TC’nin ‘cici silahları’ ve NATO

15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra AKP’ye desteğini deklare eden ilk devletlerden biri İngiltere olmuştu. Hatta dönemin Dışişleri Bakanı Boris Johnson “AB’deki birçok hükümetin olan biteni görmek yerine Türkiye’yi 15 Temmuz darbe girişimine verdiği tepkiden dolayı kınaması kesinlikle yanlış. Türkiye, ortak güvenliğimiz için önemlidir. Türkiye’yi köşeye itmek yapmamız gereken son şeydir” demiş, ardından bir heyetle Eylül ayında ziyarette bulunup 15 Temmuz’da bombalanan yerleri görmeye gitmişti.

Darbeden iki gün önce İngiltere’de boşalan başbakanlık koltuğuna oturan Theresa May, ilk Türkiye ziyaretini Ocak 2017’de gerçekleştirdi. Bu ziyaretin Kürtler açısından önem arz eden iki noktası oldu. Birincisi, May’in görüşme sonrası basın toplantısında “Kürt terörizmi”nden söz etmesi. İkincisi, bu görüşmede İngiltere ile TC arasında 100 milyon sterlinlik savaş uçağı anlaşmasının imzalanması. Söz konusu “milli savaş uçağı projesi”nde İngiltere’nin teklifi, Almanya ve İsveç’ten gelen teklifleri mağlup etmişti. Türkiye’ye tam teknoloji transferi sağlayacak 20 yıllık projenin toplam maliyeti ise 7 milyar dolar.

Theresa May, bu çok büyük anlaşmayı imzaladığı Ankara’ya Londra’dan değil Washington’dan gelmişti. Beyaz Saray’da ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşmede ikilinin konuştuğu beş temel gündem vardı: Brexit müzakereleri, NATO, Suriye savaşı, Rusya ile ilişkiler ve terörle mücadele. Terörle mücadelenin ve Suriye savaşının altını çizelim.

Neredeyse üç yıl önce yapılan bu silah anlaşmasını hatırlatmamızın sebebi, geçtiğimiz günlerde Guardian’da çıkan bir özel haber. Buna göre TC’nin dünyada ikinci büyük Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) kullanıcısı olmasında en belirleyici desteği sağlayan İngiltere. Hatta Türkiye, ilk kez İngiltere’de geliştirilen füze ekipmanlarının yardımıyla ABD’nin silahlı dron ihracat yasağını aşabilmiş. SİHA olan Bayraktar TB2 dronları, 2015 yılında İngiltere’de tasarlanan ve üretilen Hornet füze rafları olmadan üretilemezdi. Zira SİHA’daki roketlerin ateşlenmesi için Hornet sistemlerinin yardımı gerekiyor. ‘Mikro cephanelik’ de denilen bu taşıyıcı sistem hem keşif aracının düşmesini engelliyor hem de daha fazla roket taşıma imkanı sunuyor.

Aralık 2015’te ilk başarılı roket testinin yapıldığı TB2 SİHA’ları Efrîn işgal operasyonundan bu yana TC tarafından üç parçada da giderek daha yoğun bir şekilde kullanılıyor. Hatta denilebilir ki TC ordusunun operasyonel kapasitesi artık ağırlıkta SİHA’ya dayanıyor. Sadece Bakur ve Başur’da gerillaya karşı değil; 9 Ekim’den itibaren Rojava’yı işgal saldırılarında karadan ilerleyemeyen çetelere havadan SİHA’larla destek sağlanırken, TC Şengal’e de bir ayda üç kez SİHA’larla saldırı düzenledi. Bu saldırılarda sadece son bir yıl içinde bile yüzlerce sivil Kürt katledildi.

SİHA’lar TC devleti için gerçekleştirmeye çalıştığı Kürt soykırımında temel silah. Dolayısıyla İngiltere de silahlı keşif ve savaş uçakları konusunda kirli ve kârlı bir işbirliği geliştirdiği Türkiye’nin Kürt soykırım saldırılarına ortaktır. Özellikle de son birkaç yılda Londra’dan AKP’ye sunulan destekten ve bu işbirliğinden çıkarılacak ilk sonuç budur.

Ancak İngiltere’yi NATO’dan bağımsız da düşünemeyeceğimize göre TC’nin, aslında her türlü savaş hukuku ve ahlakının sonu anlamına gelen silahlı keşif uçaklarla üç parçada Kürtlere saldırmasını mümkün kılan da NATO politikasıdır. Bunun için hem Rojava hem de Başur’da TC savaş uçaklarına hava sahasını sonuna kadar açık tutuyorlar.

Guardian haberinde detay gibi görünen ancak oldukça enteresan olan bir bilgi de, 2009 yılında dönemin ABD Büyükelçisi – ve şimdiki Suriye özel temsilcisi – James Jeffrey’in Washington’a gönderdiği bir bilgilendirme notunda “Türkiye, ABD’nin yardımı olmadan PKK ile mücadele etmek için kendi insansız hava araçlarını acilen üretmek istiyor” şeklinde ifadeler kullanmış olması. ABD, o dönem TC’ye Predator dronlarını gerçekte neden satmadı? Asıl amaç TC’nin – dolaylı olarak sağlanacak destekle – kendi silah sanayisini geliştirmesini teşvik edip, daha yoğun (ve tamamen denetime kapalı) soykırım saldırılarının önünü açmak mıydı? Bence hiç de uzak bir ihtimal değil.

Bu arada üç yıl önce Londra ile Ankara arasında imzalanan yeni anlaşma ile Milli SİHA Bayraktar TB2 yanında, F-16’ların yerine geçecek Milli Savaş Uçağı tasarlanıp üretilecek. TF-X adı verilen bu “hayalet uçak” projesinin 2030 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor. Bu ise TC devletinin soykırım ve tasfiyeden başka bir şey düşünmediğini net ortaya koyuyor.

Öte yandan NATO’nun dün toplantısını gerçekleştirdiği İngiltere’deki Kürt toplumu ve dostları kapsamlı bir kampanya ile bu kirli silah ortaklığını pekala teşhir edip bozabilir.

Yazarın diğer yazıları