Suriye’de ciddi bir çözüm projesi yok    –   Zeki AKIL

Suriye’de siyasi çözüm ve demokratik bir sistemin kurulması uzak görünüyor. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov görüşmeler ve çözüm için Kürtlerin acele etmesini söylüyor. Ancak kendileri daha çok işgalci Türkiye’nin kaygılarını ve yaklaşımlarını gözetiyor. Mevcut haliyle Erdoğan yönetimi Suriye’de Kürtleri yok etmek için uğraşıyor. Türkiye’nin Suriye topraklarını işgal etmesinin asıl nedenlerinden biri bu stratejiyi hayata geçirmektir. Rusya yönetimi buna karşı durmadı. Herkesin bildiği gibi Efrîn bölgesinin hava sahasından Rusya sorumluydu. Türkiye ile anlaşarak hava sahasını açtı ve Türkiye’nin işgaline kapıları açtı.

Efrîn işgali hala devam ediyor. O bölgede SDG kalmadığı gibi Kürt halkı da kalmadı. Türkiye Rusya’nın yanı başında etnik temizlik yapıyor, Kürt nüfus yerine kendi denetimindeki çeteleri ve çevrelerini getirip yerleştiriyor. Kaymakamlar vb atıyor. Aslında ilhak hazırlıkları yapıyor. O bölgelerde üç yüksek okul açıyor. Bütün bu olan bitenler karşısında Rusya herhangi bir açıklama bile yapmış değil. Bu da Erdoğan’la derin bir anlaşma yaptıklarını gösteriyor.

Rusya’nın çözüm ve görüşmeler konusundaki bütün talep ve girişimlerine Kürtler ve özerk yönetimler hep olumlu cevaplar verdiler. Rusya da Kürtlere dışlayıcı yaklaşmıyordu. 2018’de Rus yönetimi Soçi’de geniş kapsamlı bir toplantı düzenledi. Kürtlerden ve özerk bölgelerden yüzlerce insan katılacaktı. İsimler Rus yönetimine bildirildi. Son anda Rusya Kürtleri ve özerk yönetimleri Soçi’ye götürmekten vazgeçti. Ve davet ettikleri insanlara herhangi bir açıklama bile yapmadı. Rusya, Türkiye’yle görüştükten ve onlarla anlaştıktan sonra Kürtleri dışladı.

ABD ve koalisyonun diğer üyeleri de benzer bir tutum takındılar. Astana sürecine ABD dahil edilmedi. Rusya, İran ve Türkiye arasında süreç yürütüldü. Astana süreci sonunda Kürtler ve Kuzey Doğu Suriye güçlerine karşı bir cepheye dönüştürüldü. ABD ve onunla hareket eden devletler sorun Cenevre’ye taşırıldığında, anayasa hazırlıklarında inisiyatif alacaklarını ve Kürtlerinde orada temsil edileceklerini söylüyorlardı. Türkiye’nin etrafına topladığı ve muhalefet dediği çevrelerin arkalarında bir halk gücü yoktu. Siyasi bir kimlikleri de kalmamıştı. Tamamen Türkiye’nin yörüngesine girmişlerdi. Nitekim Serêkaniyê ve Girê Spî’nn işgalinde bu güçler paralı asker olmaktan ve Türklerin emrinde hareket etmekten başka bir şey yapmadılar.

ABD, Cenevre sürecine, anayasa komitesine Kürtleri katamadığını söylüyor. BM temsilcileri, Peterson dahil Türkiye’nin Kürtleri bloke ettiğini belirtiyor. Türkiye nasıl Rusya’yla anlaşıp Efrîn’i işgal ettiyse Trump yönetimiyle de anlaşıp Serêkaniyê ve Girê Spî’yi işgal etti. Türkiye Kürtlere karşı açık ve sınırsız bir düşmanlık yapıyor. Her şeyini peşkeş çekiyor. El Nusra, DAİŞ ve İhvani İslam dahil herkesle ittifaklar yapıyor. Kürtleri sadece Türkiye’de değil, dünyada ortadan kaldırmak istiyor. Ancak Türkiye’nin gücü sınırsız değildir. Öyle süper bir güç de değildir. Dikkat edilirse ABD veya Rusya’dan destek almadan, anlaşmadan Suriye’ye giremiyor. Trump, Erdoğan’a Kuzey Suriye işgalini aklından çıkar, varsa bir sorununuz siyasi yollarla çözelim deseydi Türkiye asla işgale girişemezdi.

SDG, Suriye’nin üçte birisini DAİŞ ve diğer çetelerden temizlemiş ve demokratik bir yönetim kurmuş. Milyonlarca insan bu bölgelerde güvenlik içinde yaşıyordu. Bu gücü bütün uluslararası görüşmelerden ve anayasa yapım çalışmalarından dışlayarak Suriye’de birliği ve barışı nasıl sağlayacaksın? Türkiye bir yandan İdlib’e operasyon yapmayın, diyor bir yandan da kendisi sürekli saldırıp işgal bölgelerini genişletiyor. Rusya ve ABD buna destek ve izin veriyor. BM de Türkiye özerk yönetim bölgelerini veto ediyor, bloke etmiş, diyor.

Buradan adalet, hukuk, çözüm ve çıkar mı? Türkiye 1. Dünya savaşı sonrası Kürtleri statüsüz bırakma sürecini sürdürmek ve kalıcılaştırmak istiyor. Bu politika yüz yıldır bölgede Kürt sorununu çözmedi ve sürekli çatışmaların kaynağına dönüştü. Rusya, ABD, AB ve BM bu sorunu ciddi biçimde ele alıp çözüme katkı sunacaklarına hala Türk devletinin inkar ve imha politikalarının uygulanmasını kolaylaştırıcı tutum sergiliyorlar. Erdoğan DAİŞ’le ittifak yaptığında Kürtler ABD ve koalisyonlar birlikte büyük bedel ödeyerek dünyayı bu beladan kurtardılar. DAİŞ’e karşı savaşanlar Türkiye’nin uçakları ve tanklarıyla öldürüldüler. Kürtlerin devleti yok diye hep onlar kurban olarak seçildiler. Suriye’de hem ABD hem de Rusya var. Hava sahasını da aralarında bölüşmüşler. Şimdi Türkiye DAİŞ ve El Nusra artıklarını getirip Kürtleri öldürüyor, topraklarından sürüyor. DAİŞ’in intikamını Türkiye alıyor. Üstüne üstelik Rusya, ABD ve BM, AB Kürtleri Cenevre süreci dışında bırakıyorlar. Görüldüğü gibi kirli ve gizli pazarlıklar yapıldığı, devletlerin çıkarları her şeyin üstünde tutulduğu sürece adil ve kolay bir çözüm olmayacaktır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found