Tarihin hükmü ulusal birlik diyor

 Kürt Kapanı denilen ölümlerden ölüm beğendirme dayatması, Kürtlere ve bu coğrafyada yaşayan halklara hep reva görülmüştür. Ancak bugün üçüncü bir yola Kürtlerin kendisi karar verebilir. Kürt halkı ve insanlık buna her zamankinden daha fazla hazırdır.

 Demokratik Ortadoğu birliğini sağlamadan dünyada hiçbir sorunun gerektiği gibi çözülemeyeceği görülmektedir. Kaos aşılmazsa çok daha büyük acıların  yaşanacağı ve bunun sadece Kürtleri değil herkesi de içine alacağı, insanlığın geçmiş 200 yıllık tecrübelerinden anlaşılmaktadır.

Şahin DOĞU

Kürt halkı 1800’lerden günümüze bulunduğu her mekanda  saldırılara karşı 200 yıldır direniyor. Onurlu Kürtler hiçbir halka saldırmadı, aksine kendisine saldıranlara karşı gücü oranında direnmeyi, korunmayı ve savunmayı esas aldı. Tarihin hiçbir kesitinde Kürtler işgal ve istilalar karşısında boyun eğmemiş,  hep özgürlüğü esas alarak savaşmışlardır. Acıları bol, bedelleri çok ağır süreçler yaşamışlardır. İnadına yokluğu, yoksulluğu kimsesizliği itilmişliği de yaşasalar, onurlarından özgürlüklerinden bir adım geri durmamışlardır.  Öyle ki istilacı güçler, insanlık tarihinde 12 bin yıllık geçmişi olan, insanlık ailesinde en şerefli konukseverliğini yapan, tüm halklara şu veya bu düzeyde katkı sunan bu halkı varlık olarak yok saymış, dilini, kültürünü ve tarihini öğrenip yaşatmaması için akıl dışı hikaye ve rivayetlerle Kürt halkının tarihini kendileri yazmışlardır. Kimliksiz, kişiliksiz, tarihsiz, tarifsiz bir halk olarak hep boyun eğdirilmeye, çökertilmeye çabalamışlardır. Acı olan, demokrasi havarisi kesilen uluslararası devletler de bunu çıkarları temelinde kullanmak amacıyla görmezden gelmiştir.

Bu acı, yıkım ve sürgünleri yaşamalarının temelinde direnmeleri değil teslimiyeti, işbirliği kendilerine meziyet edinmiş, kendilerini bu halkın sahipleri olarak gören şahsiyetler, beyler, mirler, ağalar ve işbirlikçi kesimler olmuştur. Bu köhne zihniyet sahipleri işgal, istila ve katliamlarda egemenlerin yanında çıkarları için büyük bir halkın erimesine, dağılmasına, yok olmasına çanak tutmuştur. Bu nedenle birlik ruhu parçalanmış, güven zedelenmiş, aidiyet bir dengbêjin kilamında, meselinde, çîrokunda bir yara olarak hep kanamıştır.

Böyle olması bir kader değildir. Bunu muğlaklaştırıp böyle de yaşanabilir demek insanlık vicdanıyla, ahlakıyla da bağdaşmaz. Kürt halkı sahipsiz değildir. Kendi iradesini özgürlük tutkusunu her şeye rağmen haykırmasını bilmiş, ancak sağır sultanlar diyarında çığlık olup uluslararası güçlerin çıkar sofralarında ya meze ya da komşu egemen devletleri terbiye etmenin gerekçesi olmuştur. Kürt kapanı denilen ölümlerden ölüm beğendirme dayatması, Kürtlere ve bu coğrafyada yaşayan halklara hep reva görülmüştür.

Üçüncü bir yola Kürtlerin kendisi karar verebilir. Dün, bunun imkan ve koşulları olmadıysa da bugün her zamankinden daha fazla vardır. Kürt halkı ve dünya insanlığı buna her zamankinden daha fazla hazırdır. Rojava’ya TC’nin saldırısı, dünyanın her tarafından çığ gibi büyüyen destek bu hakikatı gösteriyor.

Tarih, toplum ve siyaset, bu baş aşağı gidişatı tersine çevirmek için her türlü imkanı çağımızda açığa çıkarmıştır. Uluslararası hegemonya güçlerinin bin bir yüzlü oyununu görerek, dar, aile, çevre, mevki, görüş farklılıklarını bir kenara bırakarak toplumsal, tarihsel siyasal birliği oluşturma zamanıdır. Her onurlu insan, her bilinç kırıntısı taşıyan siyasetçi, aydın ve sanatçı, kaybedilen fırsatları, heba edilen zamanın farkına vararak, tarihin bu en kutsal hükmünü yerine getirme göreviyle karşı karşıyadır. Ya gereklerini yapar ya da dün olduğu gibi bugün de tarihin en dip satırında yer almaya mahkum olur. Ehmedê Xanî’nin özlemi olan ulusal birliğini geleceğini öngörme ve gereklerini yapma günüdür.

Kürt coğrafyası, egemen devletlerce işgal ve istila edilmiş olabilir. Kürt halkı görmezden geliniyor olabilir. Bunlar, ulusal birliğin gerçekleştirilmemesi önünde engel değildir. Engel olmadığını Rojava direnişi ve öz yönetimi dünyaya göstermiştir. Kendilerini Kürt halkının öncüsü görüp de ailesinin çıkar ilişkilerini gözeten, ”Rojava’da PKK vardı, o yüzden TC saldırdı” diyerek absürt açıklamalar yapanlar artık şaşılıklarından kurtulmalıdır. Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani, 25 Eylül 2017 Güney Kürdistan referandumu döneminde Türk devletinin aşağılık tehditleri karşısında teslim oluşunu, her tarafta askeri üsler kurmasına izin verip Güney Kürdistan’ı işgaline onay vermesini unutmuş olabilir ancak ne Güney halkı ne de diğer parçalardaki Kürtler bunu unutmadı. Barzani ailesi şunun bunun elinde oyuncak olmaktan kurtulmalı, Ortadoğu halkları, dünyadaki tüm insanlık ve özelde Rojhilat’tan Güney Kürdistan’a kadar ayağa kalkan halkın özgürlük ve birlik taleplerini duymalı. Bu, kendi gelecekleri açısından da büyük bir kazanımdır.

Demokratik Ortadoğu birliği sağlanmadan dünyadaki hiçbir sorunun kalıcı bir çözümünün mümkün olmayacağı görülüyor.  Bu kriz ve kaos durumu aşılmasa çok daha büyük acıların  yaşanacağı ve sadece Kürt halkını değil tüm insanlığı içine alacağı geçmiş 200 yıllık tecrübelerden anlaşılmaktadır.

Kaos durumunu anlaşılır kılmadan, sanki normal düzende yaşıyormuşuz gibi düşünür ve davranırsak temel yanlışlara düşmekten, dolayısıyla çözüm yerine çözümsüzlüğü tekrar tekrar yaşamaktan kurtulamayız.

Yazarın diğer yazıları

    None Found