Suriye’de çözüm umudu Demokratik Suriye Meclisi

Nazmi GÜR

Suriye’de 7 yıldır devam eden “vekalet savaşları”, esas olarak 2015’te devreye Rusya’nın girmesi ile yön değiştirdi. Başlangıçta, “stratejik derinlik” vizyonu sahiplerinin “… İnşallah biz en kısa zamanda Şam’a gidecek, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız. o gün de yakın. İnşallah Selahaddin Eyyubi’nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camisi’nde namazımızı da kılacağız…” sözleri hala kulaklarda çınlıyor. Esad’ı devirip Emevi Camii’nde 3 ay içinde gidip namaz kılmak isteyenlerin bu hevesi kursaklarında kaldı. Esad’ı deviremediler ama bütün hırslarını Kürtlerden çıkarmak için denemedik yöntem de bırakmadılar.

Suriye’deki iç savaş 7. yılında, Suriye halklarını tüketirken, iç savaşı besleyen güçlerinde “gücü” tükenme aşamasına gelmiş bulunuyor. Rusya ve ABD arasında süren pazarlıklar, Suriye de çözümün hiçte yakın olmadığını gösteriyor. Zira özünde nüfuz alanlarına bölünmüş olan Suriye’deki gelişmeler, Rusya ve ABD bir uzlaşma sağlasa bile çözümün hiçte kolay olmayacağını gösteriyor. Suriye’de çözüm adeta çok bilinmeyenli bir denklemin imkansız “çözümüne” dayanıyor.

Bu denklemin en önemli bilinenleri Rusya ve İran. Diğer yandan ABD ve Uluslararası Koalisyon. Fakat İsrail ve Türkiye bu denklemde, sonucu etkileyecek, bilinmeyenlerin arkasında durarak, Suriye’de olası bir çözümü daha da karmaşık hale getiriyorlar.

ABD ve İsrail, tümü ile İran’ın Suriye’deki “rolüne” odaklanmış durumdalar. Nitekim, 16 Temmuz’da Helsinki’de yapılan Trump-Putin zirvesinin de ana gündemi Suriye ve İran’dı.

Rusya destekli rejim güçlerinin “güney cephesindeki” operasyonlarının başarısı ve ülkenin güneyinde “kontrolü” sağlaması, kaçınılmaz olarak kuzeydoğu hattını yani İdlib ve çevresinin kontrolünü de gündeme getirecektir. Bu Suriye’deki iç savaşta “yeni bir aşamaya” geçildiğinin kanıtı olacak. Bir yandan özellikle Rusya ve ABD başta olmak üzere diğer bölge ülkeleri arasında kıyasıya bir pazarlık, diplomatik görüşmeler,  kapalı yada açık, birbirinin “ayağına basma” oyunlarıyla sürüp gidiyor.

Rol kapma ve oyun bozma savaşları sürerken, tarafların “çıkar odaklı” yaklaşımları nedeni ile çözüm umutları da o kadar azalıyor.

Suriye’de çözüm yaklaştıkça, masada olmak isteyen kimi güçler “maraza çıkarma” kapasitelerini devreye sokma çabasında.

İdlib, Suriye iç savaşında deyim yerindeyse, “dananın kuyruğunun kopacağı” yer. Rejim, ülkede kontrol alanlarını genişlettikçe, İdlib’e yapılması planlanan “operasyon” da o kadar yakınlaşıyor. Ankara’dan yükselen “Astana ve Soçi anlaşmalarını bozarım” nidalarının nedeni bu kaçınılmaz gerçek. Tahrir El Şam ve Türkiye’nin kontrolündeki radikal grupların toplandığı ve “çatışmasızlık” durumunun devam ettiği İdlib, Rusya ve Rejim açısından öncelikli hedef olacak.

Türkiye’nin doğrudan kontrol ettiği, Efrîn, El Bab-Cerablus ve Azez bölgelerinin Rejime “devredilmesi”, Rusya-Türkiye ilişkilerinin yönünü belirleyecek asıl konular olacak. Türkiye’nin, Efrîn’de olmasını sağlayanın Rusya olduğu bir gerçek. Aradaki “mutabakata” göre de Türkiye Doğu Guta da desteklediği grupların İdlib’e nakline “onay” vermişti. Bu “mutabakatın” en önemli unsurunu ise Türkiye’nin Efrîn’de kontrolü sağladıktan sonra, Efrîn’in derhal rejim güçlerinin kontrolüne vermesi.

Türkiye’nin,” Astana Süreci biter” mesajının gerçek nedeni, Rusya ve Rejim Güçlerinin güney cephesinde özellikle Dera’nın kontrolü sırasında uyguladıkları stratejinin İdlib’te de uygulanacağı ihtimalidir. Bu ihtimal, Efrîn ve Cerablus hattının da geleceğini belirleyecek en önemli gelişme olacak.

Suriye iç savaşında “kaybedenler kulübünde” yer alanların korku ve kaygıları arttıkça, Kuzey Suriye’de demokratik bir yönetim ve Suriye halklarının birliği için tek demokratik yönetim modelini ortaya koyan, Demokratik Suriye Meclisi’nin, 3. Kongresi Tabqa’da toplandı. Suriye’de demokratik bir gelecek ve barışçıl çözüm için tarihi kararlar alındı. Kongrenin ilkesel ve politik kararları Suriye halkları için adeta bir çıkış yolu, umut ışığı oldu.

SDG’nin kontrol ettiği tüm bölgelerde “ortak yönetim” vurgusu, hiç kuşkusuz, Suriye’de çözüm için önemli bir adım alacaktır. Demokratik Suriye Meclisi’nin Eşbaşkanı İlham Ahmed’in kongre öncesi, batılı bir ajansa yaptığı açıklamada,  “DSG’nin kontrolündeki bölgeleri koordine edecek yeni bir yönetim kurma” kararlılığı mesajını veriyor: “Yeni yönetimimiz SDG kontrolündeki tüm bölgeleri koordine edecek bir yönetim olacak… Böylece bütün bölgelerdeki ihtiyaçları ve hizmetleri güvence altına alabilecek”. Sayın Ahmed’in bu umut dolu mesajı kongre kararlarına da yansıyor.

Kongrenin sonuç bildirgesinde; “güvenlik ve istikrarı temini”   için alınan kararlar ve ayrıca, “Demokratik Suriye Meclisi’nin, özerk yönetim ve sivil meclisler ile bölgenin savunulması amacıyla kurulan Demokratik Suriye Meclisi’nin krizin çözümünde önemli rol üstlenebilecek bir yapı olduğu”,  “meclisin önerilerinin Ortadoğu krizinin çözümünde en uygun yol olduğu” gibi önemli başlıkların tartışılması ve kararların alınması, Suriye’de “çözüm modelinin” giderek somutlaştığını gösteriyor.

Demokratik Suriye meclisi ve en önemli bileşenlerinden biri olan Kürtler, Suriye’de bir kez daha, demokratik çözümün kapısını aralayarak, Suriye’nin geleceğinde en önemli aktörler olduklarını ortaya koydular.

Yazarın diğer yazıları