Silêmanî’de yakılan Serwîn’e atfen

Serwîn, Başurê Kürdistan’ın Silêmanî kentinden bir genç kadın. Bir gece uyurken, babası tarafından saçından sürüklenerek evin bahçesine kadar çıkarılır. Serwîn’in acı çığlıklarına tüm ev ahalisi kayıtsız kalır. Çünkü hepsinin gözünde o bir suçlu. Hem de ölümün en acımasız biçimini hak edecek kadar… Bu yüzden cezalandırılmalı. Çünkü Serwîn ‘namus düşmanı’. Babası onun işlediği suç yüzünden ‘namussuz’! ‘Namusunu temizlemek’ için Serwîn’i  cezalandırmalıydı yasalara göre. Bunu da ancak Serwîn’in canını alarak yapabilirdi. 

‘Namusunu yitiren baba’, Serwîn’i bahçeye çıkardıktan sonra benzin bidonunu getirir ve Serwîn’in üstüne döker. Çakmağı çakar ve Serwîn yanmaya başlar. Serwîn son nefesini alevler içinde çığlık çığlığa verir. Doğup büyüdüğü evin bahçesinde, yaşama ilk çığlığını attığı evde… Serwîn’in bedeninde yanan ateş, babasının ‘namusunu temizledi’ böylece. Serwîn öldü.

Geçtiğimiz günlerde yakılarak katledilen Serwîn’den sonra boğazları acıdan düğüm düğüm olmuş, katledilme biçimini dehşet içerisinde kalan bir yüz ifadesiyle kınadı kadınlar. Kendi can güvenliği için ve özgür bir gelecek kaygısı duyan birkaç kadın örgütü temsilcisi bir araya gelerek, Serwîn’in böyle vahşi bir şekilde yakılarak katledilmesinden, 25 yıldır iktidarda olan Federal Kürdistan Bölge Hükümeti’ni ve bu hükümeti yöneten erkek egemenlikli sistemi ve yasaları sorumlu gördü. Başurê Kürdistan medyası da namus(suzluk) senaryosuyla Serwîn’in ölümünü meşrulaştırıldı. Biraz özgürlük bilinci edinen, örgütlenen kadınları çıkarırsak, toplumun geleneksel ölçülerini temsil eden kadın ve erkeklerin hepsi Serwîn’i suçladı. Serwîn yakılarak öldürüldü ve vicdanlar rahatladı, ‘namus’ aklandı.

Kültür-sanat, aydınlanma çehresiyle övünen Silêmanî’de yakılarak katledildi Serwîn. Postmodern kültür ve Kürt kültürünün çatıştığı bu kentte, nüfusun çoğunu Enfal mağdurları oluşturur. Bu kentin kadınları hala Enfal’ın açtığı yaraları saramadı. Gördükleri ve yaşadıkları karşısında hala yakılmış-yıkılmış bir kent gibiler. Bir türlü ayaklanıp yaşama dört elle sarılamıyorlar. Onlar için yaşadıkları ve gördükleri hiçbir şey geride kalmıyor bir türlü. Psikolojik sorunlar yaşıyor ve Irak BAAS rejiminin işkence, tecavüz ve içinde en çok da katledilmenin olduğu şiddetini unutamıyorlar. Çığlık çığlığa uyanıyorlar hala uykularından. Hala Enfal’de kaybettikleri kız kardeşlerini, kızlarını arıyor bu kentin insanları.   

Ünlü Kürt şairi Şêrko Bêkes’in, yine dünyada ülke aşkı, vatanseverlik üzerine kitaplarıyla ün yapan Bextiyar Ali gibi yazarların ve daha nicelerinin kenti Silêmanî… Hala Silêmanîlilerin kahramanlığı, işgale karşı görkemli direnişiyle övündüğü Kürt kadını Hefsexan Neqip’in kenti. Bu kentin hemen yanı başında, birer parçası olan Bakur ve Rojava’sında Kürt kadınları, Silêmanili Hefsexan’ın mirasını devralarak özgürlük mücadelesi yürütüyor. Soykırımcıların işgalinden kurtardıkları kentlerine Kürdistani renklerden oluşan bayraklarını dikiyor. Tüm dünya erkek faşizmine karşı verdiği kavgayı ve başarılarını konuşuyor. Serwîn’i yakarak öldüren numus-suz zihniyet kalıplarını nasıl alaşağı ettiklerini, kadınların eşitlik ve özgürlük idealleriyle inşa ettikleri yeni yaşamı konuşuyor. 

Böyle bir tezatlık işte gerçek. Kürt kadınları bir parçada kölelik duvarlarını yıkarken, kadını hiçleştiren cinsiyetçi, geri geleneksel toplumun tabulaşan tüm kalıplarını yerle bir edip yaşama kadının, eşitlik, özgürlük renginde kapılar açarken, bir diğer parçasında hala kadınlar kendi kocaları, babaları, ağabeyleri, amcaları vs.lerinin eliyle katlediliyor. Kürt kadınlar sadece kendilerine değil, Arap, Türkmen, Çerkes, Asuri diğer halklardan kadınlara da özgürlük alanları açarken, Başurê Kürdistan’da da özgürlük sınırı evlerinin duvarları. 

Vatan özgürlüğü için büyük bedeller ödeyen 25 yıllık bir iktidarın, kadınlara açtığı özgürlük alanlarını Serwîn gibi zorlayan kadınlar yakılıp ölüm ile cezalandırılırken, erkekleri ise son iki yıldır mevcut iktidar tarafından içine sürüklendikleri siyasi ve ekonomik krizin yaratmış olduğu bunalımı, kendilerini içki masalarına bırakarak unutmaya çalışıyor. Tablo bu. 

Yine de Serwîn’i sahiplenen kadınların olduğunu, bu kadınların kulaklarını yanıbaşlarında gelişen Kürt kadınlarının öncülük ettiği bir devrime açtıklarını görmek umut verici. Bu kadınlara her gün birer birer kadınların ekleneceğine ve gün geçtikçe daha da büyüyerek örgütleneceklerine, sistemin içinde bulunduğu krizleri aştırtacaklarına, demokratik, eşit ve özgür bir ülke parçasını yeniden inşa edeceklerine inanmak umut verici.   

Yazarın diğer yazıları