Sözünü söyle halk denizine at CHP dinlemezse halk dinler!..

Saray’ın ve hükümetinin “ne yapması gerektiğini”, “hatadan dönmesi” için “hangi konularda nasıl adımlar atılmasının zorunlu olduğunu” muhalefetimiz yeteri kadar ve bir hayli ayrıntılı olarak “açıkladı”.

“Bronson’u verin, üretmeden tüketmeyin, israf etmeyin, demokrasiye geçin, ABD’yle arayı düzeltin” v.s.

Böylece hem Saray’ın, hem de hükümetin “ne yapması gerektiğini” öğrenmiş olduk.

İyi de halk ne yapacak?

Ya da “halk ne yapsın?”

Erdoğan muhalefetin sözlerine yanıt bile vermeden, sürekli olarak halka hitap ediyor. “Yastığının altındaki dolarları, altınları çıkartacaksın, TL alacaksın, vatanını savunacaksın, ABD ile savaş halindeyiz, ‘haydi bre gaziler vatan imdadına’, benim berberlerim Amerikan traşı yapmayacak, iPhonelerini balyozla ezecek, TV’lerde kadınların suratına Trump maskesi takıp oynatacak, oynayana dolar yağdıracak, kahraman Türk kadını da o dolarları toplayıp Banka’dan TL alacak” v.s. v.s.

Muhalefet Erdoğan’ın halkı tımarhanelik yapacak bu çağrılarına karşı halka ne diyor?

Ben duymadım. Duyan varsa açıklasın.

Oysa faşist rejime muhalefet etmenin biricik yolu Saray’a ne yapacağını anlatmak değil, halkla konuşmak.

Halkla nasıl konuşulur?

TBMM’de üç-beş nöbetçi bırakıp, “sine-i millete çekilerek” konuşulur. Halk “TBMM’de yapılacak hiçbir iş yoktur” gerçeğini öğrendiği zaman, “seçimde TBMM’yi zemin olarak kullansınlar ve haklarımı savunsunlar diye verdiğim vekaleti Saray yırtmış, vekaletim geçerliğini yitirmiş, o halde demek ki, vekaletnamenin asıl sahibi olan müvekkil olarak iş başa düştü” diyecektir.

“Hem TBMM’de kalacağız, hem de halkla konuşacağız” demek, faşizm öncesi yaptığımızı faşizmde de yapacağız demekten başka anlama gelmez. Şimdi farklı bir şeyler yapma zamanıdır.

HDP’lilerin umuru olmaz ama, CHP’li vekillerin böyle bir durumda “maaşlarımız ne olacak, evi nasıl geçindireceğiz, sine-i millete çekildiğimizde devamsızlıktan vekilliğimiz düşer” kaygısı yersizdir. Hiçbir şey olmaz. CHP ve HDP’nin vekillerini devamsızlıktan dolayı düşürdükleri gün Türkiye üç ay içinde erken seçim yapmak zorunda kalır. Anayasa şöyle diyor: “Boşalan üyeliklerin sayısı, üye tam sayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir. “

Meş’um şahsiyet Kalın dün “krizi fırsata çevirdik” dedi.

Muhalefet neden “krizi fırsata çevirmiyor?”

Erdoğan bu kriz koşullarında, sine-i millete çekilen vekilleri TBMM’den atıp, erken seçimi göze alabilir mi? Böyle bir seçimi hiçbir hile hurda ile alamaz. O nedenle, vekiller merak etmesin, sine-i millete çekildiğinizde hiç kimse sizlerin vekilliğini düşürmeye cesaret edemez.

Eğer muhalefet radikal bir adım atıp “Krizi fırsata çevirmezse”, rejim “krizi fırsata çevirecektir.” Özellikle CHP tabanını “mukaddes anti-emperyalist savaşta” adım adım etrafında toplayacaktır.

Tıpkı “kontrollü darbe” esnasında olduğu gibi.

Eğer 15 Temmuz gecesi CHP ve HDP Erdoğan’ın “Rabia meydanlarına” halkı çağırdığı anda, “özgürlük meydanlarında” milyonları alternatif bir “demokrasi nöbetine” çağırsaydı, bu darbe provokasyonu muhalefet için “Allahın lütfu” haline gelecekti.

Muhalefet bunu yapamadığı için “kontrollü darbe” Erdoğan için “Allahın lütfu” haline geliverdi.

Şimdi de durum tastamam aynı.

Muhalefet “krizi geçici olarak derinleştirecek” olsa da böyle bir adım atmakta gecikirse kriz Erdoğan için “fırsata” dönüşecek. Halkı etrafına toplayacak, sonra da Rusya’ya ya da ABD’ye teslim bayrağını, millete “cihat bayrağı” diye yutturacak.

Bu kriz “Kürtlerin statü kazanmaması için girilen savaştaki mağlubiyetin” sonucudur. Şimdi Türkiye Rusya ve ABD arasında nüfuz yarışının konusu olmuştur. Sarayın jölelisi, hem de TRT’de “Rusya-Türkiye imparatorluğu tezimden asla vazgeçmedim” derken Rusya’ya teslim olma yolunu hamasetle döşemeye kalkıştı. Delirdiği için değil, Türkiye’nin savaştaki mağlubiyetten sonra ödeyeceği bedelleri bildiği için ABD’ye karşı bu şantajı Erdoğan’ın talimatıyla yaptı. Erdoğan’ın New York Times’a yazdığı yazıda “yeni dostlar ve müttefikler buluruz” şeklindeki “İngilizce” sözlerini Jöleli Türkçeye başarıyla tercüme etti.

Bir kavşaktayız, Türkiye otobüsünü geri vitese almak başarılamazsa, gidilecek yol ya Moskova’ya ya da Washington’a teslim olma yolundan birisi olacak. Ve bu yolda Türkiye otobüsü hurdaya dönecek.

Açık konuşalım: Krizin daha da derinleşmesini göze almadan kriz aşılamaz. Çekilin TBMM’den. Gidin halkla konuşun.

Zamlara, vergilere, kur depremlerine, Rusya ya da ABD’yle teslim anlaşması hazırlıklarına karşı halkı faşizme karşı mücadelede “TBMM’den umut yok, umut sensin” diyerek örgütleyin.

Yazarın diğer yazıları