Suriye’ye demokrasi!

Bütün dünya, Suriye’ye demokrasi götürme derdine düştü. Sanki kollarındaki sepetle yumurta götürecekler. Suriye hükümetine karşı, hem askeri, hem de psikolojik olarak büyük bir savaş yürütülüyor. Bu da yetmiyor, açık bir askeri müdahale gündeme getirildi. Askeri müdahalenin amacının Suriye’deki Beşar Esad rejimini yıkmak ve demokrasi getirmek olduğu iddia ediliyor. Ama buna inanan yok. Bu nedenledir ki BM’den müdahale kararı çıkmıyor. Rusya’nın St. Petersburg şehrinde yapılmakta olan G-20 zirvesinden de böyle bir karar çıkması beklenmiyor. Bu şartlarda, BM ve diğer kurumları bir yana iten ABD ve müttefiklerinin açık-askeri bir müdahale hazırlıkları hızla ilerliyor. Müdahalenin eli kulağında görünüyor.

Kimse Suriye’de demokrasi olduğunu iddia etmiyor. Ama, müdahale edenlerin siciline bakınca, bu müdahalenin Suriye’yi ve Ortadoğu’yu talan etmek isteyenlerin bir işgal hareketi olduğunu herkes görüyor. Bu demokrasi palavraları atanların Afganistan, Irak, Libya, ve Mısır’a getirdikleri demokrasi ortada. Suriye’ye yapılacak müdahale, bütün Ortadoğu’ya yapılacak müdahalenin başlangıcı olacaktır. Büyük bir paylaşım savaşının başlangıcı olacaktır. Yani Suriye sadece Suriye değildir. Herkes de bunu bilmektedir.
Suriye’ye müdahale edenlerin sicili yanında, şu anda Suriye’ye karşı işbirliği içinde oldukları rejimler de işin iç yüzünü gösteriyor. İsrail’in ve Müslüman geçinen Suudi Arabistan, Katar, Ürdün gibi devletlerin kime, ne demokrasisi götürecek yüzü var ki? Hele hele, kendi Kürt sorununu çözmemekte ve savaşta direnen AKP devletinin hali ibret vericidir. Hala Roboskî katliamının faillerini, Hrant Dink’in katillerini saklayan, Gezi direnişlerinde beş genci katledip onlarcasını yaralayan, Kürtlerin mezarlarına bile saldırıp cenazelerini kaçıran AKP mi demokrasi getirecek? AKP, askeri harekatlarla başka ülkelere demokrasi ihraç etme sevdasını bırakmalı ve şu kritik günlerde çözüm sürecine uygun adımları atmalıdır. Yoksa, çözümsüzlükte ve tasfiyede inat ederse kendi diktası çok hazin biçimde çöküşten kurtulamaz.
Suriye’de iç kargaşa başladıktan sonra, Rojava halkı büyük bir demokratik devrim yaptı. Merkezi devletin zayıflaması, onun yerine ortaya çıkan ÖSO çetelerinin azgınlaşan saldırıları karşısında, Rojava halkı kendi demokratik yönetimini kurdu. Sadece Kürtler değil, Arap, Türkmen, Ermeni, Asuri-Süryani, Çerkes gibi bütün halklar ve değişik inançlardan insanlar birleşerek demokratik bir yönetim kurdu. Bu mücadelede kadınlar çok aktif olarak yer aldı. Bu nedenle haklı olarak “Rojova devrimi kadın devrimidir” deniliyor. Güvenlik, Yüksek Devrim Konseyinini emrinde olan, gönüllü kadın ve erkeklerden oluşan YPG güçlerine bırakıldı. Rojava devrimi tek kurşun atmadan, kimsenin burnunu bile kanatmadan başarılan demokratik bir halk devrimidir. Halkın neredeyse yüzde yüzü tarafından desteklenmektedir. Bütün Ortadoğu ve dünyaya örnek olmaktadır.
Ne var ki, demokrasi palavraları atanlar Rojava devrimini boğmak için elbirliğiyle saldırmaktadır. ÖSO içinde mi-dışında mı olduğu belli olmayan, daha doğrusu ne idüğü belirsiz El Nusra, El Kaide çeteleri türemiştir. Bu çetelerin, AKP devleti desteğiyle hareket ettiği, Türkiye’de üslendiği-beslendiği belgeleriyle medyaya yansıdı. Bu çeteler sadece Rojava halkına değil, Lazkiye ve civarındaki Alevi-Nusayri-Arap halkına da kanlı saldırılar düzenliyorlar. Basına yansıyan bu insanlık dışı katliamların demokrasi için yapıldığını iddia etmek için, aklını tümden yitirmiş olmak ya da utanmaz bir insanlık düşmanı olmak gerekir.
Suriye’deki çatışmaların, Cenevre konferansında taraflar arasında görüşmelerle çözülmesi gündemdeyken, bu konferansı sabote edip müdahaleyi-işgali gündeme getirmek savaşı büyütmek demektir. Bu da bütün bölgeyi uzun sürecek bir savaşa sürüklemek demektir.
AKP devleti, PKK ile başlatılan çözüm sürecini bütün Kürtlerle bir çözüm ve anlaşma sürecine çevirerek barışçı bir çığır açabilirdi. Ama Suriye konusundaki savaş-işgal çığırtkanlığıyla AKP niyetini ortaya koyuyor. Herkesten aceleci, hevesli ve heyecanlı olarak, hemen kara harekatını-işgali savunan AKP, Rojava devrimini bastırmak ve bütün Kürtlere boyun eğdirmek istiyor. Bu nedenle Rojava da sadece Rojava değildir, bütün Kürdistan, bütün Ortadoğu halkları demektir. Çünkü onların da özgürlüğü için direnen bir devrimdir.
Ortadoğu ve Kürdistan halkları, dünyanın barışçı güçleri savaş lobisine ve savaşla ayakta kalmaya çalışan AKP diktasına karşı, Rojava devrimini sonuna kadar savunarak gereken cevabı vermelidir. Rojava devriminin zaferi bütün ezilen halkların zaferi olacaktır.

Yazarın diğer yazıları