Tarih direnenleri de ihanet edenleri de unutmayacak

Türk devleti ve onun tetikçi iktidarı AKP-MHP’nin Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik tehditleri devam ediyor. Kürtlerin özgürlük mücadelesini terörize ederek, Kürtlere yönelik başlatmış olduğu fiziki, siyasi ve kültürel soykırımı meşrulaştırmaya çalışıyor. Soykırım saldırılarına karşı Kürtlerin 40 yılı aşan bir süredir öz güçlerine dayanarak direndiği herkesçe biliniyor. Ne bölgede ne de uluslararası alanda bugüne kadar Kürtleri Türkiye’nin soykırım saldırılarından koruyacak herhangi bir adım atılmadı. Kürtler tek başına Irak ve Suriye Baas rejimlerine ve Türk devlet faşizmine, soykırım saldırılarına karşı tek başına direndi. Son 8 yıldır da tüm insanlığı tehdit eden DAİŞ’e, onu destekleyen güçlere karşı direniyor ve büyük bir başarı elde etti. Kürt halkının tüm insanlık adına DAİŞ’e karşı başlatmış olduğu bu mücadele, dünya halkların nezdinde Kürtlere ve özgürlük mücadelelerine karşı büyük bir sempati uyandırdı. En önemlisi de Kürt halkı, Üçüncü Dünya Savaşı’nın merkezi olan Suriye ve Ortadoğu’da önemli bir güç haline geldi. Ortadoğu’da siyasi ve askeri anlamda bu denli önemli bir pozisyon kazanan Kürtlerin, bu saatten sonra bölge üzerinden yapılan pazarlıklar ve paylaşımlardan muaf tutulması ya da dikkate alınmaması Kürtler cephesinden kabul edilmeyecektir.

Kürtlerin sürdürdüğü direniş tutumu, tam da bu kararlılıklarına işaret etmektedir. Ancak Kürtlerin de bu süreci kendi lehlerine çevirmek ve kazanımlarını garanti altına almak için daha dikkatli bir politika izlemeleri gerekir. Kuzeydoğu Suriye’de Kürt halkının öncülüğünde başlatılan halklarla ortak yaşam ve sistem inşa etme projesi, ulus devlet yapılanmasına alternatif güçlü bir projedir. Bu projenin başarısı Ortadoğu’nun tümünü etkileyecek ve kalıcı barışı, huzuru ve özgür yaşamı da garanti altına alacaktır. Dolayısıyla birincisi bu projenin başarıya ulaşması için açığa çıkan kararlılıktan taviz vermemek gerekecek. İkincisi ise Kürtlerin ulusal birliklerini sağlamaları ve bunun için tüm tarafların gerekli adımları atması gerekir.

Bu konuda tüm Kürt siyasi partilerin aynı tutuma sahip olmadıkları, aynı kararlılığı göstermedikleri açık. Kuzeydoğu Suriye’de PYD öncülüğünde ve Bakur Kürdistan’da da HDP öncülüğünde son süreçte atılan birlik adımları, Başur Kürdistan’da birliği baltalayan adımlarla karşılaştı. Özellikle Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (YNK) kendi dışındaki siyasi yapılanmalara Türkiye’nin direktifleri doğrultusunda uygulamış olduğu baskı, gözaltı en bariz örneklerdendir. PYD’yi ve HDP’yi Kürt halkının kazanımlarını koruyamamakla sürekli suçlayan YNK ve KDP’nin, birliği parçalayan bu tutumları, Kürt halkı tarafından sorgulanıyor.

Süleymaniye’de 10 Ocak günü Fransa’nın Paris kentinde katledilen üç Kürt kadın devrimci Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan için Azadî Parkı’nda yapılan basın açıklamasına YNK asayiş güçleri tarafından müdahale edilerek, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 52 kişi darp edilerek gözaltına alındı. Aynı gün Paris’te binlerce Kürdistanlı ellerinde flamalar ve katillerin yargılanmasını isteyen taleplerle Paris sokaklarında yürüyüş halindeydi. Kürdistan coğrafyasında ve bir Kürt kentinde, Kürt halkı kendi devrimcilerini, mücadele değerlerini sahiplenmeye çalışıp Türk devletinin katliam politikasının açığa çıkarılıp, yargılanmasını isterken, buna engel olan güçlerin Kürtler olması tarihin en büyük trajedisi olsa gerek. İşte Kürtleri en fazla da soykırım saldırılarının hedefi haline getiren Kürtlerin birlikten uzak bu tutumlarıdır. Soykırımcı güçlerin payandası, uzantısına dönüşen bu güçler, tarihsel süreç içerisinde Kürtlere en büyük zararı veren ve Kürt halkının düşmanlarıyla işbirliği içerisinde olan bu güçlerdir.

Bu saatten sonra ne zaman ne de Kürt halkı artık kendi halkına karşı ihanet tutumu içerisine girenleri affetmeyecektir. Büyük bedeller ödenerek elde edilen kazanımların Kürdistan’ı işgali altında bulunduran güçlere peşkeş çekilmesine rıza göstermeyeceklerdir. Dolayısıyla Kürt halkının Kürdistan’ın dört parçasında başlatmış olduğu direniş tutumuna, Kürt halkının kazanımlarını korumak adına tüm Kürt siyasi partiler katılmalı ve destek vermelidir. Kürdistan coğrafyasını işgal saldırılarından koruyacak ve Kürtlerin özgürlüğünü garanti altına alacak yegane tutum, birliktir ve birlikten doğacak güçtür.

Kuşkusuz bu güç günübirlik politikalarla -ailevi ya da ekonomik çıkarları gereği- Kürdistan davasına ihanet edenler değil, 4 parça Kürdistan’da özgürlük için mücadele eden halk ve bu halkın taleplerine anı anına cevap olan direniş güçlerin birlikteliği olacak. Ve tarih ihaneti yapanların da halkının yanında duranları da bugünden yarına unutmayacak.

Yazarın diğer yazıları