Talabani ailesi nereye koşuyor?

Kimi Kürtlerin, Kandil ve Rojava’ya karşı kışkırtılmasında görüldüğü üzere, ulusal kurtuluş savaşı zeminleri, her zaman çıkarını arayan kimileri için, geçim yoludur. Kimileri halkının özgür geleceği için, ölümden ölüme atılırken, bazı kardeşleri de çıkar yollarında kelle avcısıdır.

Aslında, bu kirli durum, salt Kürtlere has değildir. Yer yüzünün bütün toprakları, kardeşin kardeşe tuzağın kan izleriyle doludur.

Kürdistan’ın tarihinin en utanç verici sayfası da, bu hikayelere dairdir.

Örneğin Kürtler Osmanlı’ya karşı bayrak açmada, hemen hemen bütün halklardan öndedir. Yunanlılar, Bulgarlardan önde, Araplardan da çok daha öndedir.

Ancak onlardan farklı olarak, Kürtlerin çürümüş vicdanı, haini ve küçük fiyatta kendini satanı daha çoktu.

Bir Bedirhani olan sevgili Ahmet Kardam beni bağışlasın, dedelerinin birbirine ihanetinden çok öncesinden başlayarak, bu böyleydi. Osmanlı, Kürtleri başkaldıran Kürtlere karşı sürüp güçlerinin belini kırdıktan sonra son vuruşu yapıyordu.

Ya da içten içe kemirsin, bünyesine kurtçuklar salıyordu. Hamiye Alayları, günümüzdeki korucular gibi…

Şeyh Said önderliğindeki 1925 hareketi, Türklere yenilmedi. Arkadan dolanan Kürt’ün “birakujî” taarruzu üzerine, Şeyh yeniden örgütlenip geri dönme kararıyla alandan ayrılıyor ve öz hısımları, fedai bildiği grupça tuzağa düşürülüyor, esir alınıyordu.

1930’ların tanıklarından Ağrılı Süleyman Kutlay anlatmıştı:

“Türk askerleri geçerken, terkilerinde kesik insan başları, bir o yana, bir bu yana sallanıyordu.”

Terkilerde kanamaya devam eden o kesik başlar, “kelle avcıları”nın hayatlarını sattığı Kürt savaşçılardı. Kim bilir, belki avcının dayısı, amcası, belki de öz kardeşiydi.

O nedenle, 1930‘larda Zîlan boyları kardeş katilleriyle doluydu. Türk ordusuna komuta eden (sonra genelkurmay başkanı) ve zalimliğiyle ünlü Salih Omurtak güçlerinin en heyecanlı, vurucu kanadı Kürtlerden kuruluydu.

Bugün Kuzey Kürdistan, yurt hainleriyle doludur. Baba oğuldan, kardeş kardeşten, amca, dayı yeğenlerine kuşkuyla bakıyor, biri ötekinin ayak sesini duyunca sus-pus oluyor.

 Çünkü, ortalık dayanılmaz pis kokuyor. Dün, “parti militanı” olarak, sokaklarda en önde slogan atan, Kürdistanî kurum ve kurullarda “heval” diyerek söze başlayan kimileri, cılk çürük çıktı.

Zindanlar dolup taşarken onlar, Türk güçlerine tatlı gülüşle yaltaklanıyorlar.

Öte yandan, Kürdistan‘ın kurtuluşu için, ulusal birlik ve dayanışma gereği orta yere gelse, kendi çıkarını Kürdistan’ın çıkarı gibi pazarlayan göz açıklar ayağa fırlayıp ulusal ruhu darmadağın ediyorlar. Kürtler, bir kere daha paramparça güç olarak kalıyorlar.

Bu parçalı hali, güç yalnızlığını gören düşmanları, aranan fırsat budur deyip akbabalar misali hücuma geçiyor, bağımsızlık referandumundan sonra Güney’in başına geldiği gibi, tek düşeni boğuyor, topraklarını işgal ediyor, Rojava da dağınıklıktan payını alıyordu.

Kürtlerin yeminli düşman şimdi, Güneyin ikinci parçası Soranları, kardeşlerini sırtından vuran hançer olarak kullanmak istiyorlar. Bu konuda, hiç bir yorumda bulunmak istemiyorum.

Alınmak istenen sonuç için, tezgahlanan kışkırtıcılığı ve Talabani ailesinin, çıkacak çatışmadan beklediği kazancı, Barzani ailesine yakın yayın organlarından “BasNews“ gazetesinin haberiyle aktaracağım. Gazete şunları yazıyordu:

“Kürdistan Bölgesi Başbakan yardımcısı Qubat Talabani, 25 Kasım’da yayımladığı bir talimatla, ‘Yeşil Bölge’de içişleri bakanlığından izin almadan açılan tüm parti, dernek ve kurumların kapatılacağını duyurmuştu. Bu çerçevede son 4 gündür PKK’ye yakın siyasi parti, kadın, gençlik ve basın kurumları kapatılıyor. Siyasi gözlemcilere göre YNK, Türkiye’yi memnun etmek ve Süleymaniye havaalanına yönelik uçuş yasağını kaldırmak için PKK’ye karşı sert tedbirler alıyor. Bazı siyasi gözlemcilere göre ise, Türkiye’nin Kandil’e bir operasyon düzenlemek ve YNK’yi de bu operasyona dahil etmek istediğini ileri sürüyor. BasNews Soranî sitesine ‘YNK neden böyle yapıyor?’ başlığı ile bir makale kaleme alan siyasi gözlemci Hêmin Seîd, “Öyle görünüyor ki YNK, PKK’ye ve destekçilerine karşı hukuki ve siyasi tavrını sertleştirecek” şeklinde yorumladı. Hêmin Seîd, ayrıca olası bir Kandil operasyonunda YNK’nin Türkiye’yi destekleyeceğini ileri sürdü. Siyasi gözlemci, eğer operasyona doğrudan katılmazsa dahi, sesiz kalacağını dile getirdi.”

Başka söze gerek yok. Bir grup, aşiret ya da bölge, öteki kardeşine saldırmak için, tabir caizse satın alınıyor. Süleymaniye’ye yolcu uçağının inmesi için, Talabanilerin PKK’ye saldırmasını istiyor, Türk devlet. Tarihe geçecek notlar için, ne kadar ayıp ve hüzün verici bir durum…

Umarım tarihe karşı sorumluluk düşüncesi galip gelir ve Mam Celal’in ruhu “birakujî” taciz edilmez.

Yazarın diğer yazıları