Soylu’nun düşündürdükleri…

31 Mart yerel seçimleri yaklaştıkça Erdoğan’ın milliyetçi söylemler üzerinden oy kotarma çabaları daha da artıyor. Ellerinden daha fazlası da gelmiyor.

Geçtiğimiz günlerde Trabzon mitinginde HDP milletvekillerini hedef göstererek, “Çok seviyorsan Irak’ın kuzeyinde Kürdistan var, yallah oraya git, Kürdistan’a. Sizin bu ülkede yeriniz yok” ifadelerini kullandı.

Elbette bu sırf bir seçim söylemi olarak değerlendirilemez. Kürtlere yönelik sürdürülen ezeli bir devlet politikası. Fakat son günlerde bu söylemler milliyetçi duyguları okşama adına altı çizilerek tekrar tekrar dillendiriliyor.

Hele bir de İçişleri Bakanı var ki, evlere şenlik. Kendisi de kapasitesizliğinin farkında olacak ki, gelen eleştirilere; “Efendim, Süleyman Soylu kapı kapı geziyormuş sert konuşuyormuş da İçişleri Bakanı böyle konuşur muymuş? “Evet konuşuyorum” yorumunu yapmış.

Soylu’nun son açıklamalarından biri de başta Almanya olmak üzere Avrupa’da ikame edenlere:

“Avrupa’da, Almanya’da öyle terör örgütünün toplantılarına katılıp da ondan sonra gelip Antalya’da, Bodrum’da, Muğla’da tatil yapanlar var ya, onlar için de tedbir aldık şimdi. Hadi gelsinler bakalım havalimanlarından içeri girsinler. Gözaltına alıp yallah, öyle kolay değil. Dışarıda hainlik yapıp, içeride, Türkiye’de keyfini, sefasını sürmek bundan sonra kolay değil.”

Bu sözlerin bir bakan tarafından sarf edildiğine inanmak kolay değil, fakat realite bu. Ülkenin yönetici profiline baktığımızda şaşıracak bir durum yok ortada. Gelinen durum da ortada iken sefayı kim sürüyor, cefasını kim çekiyor her şey ortada ortada. Soylu sözüm ona tatil yapanları bile kategorize ederek, şunun eğlenmeye hakkı var, şunun yok diyebiliyor.

Fakat bu söylemlerde oldukça ciddiye alınması gereken bir nokta var; Türkiye’nin Avrupa’da geliştirdiği muhbir ağı.

Bildiğiniz gibi özellikle darbe sürecinin ardından insanların politik faaliyetleri bir tarafa, sosyal medya paylaşımları bile gerekçe gösterilerek havaalanlarında keyfi gözaltılar yapılıyor, cep telefonlarına el konuluyor, içeriği araştırılıyor. Etnik ve inanç kimliklerine yönelik sorular yöneltiliyor. Kimisi sakıncalı kişi ilan edilerek sınır dışı ediliyor, kimisi ise alı konuluyor. “Sakıncalı” tabirinin ise hiçbir hukuksal altyapısı yok yok, tamamen keyfi nedenlere dayalı. AKP kendisinden olmayanları ihbar yöntemiyle sindirmeye çalışıyor. Kaldı ki bu yöntem uzun zamandır uygulamada. Şimdi de Soylu şahsında, bu uygulamanın resmi ağızdan teyit edildiğine şahit oluyoruz.

***

Uluslararası hukuk uzmanı Prof. Norman Paech, “Almanya’da yasal olan faaliyetler, Kürtler için yasadışı olabiliyor. İç İstihbarat, sıradan eylemlerde yer alan Kürtleri, ‘bulgularıyla’ 129a ve b maddesiyle para veya hapis cezasıyla yargılayabiliyor“ diyor. Nitekim Almanya’da yaşayan onlarca siyasetçi bu yasa çerçevesinde “terörist” muamelesi görerek hapis cezalarına çarptırılıyor.

Hukuk devleti ilkelerinden bahseden, hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasını eleştiren Almanya, Kürtler söz konusu olduğunda bu ilkelerinden ödün vererek Kürtleri kriminalize ediliyor. Yasal olan faaliyetlerde bile Türkiye’nin istemlerini dikkate alarak yasakçı zihniyetini devreye koyuyor.

Almanya’nın bu tutumu Soylu’nun açıklamalarından bağımsız düşünülemez. Soylu Kürtlere yönelik devletler arası politikaları, keyfi uygulamaları resmi ağızdan teyit etti sadece.

İleriki zamanlarda Soylu seçmenlerinden oy almak adına hangi söylemleri ileri sürecek hep birlikte göreceğiz.

Yazarın diğer yazıları