Suriye’de DAİŞ sonrası ve olasılıklar

Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD) Rakka operasyonu 118. gününde devam ediyor. Bölgeden gelen haberler DAİŞ’in “başkenti”ni her an kaybedeceği yönünde. 

Rakka ve sonrasında Dêra Zor’un DAİŞ’ten tümden temizlenmesiyle birlikte sisteme dönük yapısal tartışmalar iyiden iyiye gündeme girecektir. 

Dikkat edilirse bölgedeki tüm güçler bu gerçeği görerek, masaya doğru giderken elini güçlendirmek üzerinden ittifak ve hamle geliştiriyorlar. Aslında bu hesaplar ironik bir şekilde DAİŞ’in hem Rakka hem de Dêra Zor’daki operasyonlarda direniş göstermesinde de önemli bir etken de oluyor. 

Uzatmalar oynansa da DAİŞ’in Suriye’de artık miadını doldurduğunu söyleyebiliriz. En azından mevcut yapı ve stratejisiyle artık varlık sahibi olamaz. Bu işin bir yönü, fakat en önemli yönü DAİŞ sonrasına giderken yaşananlar ve olası çözüm yolları olacaktır. 

Dikkat edilirse İran, Rusya ve Türk devletinin, ki bunun içinde Suriye rejimi de var, ilişki ve ittifakları daha çok savaş sonrasına hazırlık üzerinden şekilleniyor. Suriye rejim güçleriyle Rusya’nın Dêra Zor’da QSD güçlerine dönük saldırıları, İdlib’te oluşturulacağı söylenen Rusya, İran, Türkiye garantörlüğündeki “güvenlikli bölge” tartışmaları savaş sonrası planlara endeksli gelişiyor.  

Fakat bir gerçeği kesinlikle gözden kaçırmamak gerekir. O da herkesin hakkını teslim edeceği gibi, eğer DAİŞ bugün Suriye topraklarında son günlerini yaşıyorsa bunun kesinlikle YPG ve QSD güçleri sayesinde olduğudur. Dolayısıyla son vuruşlar yapılırken bu güçlerin saha dışına itilmeleri mümkün değildir. Böyle bir itme durumu Suriye’de demokratik bir çözüm ve sistemin gelişmesini de imkansız kılmak demektir. 

Ancak Rusya, İran ve Türkiye’nin yaptıkları hamleler ve hesaplar işi biraz yokuşa süreceklerini gösteriyor. Bu hesaplar tutar mı bilemeyiz, ama QSD güçlerinin Dêra Zor’dan uzak tutulmaya çalışılması da tümüyle bu planların sonucudur. Bu devletler hem petrol rezervleri açısından oldukça zengin olan bu bölgeyi elde tutmak hem de Kuzey Suriye sınırlarının Irak’a komşu hale gelmesini engellemek için tüm güçlerini seferber etmiş durumdalar. 

Diğer yandan bu plan; İran’ın Şii hilalini söz konusu ittifaklarına dayanarak garantiye alma çabasının, Türk devletinin de İdlip üzerinden kurduğu planların bir sonucu olarak gelişiyor. Aslında Türk devletinin İdlip planları asıl olarak Kuzey Suriye kantonlarının birleşmesini engelleme pazarlığı üzerinden kuruluyor. 

Türk devleti kendisine bağlı hareket eden El Nusra ve diğer çete gruplarından desteğini bu planlar kapsamında çekti. Bu şekilde İdlib’in Suriye rejimi tarafından alınmasına kolaylık sağlıyor. Bunun karşılığında  Cerablus’tan Bab’a kadar işgal ettiği alanda varlığını garantiye alarak Kobanê ve Efrin kantonlarının birleşmesine karşın Rusya, İran ve Esad yönetiminden kabul görmeye çalışıyor. Rusya, İran ve Türk devletinin İdlib’te geliştirmek istedikleri "güvenlikli bölge” projesi de yine bu kapsam içerisindedir. 

Yine aynı zamanda Rakka ve İdlip üzerinden geliştirilen plan ve Dêra Zor’da QSD güçlerinin Rusya ve Baas rejimince saldırıya uğramaları, Kuzey Suriye’de geliştirilen demokratik ulus sistemini boşa çıkarma ve masaya giderken kendi ellerini güçlü kılma amacına dönüktür. Ancak QSD güçleri de demokratik bir Suriye’yi garantiye almak için bu planları boşa çıkarmanın gayreti ve mücadelesini veriyor. Özcesi bu planlar çok yönlüdür. 

Bir gerçeği yeniden hatırlatmakta yarar var. Özellikle Erdoğan-Bahçeli Türkiye’sinin bölgede dibe vuran anti Kürt siyasetleri Suriye’de Kürtlerin de içinde yer aldığı demokratik bir sistemin kurulmaması için yeni dönemde daha fazla devreye girecektir. ‘Kardeşim Esat’tan’ ’diktatör Eset’e’ evirilen Erdoğan siyasetinin yeniden “kardeşim Esat’e” açıktan dönüşmesi mutlak olarak anti Kürtlük üzerinden rengini daha fazla belirgin kılacaktır. 

Ancak burada önemli olan soru şu olacaktır, geçtiğimiz günlerde Suriye Dışişleri Bakanı Welid Muallim üzerinden, Kürtlerle diyaloğa hazırız diyen Esat rejimi, Kürtlerle gerçekten demokratik bir sistem inşasını mı, yoksa Erdoğan’ın Kürt düşmanlığı politikasıyla birlikte despot bir sistemde mi tercih kılacak? 

İşte Rakka ve Dera Zor da DAİŞ’in tümden temizlenmesi Esat rejiminin bu soruya açıktan cevap vermesini zorunlu kılacak. 

Bekleyip görelim. 

Yazarın diğer yazıları