Tarihsel intikam

 Cihan DENİZ

Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla verilen müebbet hapis cezaları ile ilgili olarak yapılan istinaf başvurusu dün reddedildi ve haklarında verilen ağırlaştırılmış müebbet cezası onandı. Gazeteciler hele de yetmişi aşkın yaşta gazeteciler hakkında verilen böylesi ağır bir cezanın, ne insani değerlerle ne de düşünce özgürlüğü açısından kabul edilir bir yanı olmadığı açıktır.

Bu bağlamda çok şey söylendiği ve bundan sonra söyleneceği için ben bu üç isme verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile verilmek istenen mesajın sembolik boyutuna değineceğim.

Fazilet Partisi’nin bölünmesi ile başlayan, AKP’nin kurulması ve 2002 seçimleri ile iktidara gelmesiyle devam eden ve bugüne kadarki süreç değerlendirildiğinde, bu sürecin ana unsurunun Milli Görüş ana çekirdeğinin girdiği ittifak ilişkileri oluşturduğu görülecektir. AKP, bu değişen ittifak ilişkileri çerçevesinde çözümlendiğinde, farklı dönemlerde AKP’nin izlediği siyasette, kurduğu söylemde gözlemlenen çelişkiler bir anlam kazanacaktır. AKP, ittifak kurduğu güçlerin diliyle konuştuğundan, bir dönem ak dediğine takip eden dönemde kara diyebilmektedir.

Kendi beka kaygısıyla ilk önce liberaller ve Cemaat ile ittifak kuran AKP’nin, bu ittifak ilişkilerine son verdikten sonra sığındığı güvenli liman Ergenekon’dur. Bu ittifak, belli bir dönem iktidar dairesinin dışında bırakılan Beyaz Türk faşizminin geri dönüşüdür. Bu geri dönüşe bağlı olarak, belli bir dönem öne çıkan Avrupa Birliği üyeliği ve onun için yapılan bugün artık göstermelik olduğu açık olan sözde demokratikleşme ve sivilleşmenin yerini bir kez daha inkâr ve imha siyaseti almıştır.

İktidarlar güçlü bir hafızaya sahiptir ve kindardır. Yapılanı, söyleneni, yazılanı unutmaz. Bu politika değişimi ile beraber, belli bir süre için unutulmadan devletin kara defterinde bekletilen eski dosyalar da tozlu raflardan indirilmiştir.

AKP-Ergenekon ittifakının nişanesi olan Mehmet Altan, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’a verilen ağırlaştırılmış müebbet cezaları, tam da bu güçlü hafızanın ve kindarlığın bir örneğidir.  Bu üç ismin Cemaat ile bir bağının olup olmadığının, 15 Temmuz’u önceden bilip bilmediklerinin bir önemi yoktur; bu cezaların bunlarla bir ilişkisi yoktur. Bunun için cezalandırılmadılar.

Mehmet, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’a verilen cezanın Ergenekon ve Balyoz davalarındaki tutumlarının, Taraf Gazetesi’nde çıkan haberlerin bir intikamı olduğu söylenebilir. Bunda kesinlikle bir gerçeklik payı da vardır. Bununla birlikte, bu üç isme verilen cezanın çok daha sembolik bir mesajı vardır. Adeta yarım kalmış bir hesap kapatılmaktadır; tarihsel bir intikam alınmaktadır.

Bu karar ile ile “Atakürt” yazısını yazan, Özgür Gündem bombalandığında İstiklal Caddesi’nde gazete satan Ahmet Altan; liberal bir bakış açısıyla da olsa mevut statükonun yerine ikinci bir cumhuriyet öneren Mehmet Altan; bugün kendisinin adını bile anmayan Merve Kavakçı’nın elinden tutup Meclis kürsüsüne kadar ona eşlik eden Nazlı Ilıcak cezalandırılmaktadır. Özcesi, bu üç isime Beyaz Türk Faşizminin hassasiyetlerine dokunmanın bedeli ödetilmektedir: Kürt sorunu, özgürlükler, Kemalizm ve laiklik.

AKP Ergenekon ittifakı, AKP’nin kurduğu iktidar ilişkileri içinde en zayıf olduğu ve iktidarının devamı açısından en çok ihtiyaç duyduğu ittifaktır. Bundan dolayı karar ile sadece Beyaz Türk faşizmi ile derdi olanlara değil ama AKP’nin içine de mesaj verilmektedir. Adeta AKP’ye bu karar doğrultusunda kendini yeniden şekillendirmesi gerektiği söylenmektedir.

Yeni dönemim ideolojik koordinatlarını, kırmızı çizgilerini ilan eden bu karar, bu çizgilerin dışına taşanlara iktidar içinde yer olmadığının altını kalın bir şekilde çizmektedir. Daha açık bir şekilde, bu karar aynı zamanda, çok çeşitli nedenlerle (belki çıkarları uğruna, belki de biz demokrasi mücadelesine kazanamadığımız için) halen AKP içinde yer alan, ona oy veren başta Kürt tüm muhafazakarlara verilen devletin asıl sahibinin geri döndüğü ve ona göre ayaklarını denk almaları gerektiği mesajıdır. Adeta aba altından sopa gösterilmektedir; kırmızı çizgileri çiğneyenlerin en başta da Kürt sorunu hakkında konuşanların, Kemalizm’i sorgulayanların, statükocu laiklik anlayışını eleştirenlerin bir anda kendilerini denklem dışında bulabilecekleri onlara hatırlatılmaktadır.

Bu karar ile verilen mesaj, AKP içindeki derin çatlaklara bir yenisini ekleyecektir. Nitekim mesajın yerine ulaştığı, AKP’ye yakın kimi köşe yazarlarının özellikle yeni sistemde izlenen siyasetlerden duyulan hoşnutsuzluğu dile getirdikleri yazılarının satır aralarında okunabilir.

Bundan sonrasını bir başka yazıya bırakalım…

Yazarın diğer yazıları