Sinema Kürtçe Güzel

‘Sinema Kürtçe Güzel’  şiarıyla yola çıkan ve bu yıl 8.’sinin düzenleneceği Londra Kürt Festivali için geri sayım başladı. 15-24 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin galası 15 Kasım’da yapılacak. Gala sonrası ise Güney Kürdistanlı yönetmen Hisham Zaman’ın çekiminin bu sene tamamlandığı Kardan Önce (Berîya Berfbarîne) filmi gösterilecek. Dokuz gün boyunca 121 filmin gösterileceği festivalin organizatörleri arasında bulunan Alaaddin Sinayiç ve Ferhan Yıldız ile görüştük. Sinayiç ve Yıldız festivali ve genel anlamda Kürt sinemasını gazetemize anlattı.

Avrupa’nın bir çok şehrinde artık Kürt film festivalleri düzenleniyor. Ancak kanımca Londra Kürt Film Festivali’nin yeri ve başarısı başka. Neden diğer Kürt festivallerinden farklı?
Ferhan Yıldız:
Londra Kürt Film festivali 2001 yılından itibaren gerek kapsamı gerekse de ulaştığı izleyici potansiyeli, Kürt sinemasının tanıtımı itibari ile istikrarlı bir yol izlemeye devam etmektedir. Londra’da organize edilen bir Kürt Festivali olması Kürt sinemasının İngilizler başta olmak üzere bir çok yabancı topluma ulaşmasını sağlamaktadır. Kürt sinemasına bu katkısı dışında, Kürdistan sinema sanatının temsiliyeti itibari ile ulusal kimliği bir bütün olarak izleyicilerine ulaştırabilmektedir. Sinema sanat dalları arasında en yaratıcı ve en birleştirici olanıdır. Sinema bu özelliği ile, siyasetin dahi çözüm üretmekten korktuğu en hassas konulara cesurca bir kompozisyon ile yanıt olabilmektedir. Kürdistan sinemasının mevcut sosyolojik gerçekler ışığında müthiş bir hızla gelişiyor olmasını buna bağlayabiliriz. Somut olarak Halil Dağ, en imkansız olanakların en canlı ve en yaratıcı örneklerinden birisidir. Kürtlerin genel olarak sinema deneyiminin çok yeni olduğunu söyleyebiliriz. Bizler Kürdistan sinemasının kendi potansiyelini keşfederken yaşadığı kaygılar ve zorlukları, ortaya çıkan üretimlerin sunumunda da yaşıyoruz. Örneğin, Kürt toplumu için güncel olan bir konunun festival yolu ile bir çok insana taşınabilmesini önemsediğimiz kadar, Doğu Kürdistan’da yaşayan 71 yaşındaki kör bir terzinin de hayatının sergilenmesini önemsiyoruz. Londra Kürt Film Festivali temsilcilikleri ve örgütlenme ağı ile gösterilme ihtimali çok zor olan belgesel yada kısa filmlere ulaşılıp o filmlerin gösterilmesini sağlıyor.

Alaaddin Sinayiç: Londra Kürt Film Festivali dört parça Kürdistan’dan gösterime sunduğu filmler ile izleyiciye Kürt sinemasını tek bir sahneden izleme olanağı sunmaktadır ki bu yönü ile diğer festival ve organizeler arasında daha özgün bir rol oynamaktadır. Aslında şunu net olarak belirtebiliriz ki, Londra Kürt Film Festivali tamamen Kürdistani bir karaktere sahiptir. Her çevreden Kürdü kendi çatısı altında toplayabilen, komitelerinde her kesimin temsiliyetini önemseyen bir yapıya sahip. Belki de en önemli özelliği de budur. Sinema yoluyla Kürtleri başka halklara anlatırken aynı zamanda farklı parçalardaki Kürtleri de birbirlerine anlatma fırsatı buluyoruz.

Kürdistan ve Avrupa’nın bir çok yerinden film başvurusunun olduğunu biliyorum. Genellikle kimlerden ne kadar film başvurusu var?
Ferhan Yıldız:
Başta Kürdistan olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinden filmler ulaştı elimize. Sayı olarak 250’nin üzerinde bir başvuru geldi. Tabi en çok Kuzey, Güney ve Doğu Kürdistan’dan geldi. Avrupa’dan yoğun bir başvuru vardı yine… Rojava Kürdistan’ında yaşanan mevcut politik durumdan kaynaklı maalesef film yok denebilecek düzeyde. Rojava devrimiyle ilgili iki tane iyi belgesel var programda. Bu iki belgesel de Rojava dışından yönetmenlerin çekmiş olduğu filmlerdir. Ancak şimdiden söyleyebiliriz ki gelecek festivallerde Rojava’dan çok daha fazla film izleme fırsatımız olacaktır. Rojava’da yaşanan devrim aynı zamanda sinema devrimi olacak. Kürdistan toprakları özgürleştikçe ve yasaklar kalktıkça sinema alanında da büyük gelişmeler yaşanacaktır.

Festivale sayılı günler kaldı. Gösterilecek yerler ve film sayısı belli oldu mu?
Alaaddin Sinayiç:
Evet belli oldu. Bildiğiniz gibi Kürt sineması geliştikçe başvuruların sayısı da artıyor. İlk yıllarda film seçme konusunda çok sorun yoktu, çünkü toplamda çekilen filmler ancak programı doldurabiliyordu. Ancak son yıllarda müthiş bir patlama ve sayıca yükselme var. Bu yılki festival kapsamında toplam 121 tane film gösterilecek. Bunlardan 23 tanesi uzun metrajlı film, 46 tane belgesel film ve 52 tanesi ise kısa film. Kısa filmlerden 20 tanesi Yılmaz Güney kısa film yarışması bünyesinde gösterilecek. Açıkçası bu yıl şimdiye kadar yaptığımız festivaller içerisinde en zengin içeriklisi olacak.

Ferhan Yıldız: Hatta şu anda mevcut olan Kürt Film Festivalleri arasında en zengin içerikli festival diyebiliriz. Programa dahil edilen filmler sinema alanında çalışan ve kendi alanlarında profesyonel kişilerden oluşan iki komisyon tarafından seçildi. Uzun ve zahmetli bir süreç oldu. Çünkü çok fazla başvuru oldu ve bunların hepsini maalesef gösteremiyoruz, bu yüzden aralarından en iyisini seçmek zorundayız. Dokuz gün sürecek olan 8. Londra Kürt Film Festivali bu yıl da geçen festivalde olduğu gibi ilk yedi günü Kuzey Londra’nın en iyi sineması olan Hackney Picture House’da ve son iki günü ise Westbourne Studios sinemalarında gerçekleşecektir.

Ağırlıkta hangi temalı filmler olacak? Soruyu daha genel tutacak olursak son zamanlarda hangi tema ağırlıkta filmler yapılıyor?
Alaaddin Sinayiç:
Doğal olarak halen politik temalı filmler ağırlıkta. Özellikle başta Kuzey Kürdistan ve bir nevi Güney Kürdistan’dan gelen filmler daha çok Kürt halkının yıllardır çektiği acıları konu eden filmler, Doğu Kürdistan’da biraz daha fazla doğa ve farklı insan hikayeleri hakim. Avrupa’dan gelen filmler de ise daha çok mültecilik, yabancılık, yurtsuzluk gibi temalar hakim. Rojava’dan sadece iki belgesel var, ikisi de Rojava devrimini konu alıyor. Tabi istisnalar da var tabi ki, çok farklı konuları işleyen yönetmenlerin filmleri de var. Kürdistan coğrafyası sinema için eşi bulunmaz bir hazinedir. Kürdistan’ın her karışı bir filme konu olacak hikaye ve destanlarla dolu. Tabi ki imkanlar halen sınırlı.

Bu yılki festival kapsamında bir de senaryo yarışması düzenlediniz, bunu biraz anlatır mısınız?
Alaaddin Sinayiç:
Evet bu yıl ilk defa uzun metraj film dalında senaryo yarışması düzenledik. Bunu da Hewler’de bulunan Kürdistan Üniversitesi sponsorluğunda gerçekleştirdik. Bizce sinema sektöründe senaryo yazarlarına büyük bir haksızlık yapılıyor. Kimse onların farkında değil veya kendi başına bir alan olarak önemsenmiyor. Gördüğümüz bir çok filmde senaryoyu yazan yönetmenin kendisi, tabi ki bu yetenek varsa bu da olsun ancak senaryo yazarlığının başlı başına profesyonellik gerektiren bir alan olduğunu unutmamak gerekir. Bu noktadan yola çıkarak bu yıl böyle bir yarışma organize ettik. Birinci gelene 5 bin Dolar ödül verilecek. Tabi ki 5 bin Dolar uzun metrajlı bir film çekmek için çok küçük bir rakam, ancak bu noktadaki amacımız biraz senaryo yazarlığının gelişmesini sağlamaya dönük ufak bir katkı. Bir nevi teşvik etmek diyebiliriz. Bir diğeri de bu yıl ilkini organize ediyoruz, önümüzdeki yıllarda bunu biraz daha geliştirmeyi hedefliyoruz. 29 tane başvuru aldık. Bunlardan 10 tanesi ön elemeden geçip jürinin eline ulaştı. En iyi senaryo 22 Kasım’daki ödül töreninde Jüri başkanı tarafından açıklanacak.

Bu sene ki Altın Portakal Film Festivalinde Kürt yönetmenlerin başarısı sıkça konuşuldu. Yönetmenlerin özellikle törendeki duyarlı konuşmaları çok dikkatleri çekti. Bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Alaaddin Sinayiç: Son yıllarda Kürt sinemasında ciddi bir gelişme var. Çok başarılı çalışmalar var. Bunu Antalya Film festivalinde de gördük. 30 yıllık mücadele diğer birçok sanat alanında olduğu gibi sinema alanında da Kürt yönetmenlere alanlar açtı. Türkiye’deki siyasi ortamın yumuşaması bunu daha da geliştirecektir. En büyük sıkıntı Kürt sinemacıların yeterince pazar bulamamasıdır. Bazen büyük emek ve fedakarlıklarla çekilen filmler seyirciye ulaşamamaktadır. Bu da Kürt sinemasının gelişiminin önünde büyük bir engeldir. Hiçbir yönetmen sadece kendisi için film çekmek istemez, çektiği filmin kitlelere ulaşmasını ister. Bunun hem manevi hem de maddi nedenleri vardır. Maddi nedeni bu sektörde ayakta kalabilmek ve işini süreklileştirmektir, manevi nedeni ise sonuçta her yönetmen çektiği film ile ulusal bir yaraya dokunur ya da filmiyle bir mesaj verir ve bu mesajın kitlelere ulaşmasını arzu eder. Tabi bunlar olmadığı zaman süreklileşme ve yaratıcılık sakat kalıyor. Şimdiye kadar politik nedenlerden kaynaklı Kürt filmleri Türkiye’deki sinema pazarında hiç yer bulamıyordu. Kürt isminin geçtiği ve Kürtçe bir kelimenin geçtiği politik, muhalif filmlere adeta nefes aldırılmıyordu. Ama Kürt yönetmenler pes etmedi ve bugün Türkiye’deki tüm film festivallerinde kendilerine alan yarattılar.

Ferhan Yıldız: Antalya film festivalinde ulusal uzun metrajda yarışan filmlerinin çoğunun yönetmeninin Kürt olması bu gelişmeye iyi bir örnektir. Tüm dallarda ödüllerle dönmeleri de bu başarının bir diğer kanıtıdır. Tabi Türk toplumunun da bu filmleri hazım etmesi ayrı bir değerlendirme konusudur. Hem bu kadar çok sayıda Kürt temalı filmlere yer vermeleri, hem de ödül alan Piran Baydemir ve Ferit Karahan gibi yönetmenlerin konuşmalarına çok ciddi olumsuz tepki gelmemesi Türkiye’de Kürt Sanat gelişiminin gücünden kaynaklanıyor. Sizlerin aracılığı ile ödül alan Piran, Ferit, Ömer ve Gülistan arkadaşlarımızı buradan bir kez daha tebrik ediyoruz. Tabi bu yılki Antalya film festivaline tepkili olan kesimler de vardı. Her ne kadar ‘kalitesiz bir içeriğe sahip’ gibi cümlelerle makyaj etseler de aslında tepkilerinin altında yatan neden daha çok bu yıl Kürt temalı filmlerin sayıca ağırlıkta olmasıydı bana göre.

Alaaddin Sinayiç: Son olarak Kürt sinemasının genç yönetmenlerini unutmamak gerek. Genç yönetmenler müthiş işler başarıyor, açıkçası insan heyecanlanıyor bu gençlerin çalışmalarını görünce. Bu kısıtlı imkanlarla bunu yapabilen gençlerin ileride yapacakları insanı şimdiden heyecanlandırıyor.


ÖZLEM GALİP

Yazarın diğer yazıları

    None Found