SOYDAN AKAY*: PALMYRA: Çölün Gelini

Zaman: M.S 270’li yıllar
Mekan: Syria/Palmyra
Kişi: Zenobia

Palmyra, bugün savaşın en yoğun yaşandığı Suriye’nin başkenti Şam’ın (Dımaşk, Damaskus) 215 km. kuzeydoğusunda yer alan antik bir kent konumundadır. Arami tabletlerden anlaşıldığı kadarıyla M.Ö 2 binli yıllara kadar dayanan bir tarihi olan Palmyra, vahada kurulmuş bir ticaret kentidir. Ticaret kervanlarının yolları üzerinde kurulan bu kent için; ”çölde cennet” ya da ”çölün gelini” ifadeleri de kullanılmaktadır. Etkin olduğu tarihsel kesit, M.Ö 300-M.S 270’lerdir.
Palmyra isminin anlamı üzerine çeşitli yorumlar mevcuttur. Kimi kaynaklar Palmyra isminin Büyük İskender (M.Ö 356-323) tarafından verildiğini ve ”hurma şehri” anlamına geldiğini öne sürmekteler. Grekler palmiye ağacına aynı zamanda ”ışık ağacı” derler ve Helios (Güneş) ile Apollo’ya ithaf ederlermiş. Bazı kaynaklar da palmiye ağaçlarının sıklığından kaynaklı bu ismi aldığını belirtirler. Hemen hemen birçok mitolojik anlatımda tanrıçanın ağaçla sembolize edilmesi, kentin adının palmiye ağacından geldiği kanaatini güçlendirmektedir. Mukaddes Kitap’taki kadın peygamber Deborah, bu ağacın gölgesinde oturup yoğunlaşır. Bu ağaç, ”yaşam ağacı” olarak anlam bulmuştur. Ruth Rusca, Tanrıça Gizemleri (Tanrıça Kızlarının Nefs Terbiyesi) adlı Kitab-ı Mukaddes üzerine yaptığı çalışmasında, "palmiye"nin Yunanca adının PHOENIX olduğunu, Zümrüd-ü Anka ile aynı anlama geldiğini, yine Kitab-ı Mukaddes’te trajik biçimde İsrailoğulları tarafından yıkıma uğratılan Eriha şehrinin anlamının da ”palmiye ağaçları şehri” demek olduğunu ileri sürer.
Palmyra’nın Arapça, Aramice ve Süryanice’deki adı TEDMÜR’dür. Tadmur, Tudmur biçiminde söylenişleri de var. Aramice Tadmur, ”mucize” demek. Çöl ortasında bir cennet olarak ifadelendirilmesi, zamanın insanında yarattığı hayreti güzel anlatmaktadır. İbraniler Tamar, Tamor derler bu şehre. İbranice’de "palmiye" anlamına gelirmiş.
Palmyra bu mucize güzelliği ile hem doğu hem batıdaki birçok egemen gücün de istila alanı olmuş. Özellikle Yemen, Habeşistan, Irak ve Hindistan’ın kervan yolları üzerinde oluşu, bu yollara egemen olmak isteyenler için Palmyra ilk hedeftir. Roma’nın Ortadoğu’daki hegemonik varlığı M.Ö 50’li yıllardan itibaren başlamıştır. Yayılma alanını M.S 117’de daha da genişletti. Fas’tan Persia’ya kadar birçok alan egemenlik sınırları içindeydi. Hegemonun barışı olarak da tarihe geçmiş olan "Pax Romana" ile göreli bir istikrarı yakalayan Roma’ya karşı iç isyanlar ve savaşlar, 2. yüzyıldan sonra gelişmeye başlar. Bu isyanların en büyüklerinden biri; Syria’daki Palmyra eyaletinde Kraliçe ZENOBİA tarafından geliştirilmiştir.

Kimdir Zenobia?

Zennube, Zabuniye, Zeynubiye, Zeyno ve Zeynep biçiminde söylenişleri de olan Zenobia, Aramice, Arapça ve Süryanice’den kaynağını alır. Zeyno, Süryanice’de ”silah” anlamına gelse de Ruth Rusca, ona farklı bir anlam yükler. Aramice’deki anlamını "Tanrıça’nın Kızı" olarak belirtir ve şöyle der: "Ünlü Kraliçe Zenobia Septima, yedinci Bathsheba’ydı." Bethsheba, İbranice’de yedinci kız evlat demek. Bir diğer anlamı, bereketin kızı. Peki nasıl oldu da ataerkil bir dünyada Zenobia bu anlamlarıyla bir anda isyanın kızı olmuştu?
Tarihin anlattığına göre, ülkesinde doğup büyüyen Zenobia, 258 yılında Palmyra kralı olan Septimus Odaenathus ile evlenir. Üç dil bilen ve birçok alanda da bilgili olan Kraliçe, eşinin bir suikaste kurban gitmesi sonucu, küçük yaşta kral olan oğlunun vasisidir. Oğlu kenti yönetme ehliyetini kazanıncaya kadar yönetimi Zenobia devralır. Kısa sürede Roma’ya karşı isyanda bulunup, sınırları Mısır’a, Filistin ve Irak’a varan Palmyra İmparatorluğu’nu ilan eder. Rivayettir; o zaman Roma’nın bir eyaleti olan Mısır’ı aldığında valinin kafasını keser. İmparatorluğa imparatorlukla kafa tutan Zenobia’nın trajedisi de bu tutkusuyla başlar. Roma’nın başka bir egemenlik kabul etmeyeceği muhakkaktır. Nihayetinde Roma imparatoru Aurelian, Palmyra üzerine sefer başlatır. Tam beş yıl Roma ile savaşan Zenobia, imparatorluğuna bağladığı şehirlerin düşmesi sonucu, oğlu ile birlikte Sasaniler’e (İran) sığınmaya çalışır. Ancak her ikisi de Roma’ya esir düşer. Palmyra’yı tapınaklarıyla birlikte yerle bir eden Roma, burayı sonradan askeri bir üsse dönüştürür. Esir düşen Zenobia, altın zincirlere vurularak Roma’ya götürülür ve sokaklarda dolaştırılır. Ülkesi yıkıma uğramış olan Zenobia’nın tek çaresi kalmıştır: Ölüme yatmak. Kendini aç bırakmak yoluyla yaşamına son verir. Onun bu direnişi bazı kaynaklara aksettirilmiştir. Cesaretinden etkilenen Aurelian’ın kendisine bir ev verdiği ve orada yaşamını sürdürdüğü ileri sürülmüştür. 

Zenobia’nın trajedisinin asıl nedeni neydi?
Tarih, biz onu anlamaya çalıştığımız andan itibaren başlar. Bu anlama çabası ”şimdi”yi anlamak için ”geçmiş”e başvurmakla mümkündür. Günümüzün devlet, iktidar problemlerini aşma uğraşı, tarihi yeniden yorumlama uğraşısını gerektirir. Zenobia bu anlama çabasının güncel hal almasının bir sonucudur. Günümüzün Roma İmparatorluğu, başını ABD’nin çektiği küresel emperyalizmdir. 20. yüzyılda Ortadoğu’da oluşturduğu ulus-devletlerle adeta her birini kendi satraplığı (eyaleti) haline getirdi. 20. yüzyılın sonlarında kendisine karşı güç konumuna gelenleri ezmeye çalıştı. Tarih adeta tekerrür etmektedir; ama değişim halindeki bir döngüsellikle…
Her iktidar ve devletçi yapılanma, kendini ”evrenselleştirme” eğilimindedir. Zenobia da bunu yapmıştır. Roma İmparatorluğu’na, imparatorlukla cevap vermiştir. Bunu bir direniş biçimi olarak gördüğü için yapmıştır. Benzer yanılgıyı Kartaca da taşımıştır. Özgürleşmenin yolu hiçbir zaman iktidarlaşmayla sağlanamamıştır. "Özgürlük için direnişin zafere, iktidarcılığın ise felakete götürdüğünün çarpıcı örneklerinden birini de Palmyra trajedisi sunmuştur." (A.Öcalan; Özgürlük Sosyolojisi)
Suriye’de bulunan Palmyra Harabeleri, 1980 yılında UNESCO tarafından dünya mirası kapsamına alınmıştır. Oysa biz anlamaya çalıştığımız müddetçe tarih capcanlıdır; konuşan, sorgulayan, sorgulatan, çözüm yolunu gösteren bir değerdedir. Anlamlıca bakılırsa görülecektir ki, aynı coğrafyada yeni trajediler gelişmektedir. Ve ne ilginçtir ki bugün Suriye’deki iktidar Zenobia gibi Persia’ya (İran) sırtını dayamakta, olası bir yenilgide kurtuluşu orada görmektedir. Yenilgi halinde ise Zenobia kadar onurlu ve cesur olabilecekler mi, bunu bilemeyiz. Ama tarih, özgürlük sosyolojisine göre direnen Ortadoğu Demokratik Modernitesi’nin zaferini görkemlice yazacaktır.  *Diyarbakır E Tipi Cezaevi

Kaynakça:

1- KIDDER, D.S., OPPENHEIM, Noah D.; Entelektüelin Kutsal Kitabı; Maya Kitap; 2013
2- ÖCALAN, Abdullah; Özgürlük Sosyolojisi; Aram Yayınları; 2005
3- RUSCA, Ruth; Tanrıça Gizemleri-Tanrıça Kızlarının Nefs Terbiyesi; Ayna Yayınevi; 2012

Yazarın diğer yazıları

    None Found