Sêrt’te çifte istismar gerçeği

ESRA ÇİFTÇİ /  1.Bölüm

Geçtiğimiz günlerde Sêrt Belediye Başkan Yardımcısı Abdullatif Çekin’in “çocuk istismarı” suçuyla tutuklanmasının ardından tüm gözler Sêrt’e çevrildi.  Abdüllatif Çekin’in 17 yaşında olduğu belirtilen ama aslında 15 yaşında olan M.A. ve 13 yaşındaki kız kardeşi S.A. ile annelerine cinsel istismarda bulunduğu savcılık ifadeleri ve polis dinlemelerinde ortaya çıkıyor. Abdüllatif Çekin önce 5 yıl anne birlikte oluyor, daha sonra 15 yaşındaki M.A. ile 2 yıl beraber oluyor. İlk iki yıl M.A’yı taciz ettikten sonra, geçtiğimiz Şubat ayında bekaretini bozuyor.
Çekin gözaltına alındığında önce olayı inkâr ediyor, daha sonra polis dinlemeleri delil olarak sunulunca, “Çocuklarla değil, anneyle ilişkim var” diyor. O sırada 13 yaşındaki S.A., “Yalan söylüyor, ablamla ilişkisi vardı, hatta benim gözümün önünde ablamla sevişti ve bana da dokundu” diyor. Bunun üzerine Çekin, “Evet, M.A. ile birlikte oldum ama kendi rızası ile oldu” diyor.
Bu cümle ne kadar tanıdık değil mi? “Kendi rızası ile!” Hatırlarsanız, Mardin’de onlarca kişinin taciz ve tecavüzüne maruz kalan N.Ç’nin, -ki bunların çoğunluğu devletin memurlarıydı- şikâyeti sonucu tecavüzcüler yargılandı, mahkeme yıllarca sürdü ve sonunda N.Ç’nin kendi rızası ile bu insanlarla birlikte olduğu kararı çıktı ve sanıklar tutuklanmadı. N.Ç, taciz ve tecavüze uğradığında 13 yaşındaydı.
Devletin 6 aydır olayı bildiği, takip ettiği halde müdahale etmediği belirtiliyor. Olayın vehameti bir yana, bu istismara aylarca seyirci kalınması devletin bu konudaki politikasını ortaya koyuyor. Bundan sonra yaşananlar da bu politikanın diğer boyutlarını gösteriyor. Olayın ardından dosyada gizlilik kararı çıkıyor. En çok ilgimi çeken ise savcının Çekin’e  “Neden fuhşun yapıldığı yer olan Eruh yolunu tercih ettin?” sorusunu yöneltmesi oldu. Bu sorudan da anlaşıldığı gibi, demek ki bahsedilen yer devlet tarafından da biliniyor…
Bu olayın detaylarıyla ele alınması, araştırılması, belki daha önce Sêrt’te, Mardin’de, Bingöl’de ve diğer merkezlerde yaşanan, muhtemelen birçok yerde devam eden, gün yüzüne çıkmamış taciz ve tecavüz olaylarının da deşifre edilmesini sağlayacak. Bu, toplumdaki tüm birimlerin, kurumların kollektif bir çalışması ve ortak mücadelesi ile gerçekleşebilir.
Ortaya çıkan olaylarda, yaşanan mekanın yapısı, devlet politikası ve toplumsal ilişkilerin düzeyi, aşınan boyutları oldukça büyük rol oynuyor. Bu nedenle Sêrt’i olay mekanından, orada yaşayanlardan dinlemek, bir nebze de olsa gerçeği daha iyi anlamamıza yardımcı olur…

Halk tedirgin

Sêrt’te ilk gözüme çarpan, sokakların erkek hâkimiyeti altında olmasıydı. Şehir adeta erkeklere tahsis edilmiş gibi… Bir kadın ile bir erkeğin yan yana dolaşması bile dedikodulara sebep oluyor. Yoksulluk bariz hissediliyor. Okuldan, hastaneden çok camiye rastlıyor insan. Ramazan olması itibariyle Sêrt’te açık bir yer bulmak mümkün değil. Feodaliteyi bariz hissediyorsunuz. Kadın eve, mahalleye hapsedilmiş. Şiddet gören kadının sayısı ise küçümsenecek gibi değil.
 Olayla ilgili görüştüğüm kadınlar, bu konuda konuşmaktan çekindiler. Korkuyor ve kaygı duyuyorlardı. Kadınlarla yapmış olduğum gayri resmi görüşmelerde ise Sêrt’te taciz ve tecavüz olaylarına ilişkin yapılan teşhirlerin birçok erkeği rahatsız ettiğini hatta öfkelendirdiğini dile getirdiler. Mağdur çocukların anne ve babası ile görüşme talebim red edildi. Çocuklar da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından koruma altına alınmıştı.
Sêrt’te sivil toplum örgütleri ve halkın da olaya yönelik tepkisi büyük. Özellikle Sêrt’in son yıllarda bu tür olaylarla gündeme gelmesi halkı tedirgin ve huzursuz ediyor. Halk ve sivil toplum örgütleri, BDP’nin Çekin’i ihraç etmesini ve BDP’li kadınların olayı teşhir etmesini oldukça olumlu karşılıyor, takdir ediyorlar. ‘’Toplumsal baskı olmasaydı Çekin tutuklanmayacaktı’’ diyenlerin sayısı da oldukça fazla. Bununla birlikte, polisin bu olayı 6 aydır bilmesine rağmen öğrenir öğrenmez neden müdahale etmediği ise hala soru işareti.
Sêrtlilerin anlatımları, bu olaylara zemin hazırlayan devlet politikasını da toplumdaki yaygın erkek zihniyeti de oldukça net ortaya koyuyor. Hiçbir yorumda bulunmaya gerek yok dile getirilenler karşısında. Sêrt’te neler yaşandığını, nedenlerini, devletin yaşananlardaki payını ve daha birçok soru işaretinin cevabını Sêrt’teki kurum temsilcilerinin anlatımları açıklıyor…

BDP Siirt Kadın Meclisi üyeleri tepkili

Kıymet Mut : Şahsın bizden biri olması acı verici bir durum. Duyduğumuz zaman hepimiz şok olduk. Abdullatif Çekin 9 yıl önce BDP’ye katıldı. 2 dönem BDP belediye meclis üyeliği yaptı. Aşiret mensubu, zengin ve hacıdır kendisi hatta abdesti bozulacak diye kadınlarla dahi tokalaşmayan biri.
Olaydan bir gün önce, “Hükümet adım at” eylemi yapıyorduk. Çekin de o eylemde vardı. Eylemin ertesi günü gözaltına alındığını öğrendik. Biz bir gün önce yapmış olduğumuz eylemden dolayı gözaltına alındığını sandık, daha sonra olayın vahametini öğrendik.
Sêrt için çok kötü bir olay. 6 aydır polis Çekin’i takip ediyormuş. Buna rağmen gözlenerek sessiz kalınmış. Olay neden ilk günler değil de 6 ay sonra açıklandı? Sêrt’in feodal bir yer olduğu biliniyor, özellikle bu seçim sürecinde ortaya çıkarmaları manidardır. Elbet Çekin’i savunmuyoruz ama zamanlama açısından bakıldığında ilginç geliyor.
Burada “ Malamamo” diye bir mahalle var. Fuhşun yapıldığı söylenen bir mahalle, tüm Sêrt halkı bunu biliyor. Bir sosyolog arkadaşımız çalışma yapmak için o mahalleye gidiyor, mahalledeki kadınlar,  “Buradan gidin, erkekler sizi görürse öldürür” diyorlar. BDP Kadın Meclisi olarak bu mahallelerde toplantı gerçekleştirmek istedik ama yapamadık.
Bu gerçekliğin yanında, Sêrt’te din baskısı çok fazla. Bir kişinin namaz kılmaması, oruç tutmaması sorun oluyor. Hatta o kadar abarttılar ki; 8-9 yaşındaki kız çocuklarına bile oruç tutturuyorlar. Kadın intiharları artmaya başladı. Kadınlar akşam 7-8 gibi sokağa çıktıklarında farklı gözle bakılıyor. Özellikle kahvelerde erkekler tüm sokağı kaplıyor ve kadınlar oradan geçemiyor.

İçimizde de mücadele yürütüyoruz


Leyla Saraç:
Devletin istihbaratı çok güçlü, insanların özel hayatına dahi giriyor. BDP halkın evidir, her kesimden insanlar geliyor. Belediye seçimlerinde bir denge oluşturuldu. Her kesimin yer alabilmesi için öyle bir seçime gidildi. Seçilen kişilerin profillerini iyi araştırmak gerek. Bu şahsın geniş bir ailesi olması belirleyici olmuş. İçimizde erkek egemen anlayışı yenememiş erkekler çoğunlukta. Bu seçimde dengelere uygun davrandığımız için yanlışlık yaptık. Bizim bir tüzüğümüz var ve ona göre seçim yapılması gerekiyor… Sonuçta 30 yıllık bir mücadele var. Sadece sisteme karşı değil, kendi içimizde de mücadele ediyoruz. Özellikle burada kadına yönelik cinsel istismar eylemlerine Abdüllatif Çekin de katılmış, bizi bilmeyen biri olsaydı belki farklı düşünebilirdik ama öyle değil. Bu durum bizi fazlası ile kırdı. Bizim partimiz erkek zihniyetinden arındırılmıştır diyemeyiz. Yıllarca bu mücadelede yer alan ve bu zihniyeti değiştirmeyenler var. Bizim tavrımız nettir. Bu tür olayların üzerini kapatmayacağız.
Pervari ve YIBO’larda çocuklara yapılan cinsel istismar devlet politikası. Yıllardır süren savaş içerisinde özellikle Sêrt gibi feodal bölgelerde fuhuş, uyuşturucu çetelerinin oluşması devlet eliyle desteklendi. Devlet Sêrt’i pilot bölge olarak görüyor. Burası yoksul bir kent ve insanlarımız yoksullaştırılarak fuhuşa teşvik ediliyor. Bir tepki oluştu ama yeterli olmadı. Zaten devletin politikası belli, benzer vakalar Bingöl’de, Mardin’de de oldu. Buna karşı toplumsal bir tepki olmalı. Biz Kürt kadınları olarak tepkimizi gösteriyoruz ama toplumun her kesiminin buna karşı çıkması gerekiyor.
Devlet “Bu tür birkaç olay daha var” diyor. Neden şimdi açıklanmıyor? Bu son olayda olduğu gibi bekleyip zamanlamaya göre mi ortaya çıkarılacak? Bu bir erkek sorunu, kadın sorunu değil, erkeklerin utanması lazım.

Din sadece kadınlar için mi?


Akide Karahan:
Sêrt’te feodal namus ölçüleri baskın. Fakat bu var iken bir anne nasıl oluyor da böyle bir duruma göz yumuyor? Sêrt’te kadınların istismar olaylarına karşı gösterdiği tepkiden erkekler rahatsız. Bizim tepkilerimizi Çekin’in ailesine karşı yaptığımızı düşünüyorlar ama durum öyle değil, biz zihniyete karşı tepki gösteriyoruz. Burada erkek istediği her şeyi yapabiliyor, sabaha kadar kahvede, sokakta dolaşabiliyor. Kadına karşıda dini bahane ediyorlar, bu din sadece kadın için mi geçerli?

Yeni bir politika belirlenmeli


İHD Siirt Şube Sekreteri Avukat Roja Arslan:
Şahıs 12 Temmuz’da gözaltına alınmıştı. Belediye çalışanları derneğimize başvuru yaptı, çünkü gözaltı sebebi bilinmiyordu. Bize bu şekilde yansıdı. İlk olarak asayiş şubeyi aradım, şahsın kendilerinde olup olmadığını sordum, onlar da ilgili şahsın kendilerinde olduğunu söylediler. Gözaltı ve suçlama sebebini sordum, “Çocuğun istismarı” dediler. Bu durumu öğrenince, mağdurun yanında yer alacağımızı başvuru yapanlara söyledik. Bizim bu konulara karşı tutumumuz bellidir, hem bireysel, hem de İHD kimliği açısından.
Derneğimize cinsel istismar dosyaları geliyor. Başvuru da geliyor. Başvuranlar sadece hukuki destek istiyorlar, basına yansımasını istemiyorlar. Korkuyorlar. Şimdi gündeme gelen bu olayda görüldüğü gibi, basına yansıyan ya da yansımayanları aile örtbas ediyor.  Bu zihniyeti değiştirmek gerekiyor. Bu toplumun rehabilite edilmesi gerekiyor. Eğitim deniliyor ama bu işi yapanların içinde eğitimciler de var. O yüzden bu yetmiyor. Hasta bu insanlar, bu tür olayları sapkınlık olarak değerlendiriyorum.
Barış süreci ile birlikte ölümler yok, bu elbet sevindirici. Sêrt’te fuhuşu basına yansıdığı kadar takip ettik. Bize fuhuş konusunda herhangi bir başvuru gelmedi. Bu toplumun, toplumsal olarak şekillenmesi feodalite ile oluyor. Dinin, şeyhin, ağanın hala hüküm sürdüğü bir yer burası. 30 yıldan fazla süren bir savaş yaşandı.  Hepimiz yara aldık. Ben bile adımdan dolayı ve özellikle okulda mağdur oldum ve bu yüzden avukatlığı tercih ettim. Savaş insanları kötü etkiledi. Savaşın etkileri her alanda görülüyor; insanlar sindirilmeye çalışıldı, yargılandılar…
Cinsel istismar olayları oluyor. STK’lar basın açıklaması yapıyor. Bu açıklamalar sorunun çözümünü getirmiyor. Tersine bir sonuç da ortaya çıkıyor, açıklamalar mağduru daha çok mağdur ediyor. Çocuklar devlet eline bırakılıyor. Sonrasında unutuluyor, nasıl büyüdükleri ile ilgilenilmiyor. Yeni bir politikanın belirlenmesi gerekiyor. Bu tür olaylar, basın açıklamalarından çıkıp, meclise taşınmalı ve anayasal bir güvenceye alınmalı. Cezaların bir caydırıcılığı yok.

Devlet biliyor

Siirt Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Başkanı Yılmaz Çınar:
Sêrt, Kürdistan’ın birçok yerinden çok da farklı olmayan kadim bir kent. İl merkezinde geçmişte Arapların olduğu ama zamanla Kürtlerin yoğunlaşması ile Kürtlerin hâkimiyetine bürünmüş bir yer.
Farklı etnik yapısından dolayı, burası sanırım sistemin de daha rahat manevra yapabileceği bir yer. Toplumun ahlaki olarak görmediği anlayış içerisinde cinsel istismarlardan dolayı cezaevine girmiş ve çıktıktan sonra da gururla dolaşan insanlar var Sêrt’te. Son olay da kabul görülmez bir durum ama belki yarınlarda yine yaşanacak. Utanç duyduğumuz konular. Olayın gerçekleştiği mahalle, devletin çok iyi bildiği malum mahalle… Kimlerin girip çıktığı, kimlerin müptela olduğunu bildiği bir mahallemiz. ‘Yüce devletimiz’ istismarı istismar ederek bir yerlere varmaya çalışıyor.  
Dünyanın her yerinde olduğu gibi Kürtler Sêrt’te de mevzi kazanıyor, dayanışmasını güçlendiriyor, bu da sistemin hoşuna gitmeyen bir durum. Sistemin karakteristik yapısı, kendine tabi olmayan her kesimi yakma, yıkma üzerine kurulu. İnsanları katletmek, devlet adına insanlığı da yıkmak mubah,  yeter ki devlete ‘zeval’ gelmesin. Bu ülkede devlet satranç oynuyor, hamleler yaparak Kürtlerin, ezilenlerin, emekten yana olan, sistemin dışında olan herkesin nabzını ölçüyor. Toplumun yarınları önemli ise bence devlet satranç oynamaktan vazgeçmeli. 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhu iflas etmiş. Feodal yapının devamından nemalananlar var. Din konusunda ciddi bir sektör var. Bunlar sistem tarafından korunuyor.  

Aileler de mağdur oluyor

BDP Siirt İl Başkanı Mehmet Ata İnan:
Sêrt, kozmopolitik bir yer. Başta Arapların yaşadığı ama 90’lı yıllarda göçle birlikte Kürtlerin yoğunlaştığı bir yer.  Bu tür olaylar tesadüf değil, devletin de böyle bir politikası var. BDP’ye gitmesin de ne yaparsa yapsın anlayışı hâkim. Bundan önce Batman bu tür olaylarla anılıyordu, şimdi de Sêrt gündemde. İntiharlar ve ölüm vakaları çoğaldı, özellikle Şirvan ve Kurtalan’da çok fazla rastlıyoruz.
Son zamanlarda, basına yansıyanlar ve perde arkasında olanlar bizi kaygılandırıyor. Bu tür olaylarda sadece BDP’li kadınların alanlara çıkması yetmiyor, toplumun her kesiminin alanlara dökülmesi lazım. AKP, CHP neden sokağa çıkmıyor? Bu olayların içinde sanki BDP’nin varmış gibi gösterilmesi bizi rahatsız ediyor.
Bir zamanlar özel harekâtçı İbrahim Şahin’in, yine Nakşibendi tarikatından Fadime Şahin olayı ile tanınan Ali Kalkancı’nın Sêrt’e uğraması da tesadüf değildir. 90’lı yıllarda bütün bu çeteleşmesinin ana merkezlerinden biriydi Sêrt. Son zamanlarda bir liste yayınlandı ANF’de… Bu listede, Rizeli, Antepli kadınların isimleri geçiyor.  Gelip buralarda fuhuşu yaygınlaştırmalarına tesadüf olarak bakmak yanılgıdır. Kapalı bir kutudur Sêrt. İstismarda bulunan kişilerin aileleri de mağdur, gelip bize başvuruyorlar ve utandıklarını mağdur olduklarını dile getiriyorlar. Bu listede yayınlanan isimlerin tamamı bu işlere bulaşmış değildir, hatta isim benzerliğinden dolayı mağdur olanlar da var.

Yazarın diğer yazıları

    None Found