Sınırlar şimdi aşıldı mı?

Almanya Gündemi

Almanya’da son dönemlerde neredeyse her hafta Türkiye ile bağlantılı bir skandal patlak veriyor. Üzerine tartışılıyor, argümanlar tek tek sayılıyor, medyada çeşitli açılardan işleniyor, kimi devlet yetkililerinden eleştirisel açıklamalar geliyor, nihayetinde Merkel bir kınama açıklaması yaparak finale erdiriyor meseleyi. Türkiye ile ilişkiler üzerinden muğlak açıklamalar yerine net adımlar ise daha ufukta görünmüyor. 

Nitekim tantanalı geçen G20 Zirvesi’nde yaşanan polis şiddeti, güvenlik politikaları, Türkiye’nin isteği üzerine gazetecilerin akreditasyonların iptali, sol hareketlerin kriminalize çalışmaları gibi bir yığın faaliyetin yarattığı tartışmalar hala sıcaklığını korurken, bizler her defasında MİT’in yeni faaliyetlerini öğrenmeye devam ediyoruz. Zira gazetecilerin akreditasyonlarının iptalinin arkasında da MİT belirivermişti. 

Die Welt gazetesi de Almanya’nın iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Örgütü’ne çalışmak için başvuru yapanlardan bazılarının MİT ile bağlantısı ortaya çıktığını yazdı. Okullarda, iş yerlerinde, kurumlarda, evlere kadar hizmet veren MİT, anlaşılan o ki Alman İstihbaratı içerisinde de faaliyetlerini genişletmeye karar vermiş. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde MİT’in Almanya’daki faaliyetlerinin arttığı resmi bir raporla açıklanmıştı. Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) tarafından açıklanan raporda MİT’in temel görevleri arasında ‘muhalifler hakkında istihbarat toplamak’ cümlesi de altı çizilerek yer alıyor. Bildiğiniz üzere bir yıldan bu yana MİT’in bünyesinde çalışan 6 bin ajanın olduğu bilgileri dolaşıyor. Faaliyetlerin yoğunluğundan da anlaşıldığı üzere bu rakam oldukça iyimser. MİT’in Kürtler ile ilgili çalışmaları da malum. Sızma ve suikast planları defalarca basına sızdı. Buna rağmen gerekli önlemlerden bahsedemiyoruz.

Şimdi gelelim bir de meselenin diğer boyutuna. Bu kadar ajanlık faaliyetine rağmen, Erdoğan’a göre muhalif herkes ajan ve Türkiye’ye karşı farklı emeller besliyor. Nihayetinde Büyükada’da dijital güvenlik konuları hakkında bir toplantıya baskın yapılarak 10 insan hakları aktivist gözaltına alınmıştı. Bunlardan altısı tutuklandı. Tutuklananlar arasında Alman vatandaşı Peter Steudtner da bulunuyor. Gözaltına alınanlar ‘ajanlık’ suçlaması ve ‘terör örgütü üyeliği’ ile suçlanıyorlar. Dikkat edilirse gözaltına alınan gazetecilerinden, aktivistlerine kadar herkes ya ajan, ya bir örgüte mensup, ya her ikisi. Hatta yeni darbe planları yapanlar da mevcut.

Türk medyasına göre Peter Steudtner toplantıya katılanlar arasında en dikkat çeken isim. Alman olmasından kaynaklı bir dikkat çekme gayreti de yüze çarpıyor. Gelelim Merkel’e. Merkel, “Biz bu tutuklamanın net olarak tamamen haksız olduğu kanısındayız” açıklamasında bulundu. SPD Başkanı Martin Schulz da “hoş görülebilecek sınırların aşıldığını” belirtti. Merkel’i daha net bir tavır almaya çağırdı. Zira net bir tavrın oluşması için bütün koşullar oluşmuş durumda. Hangi sınırlar, ne zaman, daha ne kadar aşılacak. Almanya’nın “sınırları aşma” kriterleri nedir? Oysa ki, Türkiye elindeki bütün imkanları kullanarak hala yaptırım uygulama çabalarına devam ediyor. Nitekim uzun bir süre devam eden ve Almanya’nın İncirlik’ten çekilmesi ile sonuçlanan ‘İncirlik krizi’nin ardından, şimdi de ‘Konya krizi’ patlak verdi. Konya’da NATO üssündeki Alman askerlerine ziyaret izni verilmedi. Kriz hala muğlakta. Yetkililerin yorumları ise olabildiğince iyimser ölçülerde. 

Öyle görünüyor ki, Almanya siyasetinde hoşgörünün sınırı yok. Zira Schulz’un bahsettiği o sınır çok evvelden aşıldı. 

Yazarın diğer yazıları