Siyah Panterler

ZABEL MİRKAN

Kara Panterler, 1960’lı yıllarda ırkçılıkla mücadele yıllarında ortaya çıkarak, siyahlar ve ezilenlerin hak ve özgürlük mücadelesinde bir direniş modeli yarattı. Panterler, sembolleri ve fikirleriyle hala yaşamaya devam ediyor.

Kara Panter Partisi’nin Hikâyesi kitabı Edebi Şeyler etiketiyle okurla buluştu. Kitap, 1967 yılında siyahiler tarafından temelleri atılan Kara Panter Partisi’nin kuruluşunu, üyelerinin yaşadığı zorlukları, tutuklamaları, ölümleri ve bunlara rağmen verilen mücadeleyi anlatıyor.

Yazar Terry Cannon, 68 Mayısı’nın önde gelen aktivistlerinden, aynı zamanda The Movement gazetesinin de kurucusu ve editörü. 1967’de Oakland’da askere alınmaya karşı gerçekleştirilen protestolarda ön saflarda yer almış ve ardından tutuklanmıştır. Oakland Yedilisi olarak da bilinen ekibin üyelerinden Cannon, devrimci bir dille broşür-kitap formatıyla Kara Panterler’i, yine onların aktarımıyla ve aktarımlara müdahale etmeden yazmış.

“Bayrağa bağlılık yemini et. Çocukken her sabah boğazımın düğümlendiğini hatırlıyorum: ‘ABD bayrağında ve temsil ettiği Cumhuriyete, bölünmez bir vatan ve herkes için özgürlük ve adalete bağlılık yemini ederim.’ Ama tabii bu yemin şunu söylemiyordu: ‘Irkçılığa, kapitalizm ve yeni-sömürgeciliğe ve coplara ve sokakta domuz gibi vurulup öldürülen zencilere bağlılık yemini ederim.’ Yani gördüğünüz gibi, bir bok demiyordu.”

Kara Panter üyesi Eldrige Cleaver böyle diyordu. Peki Eldrige Cleaver, Angela Davis gibi aktivistleri politik o kadar oluşum varken Kara Panterler’le mücadele etmeye çağıran neydi? Fanon, beyaz Avrupalıların, Cezayirlilere yönelik insanlık dışı tutumlarını ifşa etti. Beyazlar, Cezayirlilerin nerede ve ne zaman konuşabileceklerine, ne okuyabileceklerine, kimlerle ilişki kurabileceklerine, nerede yaşayabileceklerine dair yasalar çıkardılar ve onları tanımladıkları “insan” mefhumunun dışına atarak, bir alt tür olarak görmekten çekinmediler.

Tanıdık geliyor, değil mi?

20. yüzyıla damgasını vuran siyahi lider Malcolm X ise şöyle diyordu: “Hepimiz aynı insandan dolayı aynı cehennemi boylayacağız. O insan da beyaz adam olmuştur. Bu gibi konuşmalar bizim beyaz karşıtı olduğumuz anlamına gelmez. Bizim sömürgecilik, yozlaştırma, baskı karşıtı olduğumuz anlamına gelir. Ve eğer beyaz insanlar onlara karşıt olmamızı istemiyorsa, bizi itibarsızlaştırmayı, bize baskı yapmayı ve bizi sömürgeleştirmeyi bırakmalı.”

Malcolm X, 1964’de yaptığı bu konuşmadan bir yıl sonra suikaste uğradı. Partinin kurucularından Huey Newton, tüm bu öğretilerle büyüdü ve kendini siyahların kurtuluşuna adadı.

Öz savunma için Kara Panter Partisi

Her gün öldürüldükleri için bu insanların toprak ve/veya mülkiyet hakkından çok daha öncelikli talepleri ise yaşayabilmekti. Günümüz Amerikası’nda dahi 28 saatte bir siyahinin ateşli silahla vurulduğunu ve bu ölümlerin siyahi bir başkan olan Obama döneminde dahi kesintisiz sürdüğünü göz önünde bulunduracak olursak durumun vehametiyle ilgili bir fikir edinmiş oluruz. Yolda yürürken polis kurşunuyla yaşamını kaybeden siyahilerin davaları, o dönem polisin kendini savunması ve zaten “zenci”nin ona saldırması sonucu gerçekleşen ölümler olarak servis ediliyordu.

Peki gerçek öyle miydi?

Polis, sadece siyahi olduğu için insanları kriminalize ediyor ve hiçbir neden olmaksızın vurabiliyordu. İnsanlar bunu bir müddet izlese de nihayetinde direnişler ve isyanlar başladı. 1967’de sahneye Kara Panterler çıktı. Kendilerine Panter diyorlardı, çünkü panter doğası gereği ona saldırılmadığı müddetçe kimseye saldırmayan bir hayvan; ama biri ona saldırdığında da onu yok edebilecek güçte. Panterler bu şiarla yola çıkarak “Öz savunma için Kara Panter Partisi” adını verdikleri örgütlerini kurdular. Polislerin işkencelerini, tutuklamalarını ve tacizlerini önlemek için geceleri sokağa çıkmaya başladılar. Onları diğer örgütlerden farklı kılan ise şuydu: Panterler silah kullanıyordu. Ve bunu gayet legal bir şekilde yapıyorlardı çünkü o dönem ABD Anayasası’nın ikinci maddesi her yurttaşa silah taşıma hakkı veriyordu.

Azınlık değiliz

Partinin kurucularından Huey Newton ve Bobby Seale, insanların partiyi yakından tanıyabilmesi ve amaçlarını anlamaları için 10 aşamalı bir program yaptılar. Kuzey Oakland Yoksulluk Merkezi’nde, Panter eylemlerinin zeminini hazırlayan 10 Amaç Programı’nı yazdılar. Maddelerden ilki şuydu:

*  Özgürlük istiyoruz.

* Siyahi toplumumuzun kaderini belirlemek için güç istiyoruz.

* Toprak, ekmek, barınma, eğitim, giyinme, adalet ve barış istiyoruz.

Panterler, o günden itibaren yoksul siyahiler için neler yapabileceklerini planlamaya başladılar. Amerikan eğitim sisteminde her zaman suçlu olarak görülen ve zaten köleliği seven insanlar olarak tanıtıldı siyahlar. Panterler bir okul kurdular ve çocuklara kendi siyahi tarihlerini anlattılar. Çocuklara beyazları vurmayı değil, saldırı anında kendilerini nasıl savunacaklarını öğrettiler. Topluluktaki yetişkinlere ise silahlarını kullanmanın yasal olduğunu aşılamaya çalıştılar. Siyahlar için Kahvaltı Programı, Özgürlük Okulları ve Ücretsiz Sağlık Klinikleri örgütlediler.

Kazanmak istedikleri bir özgürlük vardı; ama sürekli tutuklamalarla ve ölümlerle karşılandılar. Beyaz toplumu hiçbir zaman işgal etmediler. Kendilerine düşmanlık beslemeyen ve onları sömürge olarak görmeyen beyazlara kin gütmediler, onları hiçbir zaman rahatsız etmediler. Partinin kurucularından Huey Newton, 1989’da 47 yaşındayken Kaliforniya’da katledilmeden önce bir mahkeme savunmasında, ırkçı olmakla suçlandıklarında şöyle diyordu: “Devrimci bir milliyetçi olmak için, mecburen sosyalist olmak zorundasınız.”

Terry Cannon tarafından partinin militan tavrına uygun bir şekilde aktarılan kitap, Kara Panterler’in çoğu insana ilham olan mücadelesini öğrenmek için bir giriş kitabı olarak görülebilir. Kitabın Türkçe çevirisi biraz özensiz olsa da bir giriş kitabı olarak, bu haliyle de kıymetli bir çalışma: Kara Panter Partisi’nin Hikâyesi.

Yazarın diğer yazıları

    None Found