benzersiz birçok aşamadan geçti. Kiminde dağ başlarına yönünü verdi, kiminde kalemiyle bu savaşı verdi, kimi de sözüyle. Tüm bunların toplamında özünde 21. yüzyılda tüm dünya insanlığının sırtını dayayabileceği bir özgürlük bilinci yaratıldı. Önder Abdullah Öcalan’ın devrimci deneyimi, kadını devrime katma mücadelesi, devrim içinde kadını dönüştürme girişimleri ve buna göre oluşturduğu örgütlülük bunda belirleyicidir. Kadın kurtuluş ideolojisi, özgür eş yaşam anlayışıyla yaşamın tüm alanlarına yayılırken eşbaşkanlık sistemiyle de özyönetim alanlarına yansıdı.

Bu süreçlerin her birinin büyük anlamı, önemi var tabi ancak bir de bu süreçlerin kahramanları da var.

Kürt kadın tarihinde Gülnaz Karataş (Beritan) büyük bir kahramandır ve adını direniş tarihine yazdırmış, yüzbinlere örnek olmuştur. Yine Tanrıça Zilan’ın eylemi benzersiz bir eylemdir. Çünkü bir ilktir ve bir hat, bir direniş ve soykırım sistemini parçalayış ilkesidir. Kürdistan özgürlük mücadelesinde kadınların ordulaşması, bu ilkelerin yaşamsallaşması ve giderek yaygınlaşması anlamında tarihsel bir anlam taşımaktadır. Bunun demokratik siyaset alanına yansıması da yine aynı tarihsel anlamı paylaşır. Örneğin bugün zindanda olan Sabahat Tuncel’in faşist Türk devletinin polisine attığı tarihsel tokadı, tüm direnen kadınların, egemen erkekliğe, tek adam rejimine ve bu rejimin erkek temsilcilerine vurulmuş bir darbe olarak tanımlayabiliriz. Kürt kadınının 40 yıllık mücadelenin bir sonucu olarak durduğu ilkesel ve direniş düzeyini de gösterir bu eylem. Bugün Sabahat Tuncel zindanda olsa da, “tecridi kıralım, faşizmi yıkalım, Kürdistan’ı özgürleştirelim” hamlesi sürecinde açlık grevine girerek aktif eylemsel öncülüğünü, bulunduğu her mevziyi direniş mevzisine dönüştürdüğünü ve kadın öncülüğünün sınır tanımazlığını gösterdi.

Kürt kadınlarının öncülüğü belli oranda direnişi kadın renginde kültürleştirdikten sonra Türkiyelileşme mücadelesine başladı. Türkiye’nin her yerinden kadınlar Kürdistan özgürlük mücadelesine katılarak direnişi büyüttü, mücadeleyi derinleştirdi ve kadınların özgürlüğüne dair yeni umutlar yarattılar, yeni ufuklar açtılar. Kürdistan devriminin bir bütün Ortadoğululaştığı dönemde direnişin kendi öncülerini de yarattığını gördük. Binlerce genç kadın Kürdistan dağlarına aktı, binlercesi şehirlerde soykırımcı faşist Türk devleti karşısında varolma, özgürleşme ve toplumsal dönüşüm yapma mücadelesi verdiler. İşte Figen Yüksekdağ böyledir. Üç yıldır tutuklu olan Figen Yüksekdağ tüm direniş süreçlerinde en ön saflarda yer almasını bildi, katıldı, kattı, bir özgür kadın duruşunun sahibi oldu. Ve bu iki kadın, özgür toplumsallığın kadın tanımını yapmada kendi hayatlarından bir örnek sundular tüm halklara.

Sosyalist Kürt kadınları ve sosyalist Türk kadınlarının direniş öncülüğü görevini üstlenmeleri, onları şüphesiz zindan duvarlarının çok ötesine götürmektedir. Bugün siyasal demokratik alanda kadınların öncülüğü hem ilkesel, hem düşünsel, hem de bedensel bir öncülüktür.

“Özgürlük ve değişim için sen de ayağa kalk” hamlesi, tüm kadınların direniş geleneğini özgürlükle taçlandırma hamlesidir.

Bugün tüm kadınların kendi yaşamlarında direnişi yükselterek mücadeleyi yüzyıl kazanımına dönüştürme zamanı gelmiştir. Tüm kadınların özgürlük ve demokrasi mücadelesine Sabahat Tuncel gibi, Figen Yüksekdağ gibi katılarak, ancak her bir kadının öncüleşmesiyle yüzyılın kadın özgürlük yüzyılı olabileceğini kendi duruşlarında gösterecekleri zaman geldi. Tüm Türk ve Kürt kadınları, Sabahat ve Figen gibi mücadeleyi yükselterek soykırımcı faşist Türk devleti karşısında dimdik durabilir, egemen sisteme rağmen kendilerini inşa edebilir ve özgürleşebilirler.

Tüm kadınlar “Değişim ve özgürlük için sen de ayağa kalk” hamlesi kapsamında eylemlere katılmalı, toplumsal devrimin öncülüğü rolünü başarıyla oynamalıdır. Başka türlü kadına dayatılan ölüm ve köleci yaşam tarzlarından kurtulmak mümkün değildir.

Kadınlar, özelde de analar bakûrda serhildanlara öncülük ettiler. Tüm kadınlar bu analar etrafında toplanmalı, toplumun kültürünü değiştiren bir direniş tarzı, eylemselliği geliştirerek faşizmi yıkıp geçmeli, özgür ve demokratik bir sistemin inşasını başlatmalıdır.

Yazarın diğer yazıları