Son sarayın yıkılışı ve DAİŞle işbirliğinin sonu – Serzer AMED

İçinden geçtiğimiz bu günler Osmanlı yıkılışının ardından Tayyip cumhuriyetinin yıkılışına tanık zamanlardır. Bölgedeki tüm zalim devletçi güçler yine onlardan daha büyük zalimlerce düşürülüyor.

Sahtekarlar ve zalimler arasında daima en güçlüler kazanır. En adil olan değil elbette. En insanı olan da değil. Bu sefer ise zalim saray güçleri adaletin ve hakkın güçlerince yerle bir edilmeye başlanmıştır. Diğer zalimler ise bu yıkılıştan paylarını şimdiden hesaplamışlar zaten.

Rojava’ya saldırı aslında Tayyip sarayının yıkılış kararıdır. Tayyip’le beraber olanlarında yıkılışı elbette. Tamamıyla devşirme bürokratlardan oluşmuş ceberrut devlet tarihten silinmenin başlangıcına doğru hızla ilerlemektedir.

Bu güne kadar tek bir DAİŞ saldırısına ya da eylemine uğramamış olan AKP partisi ve onunla dirsek temasında ki tüm diğer partiler. Muhalefet gibi sayılanlarda dahil. Türkiye’de DAİŞ tarafından saldırıya uğrayan başta HDP ve demokrat insanlardır. DAİŞ’e karşı övünerek zafer kazandıklarını söyleyenlerin tek birinin burnu bile kanamamıştır. DAİŞ, AKP ve destekçilerine karşı tek bir eylemi düzenlenmemiştir. Bu durum garip değil mi!

Acaba derin bir işbirliği mi var demeye gerek yok. Yok diyorlarsa en başta AKP ve tüm muhalefet buna bir cevap vermeli. HDP hariç. Savunma Bakanı ‘Türkiye DAİŞ’ten en çok zarar gören ülke olmuştur’ diyor. Ne alakası var. En çok DAİŞ’ten kazanan Türkiye olmuştur. Musul, Kerkük petrolleri onlara doğru DAİŞ zamanında akmıştır. Rusya bu konuda ellerinde belge ve görüntü olduğunu söylemiştir.

Yine kendileri için baş belası olan HDP’ye yönelik DAİŞ saldırıları ile muhalefeti sindirmek istemiştir. Türkiye’de DAİŞ’in yaptığı eylemler saldırılar HDP’ye yönelik olmuştur. Zaten AKP ve diğer muhalefet HDP’yi Türkiye’den de saymamaktadır. Bu nedenle Türkiye’ye de yapılan bir şey yok!

Türkiye yönetimi başından beridir tüm kontra ve kendilerini cihatçı olarak ilan eden örgütlerle sıkı fıkı ilişki içindedir. Şu anda İdlib’de sıkışıp kalan cihatçıların hamisi yine Erdoğan Türkiyesidir. Onlarla ilişki ve ittifak içinde olan sadece odur. Bunlar hepsi garip ilişkiler değil mi? Neden hep bu işlerin arkasında ve ilişki içinde saray Türkiyesi oluyor?

Kürtler için tarihi fırsat ortaya çıkmıştır. Ortadoğu halkları içinde fırsat çıkmıştır. Hep oyun bozduk diyen saray Türkiyesinin kurduğu oyun dengesi sona ermiştir. Artık onu dünyada destekleyen kimse kalmadı. Her taraftan karşı sesler çıkıyor. Rojava savaşıyla saray Türkiyesinin sonu gelmektedir. Rojava ve kuzey kurtuluşu birlikte gelmektedir. Saray Türkiyesi ile Kürtler artık göbek bağlarını, düşünce bağlarını, diplomatik bağlarını her türlü bağlarını kesmiştir. Onlardan bir hayır bu güne kadar gelmemiştir. Saray Türkiyesinden Kürtlere ancak soykırım gelir. Kürt inkarı gelir. Kürt diline yasak gelir. Gözaltı gelir. Tutuklama gelir. Faili meçhul gelir. Zindan gelir. Onlardan bir hayır gelmez artık. Kürtler artık saray Türkiyesi ve onun muhalefetiyle asla birleşemeyecektir. Bir araya gelmeyecektir. Artık yeter demektedir. Yavaş yavaş öldürülmekten Kürtler bıktı artık. Her yer yoksulluk. İşsizlik. Fuhuş. Uyuşturucu. Gençlerimiz çürütülüyor. Zaten yaşamda yoklar. Ölmüş haldeler. Korku her tarafı sarmış. Sarayın korkusuyla yaşanmaz. Artık saray Türkiyesine hadi eyvallah deme zamanı gelmiştir. Yolcu yoluna gerek. Kürtler ne kadar el uzattılarsa onlar coplarla sopalarla kurşunlarla inkarlarla karşıladılar. Kürtler artık böylesi karşılaşmalardan bıktı ve vazgeçti.

Saray Türkiyesi ile yol ayrımı değil yol bitimine gelindi. Haydi hayırlısı olsun…

Yazarın diğer yazıları

    None Found