Sizi götürmek için geceleri gelirlerdi

Gece 03:30’da polis bir iktisatçının, yıllardır her fırsatta görüşlerini mütevazi bir şekilde yazarak anlatarak dile getiren bir insanın kapısına dayanarak gözaltına almış. Bu insan Mustafa Sönmez. Kendimi bildim bileli Türkiye ekonomisinde ve dünyada neler oluyor diye görüşlerini mutlaka okuduğum ve faydalandığım insanlar arasında Mustafa hoca. Çok toplantıda bir araya geldik. Söylediklerini öyle bir mütevazilikle ve verileri dikkatle seçerek anlatır ki ekonominin soğuk kavramsal dili içindeki basitliği yakalamasına hayran kalırsınız. Yani yaygın bir deyimle, Bilal bile anlar. Belli ki anlamışlar.

Peki Mustafa hoca iktidarı bu kadar rahatsız eden hangi gerçekleri yazıyor, bir bakalım. Onun yazdıklarını devlet şiddetinin toplumsal mücadeleyi ve sözün yankısını yükselten etkisini kullanarak daha da yayalım. İktidarın yazar, gazeteci, politikacı ve bilim insanlarına yönelen şiddeti uzun süredir devam ediyor, her seferinde George Orwell’in 1984 isimli romanını veya diğer disütopyalardaki cümleleri kulağımıza kadar getiriyor: “Savaş barıştır. Özgürlük köleliktir. Cahillik güçtür.” diyor Orwell romanda ve bir başka yerinde şöyle devam ediyor: “Özgürlük, iki kere iki dört eder diyebilmektir. Buna izin verilirse, arkası gelir”(1). Mustafa Sönmez’in yazıları ise iktidarın görülmesini istemediği gerçekleri su yüzüne çıkarıyor her zaman.

5 Nisan isimli Al Monitor’de çıkan yazısında “Türkiye’de artık yerelde yüzde 30 oy almasına karşın kazandığı ekonomi merkezleri ile yükselen ana muhalefet CHP’nin, merkezde ise inişe geçen AKP’nin olduğu bir ‘ikili iktidar’ geçerlidir. AKP uzun yıllardır alışık olduğu yerelin sinerjisinden artık mahrumdur.” iddiasını ortaya atıyor. Türkiye’deki yerel yönetimlerin merkezi iktidarı sadece vergi açısından değil ekonomik, ideolojik ve politik olarak nasıl beslediğinden önceki yazılarda bahsetmiştim. Mustafa Sönmez’de yereldeki muhalefetin ve özellikle İstanbul’un yerel yönetiminin muhalefete geçmesinin AKP ve MHP ittifakı için neden tahammül olduğunu şöyle aktarıyor:

“Türkiye’de 4,3 milyonluk kamu istihdamında yerel yönetimlerin payı yüzde 12’dir. Yerel yönetimlerin gelirleri, yerelden alınan vergilerden çok, yüzde 60 oranında merkezi bütçeden aktarılan vergilere bağımlı. Merkezi bütçenin gelirleri milli gelirin yüzde 31’ine ulaşırken merkezi bütçeden yüzde 60 oranında kaynak kullanan yerel yönetimlerin gelirleri, milli gelirin yüzde 5’inde kalıyor. Dolayısıyla, yerel iktidarın kaynak ve harcama yönünden payı bir hayli sınırlı. Ama yine de yerel iktidardan, özellikle büyük illerin yönetiminden mahrum kalmak, AKP açısından bir kolundan mahrum kalmak gibi. Hele ki kaybedilen illerin ana ekonomik merkezler olduğu anımsandığında…

İstanbul 2017’de tek başına Türkiye milli gelirinin yüzde 31’ini üretti. Başkent Ankara ikinci metropol olarak ulusal gelirde yüzde 9, üçüncü büyük metropol İzmir ise yüzde 6 pay sahibi. Buna milli gelirdeki payı yüzde 3’ü geçen turizmin başkenti Antalya da eklendiğinde bu dörtlü, ülke milli gelirinde neredeyse yüzde 50 paya sahip. Adana, Mersin, Aydın, Muğla gibi öteki büyük ticaret, tarım ve turizm merkezleri eklendiğinde oran yüzde 60’lara ulaşıyor. Özetle CHP, ülke gelirinin yarısını üreten dört metropolde yerel iktidar. Bu hakimiyet, toplamda kazandığı 21 irili ufaklı il ile birlikte milli gelirin yüzde 62’sini buluyor.

Tahmin edileceği gibi, milli gelirdeki payları bu büyüklükte olan illerde kişi başına gelir de Türkiye ortalamasının üstünde. Örneğin 2017’de Türkiye’de kişi başına düşen gelir 10 bin dolar dolayında iken bu, İstanbul için 18 bin dolar, Ankara için 14 bin dolar, İzmir için 12 bin dolar dolayında. Yerel iktidarı AKP’de kalan illerde ise kişi başına gelir Türkiye ortalamasının çok altında. Seçimlerde sekiz ilin yerel iktidarını alan Kürt siyasetinin temsil edildiği Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kazandığı yoksul Doğu, Güneydoğu illerinin ülke milli gelirindeki payı yüzde 3’te kalırken, kişi başına geliri de 5 bin dolar ile ülke ortalamasının ancak yarısı dolayında.”(2)

AKP rejimi sadece rant ve mekan düzenleme ile ortaya çıkan ekonomik sonuçlar açısından değil, aynı zamanda gündelik hayatı düzenleyen ve AKP tarzı islamı muhafazakar gösteriş rejimini kamusal alanın normali haline getirerek ve muhalefet edenleri kendi yerellerinde bile sosyal ölüme mahkum ederek kullandı yerel yönetimleri. Kullanmaya devam ederek iktidarın beka sorununu çözmek istiyor belli ki. Bu yüzden gerçekler en büyük tehlike dönen çarklar için.

“Sizi götürmek için geceleri gelirlerdi, her zaman geceleri.”(1)

(1) George Orwell, 1984, Çeviri: Celâl Üster, İstanbul: Can Sanat Yayınları

(2) Mustafa Sönmezin ilgili yazısı ve diğer yazıları için bkz. http://mustafasonmez.net/

Yazarın diğer yazıları