Siyasi ve ahlaki meşruluğu yok

Suriye Anayasa Komitesi’nin İran, Türkiye ve Rusya tarafından kurulduğunu; BM’nin de Suriye’deki başarısızlığını gizlemek için kabul ettiğini belirten Dr. Muhib Salha, komitenin siyasi ve ahlaki meşruluğunun olmadığını söyledi.

Başta Kürt halkı olmak üzere herhangi bir halkın anayasa çalışmalarından uzak tutulmasının, bu çalışmayı sonuçsuz bırakacağını söyleyen Dr. Muhib Salha, gerçekçi bir anayasanın, tüm halk ve inançların haklarının kabul edilmesi ile oluşacağını vurgulayarak, Suriye Anayasa Komitesi’nin sadece zaman kazanma girişimi olduğunu kaydetti.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçtiğimiz Pazartesi günü Suriye Anayasa Komitesi’nin kurulduğunu duyurdu. Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin dahil edilmediği komite, farklı kesimler tarafından büyük bir tepki ile karşılandı. Özer Yönetim’in yanı sıra Kuzey-Doğu Suriye’deki 30 parti ve örgüt de ortak açıklama yaparak, dahi edilmedikleri bir komiteyi ve oluşturacağı anayasayı tanımayacaklarını deklare etti. Uluslararası Arap Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Muhib Salha, ANHA’nın sorularını yanıtladı.

Suriye’den bin 500’ü aşkın kişiden oluşan bir heyetin, 30 Ocak 2018’de Rusya’nın Soçi kentinde “Suriye diyalog kongresi” adı altında bir toplantı gerçekleştirdiğini; bunun aktif bir kongre değil de sadece farkı görüşlere sahip kişiler arasında bir toplantı olduğunu ve sonuçsuz kaldığını hatırlatan Dr. Salha, bu kongrenin “Garantör devletler”inin bu başarısızlığı gizleyebilmek için toplantının sonunda Suriye Anayasa Komitesi’nin kurulacağını duyurduğunu söyledi.

Krizin ömrü uzatıldı
Suriye krizine ulusal bir çözüm bulunması iddiasıyla gerçekleştirilen bu Soçi görüşmelerinde kesinlikle ulusal diyaloglar gerçekleştirilmediğini vurgulayan Dr. Salha, “Astana da Cenevre görüşmelerinin yerini aldı ve Suriye krizinin ömrü hep uzatıldı. ABD de bu gelişmelerin içinde yer aldı ve yakından takip etti” dedi.

Komite başarısız olacak
Suriye Anayasa Komitesi’nin kimi isimler üzerindeki anlaşmazlık nedeniyle bir buçuk yıl ertelendiğini anımsatan Dr. Salha, “Ancak bu ertelenmenin gerçek sebebi, ‘Silahsız bölgeler’ için bir anlaşmaya varılmamış olması; Rusya, İran ve Türkiye’nin bu komitenin çalışma mekanizmasına ilişkin bir anlaşmaya varamamış olmasıydı. Ayrıca, Rusya ve ABD arasında Suriye krizine çözüm bulacak bir anlaşma yoktu. ABD-Türkiye ve ABD-İran arasındaki çelişkiler de bu komitenin kurulmasının ertelenmesi sebepleriydi” dedi.

Böylesi bir siyasi atmosferde BM Genel Sekreteri’nin kuruluşunu duyurduğu komitenin, Suriye krizinin çözümünde başarısız kalacağını vurgulayan Dr. Salha, komitenin duyuruluşunun da BM’nin Suriye krizindeki başarısızlığını gizleme amacıyla olabileceğini kaydetti.

Suriye içi diyalog gerekli
Önümüzdeki haftalarda Suriye’ye ilişkin bir uluslararası siyasi anlaşmaya varılmazsa anayasa komitesinin de uluslararası çıkardan başka bir şey olmayacağını ifade eden Dr. Salha, “Suriye’deki aktif devletler, şahsi menfaatlerini Suriye ulusal menfaatlerinin üzerinde gördüğü vakit bu komite de işlevsiz bir oluşumdan öteye gidemeyecek. Suriye halkları, anlaşma ve kalıcı bir çözüme kavuşabilmek için Suriye içi diyaloglar gerçekleştirmelidir. Çözüm siyasidir. Askeri başarılar siyasi adımlara dönüştürülmediği müddetçe Suriye krizi hep olduğu gibi kalacaktır. Ayrıca siyasi, askeri, ekonomik ve toplumsal sorunların artmasına neden olacaktır” şeklinde konuştu.

Büyük bir kesim endişeli
Elbette komitenin kuruluş şekli ve bu şekilde onanmasının, savaşın sona ermesi; adil ve demokratik bir Suriye’nin kurulmasını isteyen Suriye toplumunun büyük bir bölümünü endişelendirdiğini söyleyen Dr. Salha, şöyle konuştu: “Komitenin şekil ve teknik boyutuna bakıldığında, ‘garantör devletler’ Lübnan’daki mezhep kotası ya da Irak’taki jeopolitik kotaya benzeyen bir sistemi Suriye halklarına kabul ettirmek istiyor. Komite Suriye rejimi, Rusya, İran, Türkiye ve Türkiye’ye bağlı radikal gruplar tarafından seçildi ve ülkenin ulusal kesimi dahil edilmedi. Anayasa, dünyada bir kültürdür. Anayasa, işgalci ya da dışarıdaki güçlerin dahil edilmediği toplumsal bir sözleşmedir. Anayasa, tüm halk ve inançların her boyutuyla temsil edildiği ulusal bir harekettir.”

Halk iradesini temsil etmiyor
Komitenin siyasi, kanuni ve ahlaki olarak meşru olmadığının altını çizen Dr. Salha, “Çünkü bu komite, kanuni kurallara göre oluşturulmadığı gibi uluslararası ölçütlere de aykırıdır. Halk iradesinin kesinlikle temsil edilmediği bu komite, demokratik yöntem ya da ulusal diyaloglar yolu ile de oluşturulmadı. Bu komitenin tehlikeli sonuçlar doğurma tehdidi bulunuyor” dedi.

Bu çalışma sonuçsuz kalacak
Türkiye’nin, Kürtlerin blok olarak muhalefet listesinde yer almaması için çok ısrar ettiğini; BM listesinde yer almaması için müttefikleri Rusya ve İran ile beraber çalıştığını, bunu da Rusya ve İran’ın yanı sıra anayasa komitesinde Suriye rejimi ile dengeleri kurmak için yaptığını belirten Dr. Salha, şöyle devam etti: “Anayasa komitesinde demokrasinin yer almadığını söyleyebiliriz. Bu da Suriye’ye müdahale eden devletlerin Suriye’nin demokratikleşmesini istemediklerini gösteriyor. Çünkü demokrasi, Suriye’nin özgürleşmesi ve gelişmesinin tek yoludur ve bu durum da müdahale eden devletlerin menfaatlerine zarar verecektir. Başta Kürt halkı olmak üzere herhangi bir halkın anayasa çalışmalarından uzak tutulması, bu çalışmayı sonuçsuz bırakacaktır. Gerçekçi bir anayasa, tüm halk ve inançların haklarının kabul edilmesi ile oluşur. Bu komite, sadece zaman kazanma girişimidir. Aynı zamanda her iki taraf da müttefikleri tarafından çelişkilerin bir kenara bırakılması için baskı altına alınmış olabilir. Özellikle bu komitenin duyurulmasının, ABD’nin Astana’daki devletlere bir anayasa komitesinin kurulmaması halinde Astana’nın yok olacağı tehdidinden sonra gelmesi dikkat çekti. Bu görüşlere göre, büyük devletler, Cenevre 1 karşıtı bir siyasi çalışma için anlaşmış olabilir. MSD ve Özerk Yönetim alanındaki tüm demokratik güçler, oluşturulan bu anti demokratik hata karşı tüm güç ve dinamikleri dahil ederek bir demokratik yol başlatabilir. MSD, Suriye krizini engelleyen dış güçlere karşı Suriye içi diyaloglar başlatabilir.” ANHA/QAMIŞLO


Hol Kampı’nda bir ceset daha

Hol Kampı’nda kalan DAİŞ’li kadınlar tehlike arz etmeye devam ediyor. Kampta kalan iki kız kardeş, DAİŞ’li kadınlar tarafından darp edildi. Ayrıca, kampın kanalizasyonunda bir kadına ait ceset bulundu.

Hol Kampı’nda görev yürüten İç Güvenlik Güçleri, DAİŞ’e katılan Türkistanlı Esma ve Mehrem Mahmud adlı iki kız kardeşin DAİŞ’li Rus kadınlar tarafından darp edildiğini belirtti. İki kardeşin vücutlarında yara ve kırıkların olduğu kaydedildi.

DAİŞ’li iki kız kardeşin, DAİŞ’li kadınlar tarafından kampta gizlice yapılan “El Muhacirat” adlı gizli eğitime katılmadığı için darp edildiği bildirildi. DAİŞ’e katılan onlarca kadın farklı farklı basın yayın organlarında ülkelerine geri dönmeleri için çağrıda bulunmalarına rağmen henüz bir yanıt verilmiş değil.

İç Güvenlik Güçleri, dün sabah saatlerinde “El Muhacirat” adı verilen gizli eğitimin yapıldığı bölümün yakınındaki kanalizasyon kuyusunda bir kadına ait ceset buldu. Kadının DAİŞ’li kadınlar tarafından öldürüldüğünden şüpheleniliyor. Ceset üzerinde yapılan otopsi incelemesinde kadının yaklaşık 10 gün önce başına sivri bir cisimle vurularak öldürüldüğü belirtildi. Kadının kimliği ise tespit edilemedi.

Hol Kampı’nda 25 Haziran’da bir kadın, diğer DAİŞ’li kadınların giydiği kıyafetleri giymediği için, 28 Temmuz’da da Endonezyalı bir kadın yine DAİŞ’li kadınlar tarafından öldürülmüştü. Hol Kampı’nda kalan DAİŞ’li kadınlar ayrıca bir İç Güvenlik Güçleri üyesini bıçakla yaralamış, Iraklı bir mülteciyi de çadırında öldürmüştü.

Hol Kampı’nda göçmen, mülteci ve DAİŞ elemanı ailelerinden oluşan 71 binden fazla kişi kalıyor. Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetim’in kampta kalan DAİŞ’lilerin ülkelerine geri gönderilmesi için yaptığı çağrılara yanıt verilmiyor.


HRE Efrîn’de vurdu

Efrîn Kurtuluş Güçleri (HRE), Efrîn’in Şera ve Şêrawa ilçelerinde düzenlenen eylemlerde işgalci Türk devletinin savaş elemanlarından 7’sini daha öldürdü.

HRE, yayınladığı yazılı açıklamada Şêrawa’da gerçekleşen eşzamanlı eylemlerle Şera’da düzenlenen suikast eyleminin detayları paylaşıldı:
* Efrîn’in Şera ilçesine bağlı Enabkê köyü çevresinde işgalci Türk ordusu güdümündeki çetelere yönelik keskin nişancı timlerimizce 27 Eylül’de düzenlenen suikast eyleminde 1 çete elemanı öldürüldü.
* Şêrawa ilçesine bağlı Kefer Nebo ve Birc Heyder köyü çevresinde işgalci Türk ordusu bünyesindeki çetelerin mevzi ve barınakları 28 Eylül’de hedef alındı; 3 çete elemanı öldürüldü, 2’si yaralandı, 2 askeri araç tahrip edildi.
* Şêrawa ilçesine bağlı Beradê ve Kefer Nebo köyü arasında işgalci Türk ordusu çetelerine ait bir üsse eylem yapıldı; askeri üs imha edildi; 2 çete elemanı öldürüldü.
* Şêrawa’ya bağlı Gundê Mezin çevresinde bir grup işgalci Türk ordusu ve çetelerine suikast eylemi yapıldı; 1 çete elemanı öldürüldü.

Yazarın diğer yazıları

    None Found