Suç ortaklığının tescili

Paris’te katledilen üç Kürt kadın devrimci; Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in aile avukatlarının adına Fransa devletine karşı açılan tazminat davası başvurusu, “Ölenler PKK’li ve PKK ’terör örgütleri’ listesinde” bahanesiyle ret edildi. Aile avukatlarından Benedict Diestch, kararı “adalet arayışına gölge düşürüldü” ifadesi ile eleştirdi.

SELMA AKKAYA / PARİS

Paris’te 2013 yılında katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in aile avukatlarının Fransa devletinin şehit ailelerine tazminat ödenmesi yönünde yaptığı başvurusu  reddedildi. Skandal red gerekçesi şöyle: “Ölenler PKK’li ve PKK ‘terör örgütleri’ listesinde.”Karara itiraz edeceklerini belirten aile avukatlarından Benedict Diestch, adalet arayışına gölge düşürüldüğüne dikkat çekti.

Fransa’da 1986 yılında yürürlüğe giren ve mülkiyet sigortası sözleşmelerinin bir hükmüyle terör mağdurları,  Terörle Mücadele ve Diğer Suçlara Karşı Mağdurlar Garanti Fonu’nundan (FGTI) yararlanabiliyor. Üç devrimci Kürt kadının aile avukatlarıda dava dosyasında bir türlü ilerlemenin yaşanmadığı bir dönemde, 2016 yılının Ekim ayında tazminat için başvuru yaptı. Cansız, Doğan ve Şaylemez ailelerinin 27 ferdinin imzasıyla gerçekleştirilen başvuruda, aile avukatları 1 milyon 336 bin euro tazminat talebinde bulundu.

Söz konusu başvuru tazminattan çok, 3 Kürt kadının “terör eylemlerinin kurbanları” olarak tanımlanması için gerçekleştirilmişti. Buradan çıkacak kararla daha sonra yapılacak uluslararası başvuruların da önünün açılması hedefleniyordu.

Skandal gerekçeyle ret

Tazminat başvurusu iki yıl sonra reddedildi. Red gerekçesinde, saldırının terörist niteliği konusunda, “mahkemelerce kesin olarak tanınmamıştır” denildi. Katil Ömer Güney’in ölümü nedeniyle herhangi bir yargılama olmadan kesin sonuç elde edilemediği gerekçesiyle red kararı veren FGTI, 3 kadın devrimciyi ise suçlu olarak ilan etti.

Katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i ‘terörist’ olmakla suçlayan FGTI; “Bir terörist harekete bağlı olduklarına inanıyoruz. PKK, 1993’ten bu yana Türkiye’nin çeşitli saldırılarının ardından Fransa tarafından terörist örgüt olarak kabul edildi” dedi.

Paris Katliamı terörist saldırıdır

Karara tepki gösteren şehit ailelerinin avukatı Benedict Diestch; “Onların iddiaları, dosya kapsamında nihai bir kararın olmadığı ve mağdurların suçlu olduğu yönünde. Yani mahkeme ölenlerin PKK’li olduğunu ve PKK’nin  ‘terör örgütleri listesinde’ bir örgüt olduğunu ifade ediyor” dedi. Paris Katliamı’nın bir terörist eylem olarak görülmesi gerektiğinin altını çizen Av. Diestch, FGTI’nin ailelerine tazminat ödenmesi gerektiğini ifade etti.

Karara itiraz edilecek

Karara itiraz edeceklerini belirten Av. Diestch, söz konusu durumu Creteil Mahkemesi’ne taşıyacaklarını ifade etti. Diestch, üç Kürt kadının katledilmesine ilişkin katil zanlısının ölümününden sonra yeni argümanlarla yapılan bütün başvurulara rağmen davada yeni bir ilerlemenin olmadığını da sözlerine ekledi.

İddianame dikkate alınmalı

Av. Dieshtch, 2015 yılında Ömer Güney hakkında tamamlanan soruşturma kapsamında Fransız yargıcın, suçun “kamu düzeninin bozulması”na yol açtığı, “gözdağı vermek ya da bu eylemin bunun için kullanıldığı” gerekçesiyle, terör örgütü ile bağlantılı olarak cinayet işlendiğini iddianamede kabul ettiğini hatırlattı.

Paris’in göbeğinde yaşandı

Avukat Benedict Diestch şöyle konuştu: “Onların iddiaları, nihai bir kararın olmadığı ve mağdurların suçlu olduğu yönünde. Üstelik, Fransa ulusal topraklarına bir zarar olarak görmüyorlar. Ama bu cinayetler bu topraklar üzerinde işlendi. Söz konusu olaydan sonra 15 bin Kürt Paris sokaklarında adalet aradı. Halen her yıl anma törenleri düzenleniyor.”

Hakim: Güney terörist bir örgütle ilişkili

Fransa’nın başkenti Paris’te 9 Ocak 2013’te katledilen üç Kürt kadın devrimciye ilişkin iddianame Temmuz 2015’te tamamlanarak mahkemeye gönderilmişti. Fransız adaleti ilk kez siyasi bir cinayette yabancı bir devlete bu kadar açık bir şekilde işaret ediyordu. PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi Üyesi Leyla Şaylemez’in katledilmesine ilişkin soruşturma iki buçuk yıl sonra tamamlanmıştı. Soruşturma hakimi Jeanne Duyé, o dönem halen yaşayan katil Ömer Güney’in Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasını talep etmiş ve  terörist bir örgütle ilişki içerisinde cinayet işlemekle suçlamıştı.

MİT tarafından organize edildi

2015 yılında hazırlanan ve 2017 Ocak ayında mahkemesi yapılması beklenen ve katil Ömer Güney’in ölümü nedeniyle rafa kaldırılan iddianamede, Fransız adaleti Türk istihbarat teşkilatı MİT’in Fransa’da işlenen siyasi bir cinayete karışma olasılığından bahsediyordu. İşlenen bu suçun azmettirenleri kesin bir şekilde tespit edilemediği gerekçesiyle soruşturma hakimliği, MİT’in olaya ne düzeyde karıştığı konusunda tam net değil ama iddianamede derin devlet içerisindeki ayrılıklara da işaret ediliyordu. Soruşturma hakimi, 2 buçuk yıllık soruşturmanın sonunda söz konusu katliamın barış sürecine muhalefet eden grupların bir darbesi olma ihtimalini de masada tutuyordu. Söz konusu durum iddianamede şu cümlelerle ifade edilmişti: “Prosedürdeki çok sayıda unsur, cinayetlerin kışkırtılması ve hazırlık aşamasında MİT’in karıştığı şüphesine yol açıyor.”

Katil zanlısı Ömer Güney’in casusluk yaptığı tespitli olarak iddianamede yer alırken, zanlının Türkiye’deki kurum veya bireylerle gizli görüşmeler yaptığına dikkat çekiyordu. Ancak MİT ajanlarının bu olaylara üst makamların onayı dahilinde resmi olarak mı katıldığı yoksa barış sürecini bozmak için mi davrandıkları konusunda tespit yapılmadı. Bu durum daha sonra HPG’nin elinde bulunan iki üst düzey MİT görevlisinin verdiği bilgiler ışığında net olarak ortaya çıkmış, katliamın MİT tarafından nasıl organize edildiği kamuoyuna yansımıştı.

Yeni başvuru yanıt bekliyor

Katliamın üzerinden 2 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra Mayıs 2015’te Fransız savcı Jeanne Duyé soruşturmayı kapatmaya karar vermiş, iddianame Temmuz 2015’te hazır hale gelmişti. Güney’in yargılanması için iki yıl beklenmiş, Güney ise 2016 Aralık ayında şüpheli bir şekilde mahkemeden tam bir ay önce tedavi gördüğü hastahanede ölmüştü.

O tarihten bugüne aile avukatlarının kamuoyuna yansıyan HPG’nin elindeki MİT mensuplarının açıklamaları da dahil birçok yeni bilgi ve belge ışığında dosyanın yeniden açılması ve katliamın arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılıp, yargılanması için yaptığı başvurulara; Fransız yargısından henüz bir cevap verilmiş ya da soruşturma açılmış değil.

Fransa’nın Kürt politikası

Terörle Mücadele ve Diğer Suçlara Karşı Mağdurlar Garanti Fonu’nun (FGTI) aile avukatlarının yapmış olduğu başvuruya vermiş olduğu red kararı, Fransa adaletinin bugüne kadarki davaya yaklaşımından farklı olmadı. 5 buçuk yıllık sürüncemedeki dava dosyasında Kürtler mağdur olmasına rağmen hep suçlu pozisyonunda gören bir tutum ve yaklaşıma maruz kaldı. Fransa’nın bu iki yüzlü siyaseti FGTI’nin kararında da bir kez daha kendini gösterdi.

Yazarın diğer yazıları

    None Found