Soylu neden agresifleşti?

Soylu’nun önce Bayık ve Karayılan, daha sonra da Karayılan için söylediklerinin nedeni ne?
Osmanlı ve Türk geleneğinin devamı mı?

Sonunun yakınlaştığını gören, katl sevdalısı bir yönetimin histerik nöbetlerinden biri mi?
Bu sorulara verilecek her cevaptan sonra, geriye şu kalabilir.

Soylu’ya ve Erdoğan’a yakıştı.

Soylu’nun Karayılan’a sataştığı gün, Komutan Mazlum bir açıklama yapmış ve Rojava halkının savunmasız olmadığını belirtmiş ve eklemişti:
“Özerk yönetim de çalışıyor.“

Ve ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili, ABD silahlarının Türk Ordusu bünyesindeki çeteler tarafından kullanıldığını bildiklerini, bunun yaptırımlara yol açabileceğini belirtiyordu.
Önemlisi, Rojava’yı terkeden ABD daha büyük bir güçle geri dönme çalışmalarına başladı.
ABD’de Temsilciler Meclisi’nden geçen tasarının ezici bir çoğunlukla onanması, Türkiye’yi derinden sarsmıştı.

Ve bunlar Türkiye’yi yeniden “hasta adam“ kimliğinin eşiğine getirdi.

Erdoğan’ın ailesinin mal varlığının 60 gün içinde tesbit edileceğiyle ilgili hüküm ve bu mal varlığının DAİŞ’lilerle yapılan petrol ticaretinden de sağlandığının açıklanması, Erdoğan’ı ve doğal olarak Soylu’yu da çileden çıkardı.

Erdoğan’ın mal varlığının dondurulması, tüm saltanatına kalp krizi geçirtecek güçte bir koz.
Nereden bakarsanız bakın bunun Rojaya ile yakından ilişkisi var.

Erdoğan’ı ilk Kobanê, şimdilerde ise Rojava dize getirecek.

Bunun böyle olacağını, Erdoğan’a rağmen Rojava’yı seçen Barzani yönetimi açıkladı.
Ve Başur’da yaşanacak muhtemel gelişmeler, Türkiye’nin oradaki askeri üslerinin de sonunu getirebilir.

Barzani’nin İsrail güdümlü konuştuğunu söylemek, yeni bir keşif değil.

İsrail’in önce Kürtler’in etnik bir temizlikle karşı karşıya kaldıklarını vurgulaması, Dışişleri Bakanı Yardımcısı’nın “Kürtler’in yanındayız“ açıklaması da Soylu’nun bağlı olduğu savaş çetesini raydan çıkardı.

Burada, ABD’ye, oyunun baş rolündeki tüm güçler, çıkarlarına göre hareket ediyorlar.
Yeni güç olarak Rojava’da Özerk Yönetim’in çıkarları doğrultusunda, masaya oturan yeni baş roldeki güçlerden biri durumunda. Bunu hiç unutmamak gerekiyor.

Bir dostum, Erdoğan’ın çıkışlarının giderek Saddam’ın son dönemini andırdığını aktarıyor; haksız da değil.

Ama Karayılan ile ilgili sözlerin sahibi Soylu’nun ruh haline gelince:
Ben sistem teorisine dayalı düşünenlerdenim.

Soylu’ya bunu söyleten, içinde olduğu sistemdekilerden birinin, bir gücün aldığı duruşu olabilir.

Belki de başka bir gizli güç, Soylu’ya suikast planı hazırlamış olabilir.

Ya da başka bir güç, Soylu’yu bir macera oyuna çekip, Soylu’yu kendi silahlarıyla vurmayı planlamış olabilir.

Eskiden MOSSAD böylesi bir oyunu hızla hazırlayıp, yaşama geçirmek için çokça aç gözlüydü.

Belki de Soylu, Kandil kökenli herhangi bir gücün kendisine karşı planladığı bir suikast girişiminden kurtulmak için, oynayacağı karta yüksek enerji yükledi?

Veya, oyunun son perdelerinden birinde Soylu, kendi savaş tünelindeki kamuoyuna, ‘Son’un eşiğinde, diri bir poz vermek istedi.

Böylece agresifleşti Soylu.

Yani nereden bakarsanız bakın, bu Soylu da “hasta adam“.

Yazarın diğer yazıları