Sokak ölümleri

Önce Brexit ardından da yeni Başbakanın kim olacağı tartışmaları bütün ülkenin gündemini kaplamış durumda. Ama onların arasından sıyrılan bir haber oldu ki o da Londra’da 2017’in Haziran ayında 3 radikal İslamcının London Bridge’te yaptıkları saldırıda hayatını kaybedenlerin ailesinin İngiliz devletine karşı başlattıkları hukuk savaşında hakim kararı.

London Bridge ve köprü yakınlarındaki Borough Market’ta üç saldırgan önce beyaz bir kamyoneti London Bridge’de yayaların üzerine sürmüş, sonra da araçtan inip aralarında polislerin de olduğu bazı kişileri Borough Market’da bıçaklamışlardı. Saldırı toplamda 8 dakika sürmüş ve o sürede 7 kişi hayatını kaybetmişti.

3 ay öncesinde parlamentonun olduğu Westminster’da olan benzer saldırının ardından istihbarat örgütü MI5 ve polis teşkilatının köprüye yayaları koruyucu bariyer koymadıkları için hakim tarafından sertçe eleştirildi. Olayın gerçekleşmesinden 2 yıl öncesinden saldırganlardan biri ve hatta başları olan Khuram Butt’ın ailesi Khuram’ın olası planlarını yetkililere bildirmiş ve MI5’da Butt’ı takibe almıştı.

Ona rağmen 7 kişinin ölümüne sebebiyet veren saldırıdan İngiliz polis teşkilatının haberinin olmaması yine büyük ihmalkarlık. Böyle bir saldırı önlenebilinir miydi? Yanıt evet. Tabi meselenin temeline inmek anlamına gelmiyor bu.

Avrupa’da özellikle İngiltere’de Radikal İslam neden yükselişte bunu sormak lazım. Sağcı politikacıların iddia ettikleri gibi AB’den çıkmakla diğer bir deyişle kapıları başka ülkelere kapamakla sorun çözülmeyecek. Dışarından gelenlerle radikal İslam hortlamıyor. Burada doğup büyüyenler radikalleşiyor hem de aileleri radikal olmamalarına ve onları o şekilde yetiştirmemelerine rağmen. Ülkenin hem içeride hem dışarıda yürüttükleri sistem demek ki bu gençleri yaşadıkları topraklara karşı nefret beslemeye itiyor. İngiliz devletinin bu nefrette kendini suçlayacağa benzemiyor.

2005’ten bugünde dek İngiltere’de benzer 7 saldırı gerçekleşti ve 88 kişi hayatını kaybetti. Bu saldırılar elbette ki profili yüksek haberler niteliğinde. Halbuki son 10 yılda çete gruplarıyla dolaylı bağlantı içerisinde olan yüzlerce genç sokak ortasında öldürüldü. Londra’da hemen hemen her hafta mutlaka sokak ortasında reşit olmayan genç çocuklar bıçaklanıyor. Hayatlarını kaybedenlerin çoğunluğu 25 yaş altı ve bıçaklı saldırıların gerçekleştiği bölgeler de neredeyse hep aynı.

2010’dan beri çete ve sokakta bıçaklı saldırılarda yüzde 40 artış oldu. Mevcut hükümette ha keza 2010’da meclise geldi. Tesadüf değil bu tarihler. Hükümet parti Muhafazakarın iyice bastırdığı bütçe kesintilerinden ötürü bu dar gelirli gençlerin ve ailelerinin destek alacağı bütün kanallar teker teker kapandı. Gençler sokağa itildi. 2011 sokak eylemleri durumun ciddiyetine göstermeye yetmeliydi.

Binlerce genç sokaklara dökülüp dükkanları kamu mülklerini yağmaladı? Devlet destekli yazılan raporlarda hayatını kaybedenlerin ya da suça karışanların çete üyesi ve farklı etnik gruplardan gelenler olarak gösterme eğiliminde. Realite bu değil halbuki. Bıçaklı saldırılara dahil olanlardan beyaz İngiliz sayısı epey yüksek ve bir çoğunun da doğrudan herhangi bir çete ile bağlantıları yok. Ekonomik sorunlarla boğuşan ailelerin çocukları olan bu gençler, devletin ihmalkarlıklarının kurbanı oluyor. Mesele bu.

Yazarın diğer yazıları