Sêrt’in şiddeti yoksulluk

ESRA ÇİFTÇİ -  2.Bölüm

Resmi kayıtlara göre, Türkiye’de 2002-2009 yılları arasında 62 bin tecavüz olayı yaşandı. Bu olayların yaklaşık 20 bini Kürdistan coğrafyasında meydana geldi. Yine verilere göre tecavüze uğrayan kadınların yüzde 70’i tecavüzcüsünü tanıyor. Tecavüze uğrayan kadınların yüzde 54’ü 18 yaş ve altı yaş grubundan oluşuyor. Kadınların yüzde 40’ı ise şikayet başvurusunda bulunmadı. 2002-2009 yılları arasında tecavüzle yargılananlar arasında 244 polis, 95 asker, 19 özel timci, 20 korucu, 42 gardiyan bulunuyor ancak hiçbiri ceza almadı.
Sêrt’in bundan önceki valisi Necati Şentürk, taş atan çocuklara ilişkin, “taş atacaklarına, fuhuş yapsınlar” demişti. Bu açıklama, bu zihniyetin devlet eliyle Sêrt’e getirildiğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Nitekim Sêrt’teki farklı görüşlerden kurum temsilcilerinin anlatımları da bu görüşü doğrular nitelikte.

Erdoğan Tillo şeyhinin elini öpüyor


Sêrt Barosu avukatlarından Mehmet Sabır Taş:
Sêrt, savaş ile sivil yaşam arasında tampon bölge olduğu için devletin özel politikasına tabi tutuluyor. Öteden beri burası Mezopotamya halklarının geçiş bölgesi olduğu için sürekli husumetin geliştirilmeye çalışıldığı bir alan olmuştur.
Pers, Roma, Selçuklu, Osmanlı medeniyetleri Sêrt’te en az 4 bin yıllık bir tarihe sahip. Yani buradaki yaşam tesadüf değil. PKK’den önce eşkıyalık çok popülerdi. Dolayısıyla isyan ile düzene ayak uydurma hatta yardımcı olma içiçe gelişti. Müslümanlaştırma, uysallaştırmanın bir aracı oldu. Bu, zamanla özde dindar olmayıp düzenle uzlaşmak zorunda kalan zümreler ortaya çıkardı. Buna Sêrt’te öncülük eden toplum ise her zaman Araplar oldu. Dindarlık, bir feodal lider olabilme şartına getirildi. Son yaşanan çocuk istismarı olayında iki defa hacca giden Abdullatif Çekin’in toplum içindeki konumu da bu anlayışın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Kadın ve erkek arasındaki uçurum arttıkça, kadın ve erkeğin yaşadığı toplumsal alanlar daraldı. Bu da beraberinde erkek egemen zihniyetle bastırılmış kadın gerçekliğini ortaya çıkardı.
Belirttiğim o isyan ve düzenle uyumlu kişilik meselesi dine bağlanınca, dindarlık kurumları Ortaçağ kiliseleri kadar güçlü hale getirildi. Bugün bile Başbakan, Tillo şeyhinin elini öpmeye gelebiliyor. Burada din konusunda samimiyetsizliği ile bilinen mevcut hükümet ve cumhuriyet, hiçbir zaman inancı doğrultusunda yaşamadığı için, yaşadığı gibi inanmaya başladı.
PKK hareketinin kadını özgürleştirdiği ne kadar doğruysa, kadının ideolojik olarak kendini donatmadığından dolayı zorluklar yaşandığı da bilinen bir gerçek. Ama şu da başka bir gerçek ki; erkek dışarıda, kadın ise evde büyüdü. Denizde yüzme öğrenmek için denize atılan kişi örneğine dönüştü kadın. Bu aşamalarda boğulma vakaları kaçınılmaz gibi görünmektedir.
Bu son olayda da belki birinci etken fakirlik, ikinci etken devletin mesai harcaması, ‘sabırlı davranıp’ bir yıl telefonları dinlemesi… Sêrt, bir anlamda BBG evi gibidir. İki kişi birbirinin kulağına eğilip bir şeyler söyleyince, akşam polisler “sen şunu bunu söyledin” diyebilmektedir. Ama bunun yanı sıra devlet bir yıl boyunca fiziki taciz olayının çocuğa karşı yapılmasına seyirci kalabilmiştir. Ve olayı Ramazan ayında ortaya çıkarması kamu yararı için yapmamıştır, bir kesimi ezdirerek itibarsızlaştırma yoluna gitmiştir.
Erkek zihniyetinden kurtulmalı  

Sêrt Tutuklu Aileleri Derneği’nden Saniye Kayısı:
Bu olay belediyemize, halkımıza büyük bir darbedir. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bu insan şahsında bu zihniyet cezalandırılmalı. Sêrt’e yakışmıyor. Niye bu kadar insanı küçük düşürüyorlar? Bu insanları kınıyoruz. ‘İpek Yolu’ denilen yer yıllardır biliniyor ama devlet niye müdahale etmiyor? Madem 6 aydan fazladır bu adam takip ediliyordu, bunca zaman niye beklediler?  Burada amaç çocukları kurtarmak değil, siyaseten bir adım öne geçmektir.
Fatma İnan: Sêrt’in zihniyeti erkek zihniyetidir. Kaldırımlara dolan erkekler, kadınların yoldan geçmesine dahi izin vermiyorlar. Sêrt’i iyi biliyorum; iyi insanlar da, kötü insanlar da var. Herkesi bir tutmamak gerek.

Bütün mesele ekonomik

CHP Sêrt İl Başkanı Nevaf Bilek: Göçle beraber Eruh’un (Dihê) 1983 yılındaki seçmen sayısı 27 bindi. Bu sayı şimdi 7-8 bin civarında. Türkiye’deki nüfus artışına göre bu sayının 50 bin olması lazım. Eruh’ta yaşayan 8 kişiden 6’sı göç etmiş. Buradaki nüfusun yüzde ellisi Eruhludur, geri kalan ise diğer ilçelerdendir. Bu insanlar köy yaşantısından şehir yaşantısına geçtiler.
Sêrt’te gençlerin gidip sosyal aktivitelere katılacağı bir yer yok. Bir doktor arkadaşım söyledi; yeşil kartlar çıkınca hasta sayısı artmış. Çünkü kadınların tek sosyal aktivitesi hastane gidişleridir. Bir doktor arkadaşım gelen bazı hasta kadınlara, “sizin bir şeyiniz yok, ne diye sürekli geliyorsunuz?” sorusunu sorunca, kadınlar ona; “ne yapalım, başka türlü sokağa çıkamayacağız” diye cevap veriyorlarmış. Bu bir dramdır.
12 Eylül’de burada ciddi bir kıyım yaşandı. Arap kökenli sosyal demokrat insanların hepsi buradan sürüldü. 1984 olaylarından sonra da Arap kökenli esnaf, sermayesini buradan kaçırdı. Üstüne de AKP’nin 12 yıllık uygulamaları geldi. Bugüne kadar 13-14 yaş grubuna yönelik ne BDP, ne AKP ne de biz bir çalışma yaptık.
Bu insanları ekonomik yönden iyi bir düzeye getirmek gerek. Çünkü bu kızlar çalışmaya başlarsa, babaları onları erken evlendirmez. Bu son olayda da annenin ekonomik bağımsızlığı olsaydı, bu malum şahsa bedenini satmazdı. Bunun dinle alakası yok, tamamen ekonomiktir.
Bunun dışında malum vatandaşın ailesi çok ciddi mağduriyet yaşıyor, toplum içine çıkamıyor. Ailesini tanıyoruz; hepsi de bizim arkadaşlarımız. Sêrt’in bu tür olaylarla öne çıkmasını istemiyoruz. Hepimiz mağduruz ve mağduriyetin giderilmesi için de oluşabilecek her şeye varız.

Kadının sorunu eğitimsizlik


CHP Yönetim Kurulu Üyesi Kamile Balcı:
Sêrt’in küçük olması bir dezavantaj. Böyle olaylar Türkiye’nin her yerinde var ama nerede olursa olsun teşhir etmek gerek. Sêrt’in bu şekilde anılmasını istemezdim. Ben Kayseriliyim, arkadaşlarımın arayıp “sizin orada bu tür şeyler oluyor” demesi beni üzüyor. Her yerde var bu sorun.
Sêrt’te kadının sorunu eğitimsizliktir. Çocuklar boyacılık yapıyor ve internet kafeye gidiyorlar. Batıya özenti var. Medyanın da bunda büyüktür. Diziler de bunun bir göstergesi. Dizilerde her şey normalleştiriliyor. Çocuklarla çalışma yapılması lazım. Burada ne belediyenin ne de valiliğin çocuklara ilişkin bir çalışması yok.

Çürümüş sistemin sonucu

Sêrt Belediye Başkanı Selim Sadak: Bu çürümüş bir sistemin sonucu, sadece Sêrt’e özgü değil. Bu bir politikadır; özellikle fuhuş, uyuşturucuya gençleri sürüklüyorlar. Yozlaşmaya, istismara gelmeyen bir toplum yaratmak zorundayız. Sosyal bir yer değil, geri kalmış bir toplum.  Toplumu bilgilendirmek durumundayız, bu toplumu kapalı bir toplum olmaktan çıkarmak ve çağdaş bir toplum yaratmak zorundayız.

Yoksulluk kötü şeyler yaptırabiliyor

İl Genel Meclis Üyesi Belkız Epözdemir: Sêrt kozmopolit bir yerdir. Özgünlüğü buradan ileri gelir. Yıllardır yaşadığımız savaştan kaynaklı, devlet tarafından avucunun içine alınmış bir yer. Eskiden Arapların elindeydi burası. Savaşla birlikte bağlı köylerden yoğun göç aldı ve giderek yoksullaştı. Yoksulluk insana her türden kötü şeyler yaptırabiliyor.
Sêrt’te yaşanan son olaylar tesadüf değil. Genç kadınların büyük bir kısmı eğitimden uzak büyütülüyor, sosyal hayatın içinde değiller. Bu durumda evlilik çözüm oluyor onlar için. Birçoğu da tanımadıkları erkeklerle küçük yaşta görücü usulü evlendiriliyor.  

Toplumsal yozlaşma var

Hüda-Par Siirt İl Başkanı Zülfikar Fırat: Realist olmak lazım. Bu olayları buraya getiren sebepler var; o da toplumsal yozlaşmadır. Doğu toplumunda genel olarak ataerkil bir aile yapısı var, fakat bununla birlikte kadının güçlü olduğu yerler ve yapılar da var. Toplumun değişik yerlerinde kadının güçlü olduğunu görüyorsunuz. İslami yapılar içinde, aile ve aşiret içinde kadının kendine ait bir gücü vardır.
Batıda var olan ya da batının bize sunduklarına baktığımızda kadın bu hayatın neresinde diyoruz? Kadın güçlü olmak yerine erkeğe mahkum edilmiş, batı anlayışı bunu bizim toplumumuza empoze ediyor.
Olgularla konuşmak zorundayız. Toplumda bazı durumlar var nihayetinde. Bu durumların sonuçları da var. Toplumun bazı kesimleri bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını söylüyor. Deniliyor ki sistemin politikası, yapan direk devletin kendisi ya da tüm bunlar devletin uzantısı.
Abdüllatif Çekin ile ilgili BDP milletvekillerinden biri, “devletin sosyo-kültürel ajanı” kelimesini kullandı. Olayı bu boyuta taşımak sanırım çok da doğru değil. Bu ve buna benzer olayların yerinde çok iyi irdelenmesi ve incelenmesi gerekiyor. Buna benzer olaylar Türkiye’nin batısında da gerçekleşiyor.  Parti içinde birinin yaptığı bir şey, tüm partiyi bağlamaz. Bu bir boyutu ama partinin genel politikalar çerçevesinde ne yaptığı da önemlidir.
Toplumu nasıl ıslah edebiliriz? Öyle ki bu sadece bugünkü ortam ile ilgili değil, insanların nefislerinin terbiye edilmediği her ortamda olur, sadece Sêrt’te olmaz. Biz bunları söylediğimiz için, bize “siz şeriat istiyorsunuz” deniliyor. Medeniyet anlamında dünyanın zirvesi sayılan Amerika’da iki kadın bir odada yıllarca kapalı kalmışlar. Şimdi buna da kalkıp ataerkil yapı mı diyeceğiz? Asıl mesele, terbiye edilmemesi meselesidir. BDP’de yaşanan bu olayı tüm BDP’ye mal etmek doğru değil. Belki de BDP, kendi tabanını tutabilmek için bu noktada sert açıklama yapmak zorunda kaldı.

Devletin oyununa gelmeyin!

Sêrt Barış Anneler İnisiyatifi Üyesi Vetha Kaçar:
Bu tür olaylar, devlet eliyle yapılıyor; polis, emniyet müdürü, vali var içinde. Bunlar Kürtleri bu işin içine çekmeye çalışıyorlar. Kabul etmiyoruz, lanetliyoruz. Bir an önce bizim içimizden böyle yaklaşımları kaldırmak , bu tür pislikleri içimizden bir an önce çıkarmak istiyoruz. Taciz ve tecavüzlere karşı elimizden ne gelirse yapacağız.

Leyle Özer: 65 yaşındaki bir adamın böyle oyunlara gelmemesi gerekiyordu. Biz bu işlerin üzerinde duracağız. Bu  olaylar her yerde oluyor, sadece Sêrt’te olmuyor. Artık yeter! Bütün kadınlara, bütün gençlere çağrım var, bu devletin zihniyetine, oyununa gelmeyin. Duyarlı olmalarını istiyorum. Aileler çocuklarına sahip çıksın.

Tüm STK’lar bir araya gelmeli

Siirt KAMER’den Dilek Bal: Bu tür olaylar sistemin bir parçası. Sadece gördüğümüzle kalıyoruz. Basın açıklamaları, eylemler yapılıyor ve sadece orada kalıyor. Tüm STK’ların bir araya gelip farklı mücadele alanları oluşturmasına ihtiyaç var. Yaşanan savaşın, yoksulluğun, göçün çok etkisi var. Mahalle çalışmalarında “Sizin şiddetiniz nedir?” diye sorduğumuzda, “benim şiddetim yoksulluktur” diyor.
Sara Turhan: Her biri canımızı çok yaksa da yaşanmakta olan bu çocuk istismarı vakalarının açığa çıkması, görünür ve cezalandırılabilir olması son derece önemlidir. Yıllarca gizli kalan bu ve benzeri olayların deşifre edilmesi hem tacizciler, tecavüzcüler için caydırıcı olacak hem de devlet kurum ve kuruluşları, STK’lar ve toplumun her kesimine sorumluğunu hatırlatacaktır.
Son birkaç olayla olduğu gibi bu seferde tacizcinin sahip olduğu konum, olayı daha da vahim hale getirmiştir. Fakat özellikle bağlı bulunduğu siyasi partinin ivedilikle uyguladığı ihraç kararı ve ardından aldığı tutum çok önemli, takdir edilmesi ve örnek alınması gereken bir tutumdur.

Yazarın diğer yazıları

    None Found