Silah dostluğu…

Almanya Gündemi

2016 yılının ilk yarısı için Almanya’nın silah ihracatı rakamları belli oldu. Rakamların boyutu ve silah satılan ülkeler sıralaması ülkenin savaş politikası hakkında bize net veriler sunuyor. Rakamlara bir göz atalım: Almanya’nın hafif silah ihracatı eğrisi bir önceki yıla göre azaldı. Buna göre dış ülkelere satılan hafif silahların değeri 12,4 milyondan 11,7 milyon Euro’ya geriledi. Yıllara göre karşılaştırma yapıldığında rakamlar arasındaki oran çok fazla olmasa da, istatistik hesaplarına bu düşüş olarak yansıyor. Fakat bu düşüş Almanya’nın silah ihracatı oranını yansıtmıyor. Bilakis mühimmat satışındaki patlama önceki yılların kat be kat üstünde. Yine rakamlara göre bir önceki yarı yılda 27 milyon euro olan mühimmat ihracatı, bu yılın ilk yarısında 283,8 milyon Euro’ya yükseldi. Aradaki fark korkunç yüksek bir rakam. Türkiye’nin satın aldığı mühimmat bu eğrinin yükselişine oldukça katkı sunmuş durumda. 

Yıllardır Almanya ile önemli bir savaş hukuku bulunan Türkiye, aynı zamanda silah alımının büyük kısmını Almanya üzerinden gerçekleştiriyor. Silah satışı raporuna göre Türkiye Almanya’dan 76,4 milyon Euro değerinde silah ithal ederek, silah alımı listesinde bulunduğu 25. sıradan 8. sıraya yükseldi. (Türkiye’ye ihracatın büyük kısmı; uçak parçaları, insansız hava araçları, uçak motorları ve yer ekipmanı. Ayrıca Federal hükümet 2016’nın ilk yarısı için 4.03 milyar Euro’luk satışa izin verdi. 2015’in ilk yarısında yaklaşık 3.5 milyar Euro’luk silah satışına izin verilmişti.) Söz konusu tablo bizi şaşırtmıyor. Zira Alman -Türk dostluğu aynı zamanda silah dostluğu da demek. 

Almanya’nın silah dostluğu Osmanlı Alman ilişkilerinin de başlangıç tarihine tekabül ediyor. Almanya’nın askeri ve ticari ittifaklarla kurduğu dostluk aynı zamanda silah ticaretin de artması anlamına geliyordu. Zira Osmanlı’nın en çok silah aldığı ülkeler olan İngiltere ve Fransa yerini, gelişen ilişkilerden sonra Almanya’ya ya bırakmıştı. İmparator II.Wilhelm Osmanlı’yı ziyareti ile gelişen ilişkiler, aynı zamanda ünlü Krupp firmasından çeşitli savaş envanterleri siparişinin de startını verdi. 

Almanya ile Türkiye arasındaki stratejik ilişkiler savaş politikalarına da birebir yansıyor. Çok uzağa gitmeyelim: Almanya, 1990’lı yıllarda DDR’nin (Alman Demokratik Cumhuriyeti) Ulusal Halk Ordusu’ndan kalan BTR-60 tipi tanklarını Türkiye’ye hibe etmişti. (1990 ile 1994 yılları arasında Türkiye’ye 320 panzer verilmiştir. Yine 2005 yılında 298 adet Leopard II tipi tank satılmıştır.) İşte bu tanklarla Kürdistan’da korkunç bir savaş gerçekleştirildi. Üstelik yapılan antlaşmaya göre silahlar ülkenin savunulması koşuluyla Türkiye’ye verilmişti, yani hiçbir şekilde Kürtlere karşı kullanılmayacaktı. Fakat 2004 yılında Alman devlet kanallarında yayınlanan bir haberde bu tankların bizzat Şırnak’ta bir operasyonda kullanıldığı ispat edilmişti. 

Türkiye’nin sözleşme maddesine uymamasına karşın Almanya’dan herhangi bir yaptırım söz konusu olmadı. Silah satışları hızla devam etti. Yine hatırlarsınız 30 Mart 2006’da Amed’de meydana gelen olaylarda 7 yaşındaki Enes Alman üretimi G3 tipi bir silahla öldürülmüştü. Türk ordusu tarafından kullanılan Alman silahları Kürdistan’da on binlerce can aldı. Konulan şerhe rağmen denetimi yapılmayan bu silahlarla Türkiye, Kürdistan’ın altını üstüne getirdi, cenazeler bu tanklarla sürüklendi. 

Şimdi de Ortadoğu’daki pastaya göz diken Almanya sözde insani yardımlarla kendisi için nötr bir atmosfer yaratma çabası veriyor. (Almanya Kalkınma Bakanı Gerd Müller, Musul için 34 milyon Euro’luk yardımın hazır bulundurulduğunu açıkladı) Yine rakamlar üzerinden başka bir hatırlatma yapalım: Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) uluslararası silah ticareti raporuna göre: Uluslararası silah ticareti, 2011-2015 döneminde 2006-2010 dönemine kıyasla yüzde 14 arttı. Rapora göre son beş yıl içerisinde Ortadoğu’ya yapılan ağır silah satışında yüzde 61 oranında artış söz konusu. Ortadoğu’da kanlı savaşın sürdüğü bu dönemde Almanya’nın da silah satış eğrisinde bir yükselme görüyoruz. Oysa Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel, göreve başladığında silah ihracatının önemli ölçüde azaltılacağını belirtmişti.

Almanya gerek Kürdistan’da, gerekse Ortadoğu’da yürütülen savaşta insanların ölmesinde sorumluluk sahibidir. O silahlar sivilleri öldürmeye devam ettikçe, Almanya savaşın müdahili olmaya da devam edecektir. Bu nedenle savaş karşıtı söylediği her cümle hükümsüzdür. 

Yazarın diğer yazıları