SOÇİ ZİRVESİ Suriye’de çözüm umudu mu?

Suriye’de iç savaş sonsuza dek sürmez. İç savaş ülkeyi yıkıp yerle bir etti. Suriye halklarının geleceği yok edildi. Ülke çok ağır bedeller ödedi, ödemeye devam ediyor. İç savaştan medet umanlar, Suriye’yi arka bahçeleri olarak görenler, Emevi Camiinde öğle namazı kılmak isteyenler büyük kaybettiler. Suriye’de akan kanın, işlenen insanlık suçların da ortağı oldular. Hem tarih önünde hem de büyük insanlık önünde işledikleri bu suçların sorumluluğundan asla kurtulamayacaklar.

Suriye’deki iç savaşta doğrudan taraf olan ve bu ülkede kaosu körükleyenler çözümün parçası olamazlar. Suriye’de iç savaşın sonlandırılması ve çözüm için esas olarak ABD ve Rusya Federasyonu uzun süredir görüşmeler yapıyorlar. Suriye iç savaşına Rusya’nın da dahil olması ile durum değişti. Saflar netleşti. Bir yandan ABD öncücüğündeki uluslararası koalisyon, diğer yandan Rusya, İran ve Türkiye’nin oluşturduğu cephe. Burada durumu iki arada bir derede olan tek ülke Türkiye. Hem NATO üyesi bir ülke olarak uluslararası koalisyon içinde yer alacaksın hem de baştan itibaren Esad rejimini yıkmak için her türlü çabayı gösteren cephede yer alacaksın. Tutarsız bir dış politikanın sonucu ortaya çıkan bu durum, Türkiye’nin müttefikleri ile sorun yaşamasına neden oluyor. Dolaylıda olsa Rusya ve İran aracılığı ile Esad rejimi ile hep aynı masada olacaksa öte yandan Kürtlerin demokratik bir çözüm için sürece dahil olmasını engelleyeceksin…

Bu tutarsız dış politikalarının sürdürülebilirliği yoktur ve olamaz. Oyun kurucu olamıyorsam hiç olmazsa oyunu bozayım yaklaşımı sonuç vermeyecektir.

Rusya Federasyonu Başkanı Putin’in önerisi üzerine Suriye Halkları Konferansı düzenlenecek. Amaç sona gelinen iç savaş ve çatışmaları bitirmek, çözüm için yeni mekanizmalar ve zemin oluşturmak. Elbette Suriye Kürtleri ve SDG olmadan böyle bir toplantının sonuç vermesi düşünülemez. Ancak, önceleri Esad’ın gidişi üzerine siyaset güden Türkiye, bu kez Kürtlerin önünü kesmek için, her türlü çabayı gözü kara bir şekilde uyguluyor. BM gözetiminde sürdürülen Cenevre ve Rusya’nın inisiyatifi ile sürdürülen Astana görüşmelerine, -ki Türkiye, Astana sürecine sırf Kürtler olmasın diye her türlü tavizi de vererek dahil oldular-, Kürtlerin çözüm gücü olarak, bir meşru aktör olarak katılımlarını engelleyen bir tutum izledi. Şimdi aynı tutumu düzenlenmek istenen Suriye Halkaları Konferansı için sürdürüyor.

Çarşamba günü Rusya’nın Soçi kentinde Rusya Federasyonu Başkanı Putin’in inisiyatifi ile İran ve Türkiye’nin de katılımı ile, devlet başkanları düzeyinde bir zirve toplanıyor. Ana gündem elbette Suriye. Ancak bu bağlamda yapılacak olan zirvenin en önemli gündeminin Kürtler ve SDG olduğunu tahmin edebiliriz. 

Zirve öncesi Putin, Esad’ı Moskova’da ağırladı. Bunun zirve öncesi, Soçi toplantısı gündemi ile yapılan bir görüşme olduğunu söyleyebiliriz. Suriye’de çözüm için atılacak adımların bu toplantıda kararlaştırılacağını düşünmek elbette mümkün değil. Suriye’de çözüm, ABD ve Rusya’nın uzlaşması ve Cenevre süreci ile BM gözetiminde yapılacak ve Suriye’deki tüm halkların ve inançların bu görüşmelere ayrımsız katılımının sağlanması ve ancak Suriye halklarının ortak ve demokratik bir yaşam için varılacakları bir barış anlaşmasının, demokratik ulus temelinde oluşturulacak bir anayasanın yaşama geçmesi ile mümkün olacaktır.

Rusya ve İran Suriye’de olası bir çözümün Kürtler ve esas olarak SDG olmadan mümkün olamayacağının farkında. Bu nedenle Türkiye’nin Kürt karşıtı politikaları, Soçi toplantısında olası bir uzlaşmanın önündeki en büyük engeli oluşturuyor. Çözüm için çaba gösteren ülkelerde Türkiye’nin bu oyun bozucu tutumunun farkında. 

Soçi’de ne konuşulursa konuşulsun, varılacak anlaşmalar ya da uzlaşmalar, Kürt karşıtlığı üzerinden kurgulanırsa, sahada yaşam bulmaları mümkün olmayacaktır. Her şeyi „terör gözlüğü ile görmeye“ alışık Türkiye, hem diplomaside ve hem de iç siyasette bir kör olma durumu yaşıyor. Bırakın uzağı görmeyi, etrafını bile göremiyor. Bu politik körlük ve hamaset politikaları Türkiye’yi bir çıkmaza sürüklüyor. 

Bunun sorumluları elbette Türkiye’yi yönetenler ve iktidar sahipleri.

Kürt fobisi ile daha ne kadar yaşayacaksınız? 

Yazarın diğer yazıları