Terfi etmek istiyorsan tecavüz edeceksin…

Uzun bir süredir, tecavüz ve işkence hükümlüsü Sedat Selim Ay’ın terfi edilerek İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünden sorumlu il emniyet müdür yardımcısı olmasının tartışmaları devam ediyor…
Gözaltın da işkence yapmaktan hüküm giyen ve AİHM’de Türkiye’nin mahkûm edilmesine yol açan ve şimdiler de terfi eden polis şefi Sedat Selim Ay’ın, işkence yaptığı insanlar konuşmaya başladıktan sonra bile hükümet tarafından geri bir adım atılmadı.
Sedat Selim Ay tarafından işkence gören en önemli isimlerden biri de Asiye Zeybek… Asiye’nin yaşadıkları şüphesiz bir ilk değil. Asiye, bu ülke de yıllardır var olan ve hala devam etmekte olan işkence gerçeğinin tanıklarından sadece birisi. Asiye’nin yaşadığı işkence ile ilgili tüyler ürpertici açıklaması şöyle:
“İşkence odasına girdiğim de beni Filistin askısına astılar. Bir süre sonra kollarımı hissetmemeye başladım ve askıdan indirdiler. Sonra da diğer olaylar oldu. Burada olanların ayrıntılarını anlatmak istemiyorum. Emniyette yaklaşık dört gün çok yoğun işkence gördüm. Ondan sonra dinlendirmeye aldılar. Ayakta bekletme, yüksek sesle müzik dinletme, uyutmama gibi işkenceler yapıyorlardı. Bu sıra da gözlerim açıktı. Bura da işkence yapan polisleri gördüm. Zaten sorgu sırasın da polislerin sesleri aklında kalıyor. İfade alma kısmında da aynı polisleri orada gördüm. Araların da Bayram Kartal, Sedat Selim Ay ve diğer altı polis vardı. Ben gözaltın da onların söyledikleri şekilde ifade verdim. Zaten ifadeyi onlar doldurup sana imzalatıyorlar. Ben önüme ne koydularsa imzaladım. Gözaltı sürecinden sonra Kırklareli Cezaevi’ne gönderildim. Ben onların yönlendirmesiyle Kırklareli Cezaevine gittim. Zaten yaşadığım işkenceden sonra ben kendimi kaybetmiştim. Hangi cezaevine gideceğim umurum da değildi. ‘Dünya başınıza yıkılır’ denir ya, benim durumum da öyle bir şeydi.”
Asiye’nin ayrıntıları anlatmak istememesi yaşadığı işkencenin yanı sıra uğradığı tecavüz… Bu kimin utancı? Asiye’nin mi, yoksa ona işkence ve tecavüz eden polislerin ve buna müsaade eden devletin mi? Devlet zihniyeti, yıllardan bu yana polisine verdiği yetkiyle ve yine polis eliyle, muhalif olan insanlara ve özellikle kadınlara her türlü işkencenin yanı sıra gözaltın da taciz ve tecavüz etmiştir. Binlerce kadın bunun mağdurudur.
Sedat Selim Ay ile ilgili bu kadar açık tanıklıklar varken ve ayrıca yargılanmışken ödüllendirilmesi de bu hükümetin ve başbakanın da aynı zihniyette olduğunun açık ve net bir göstergesidir. Sedat Selim Ay’ın ödüllendirilmesi kamuoyun da bu kadar tartışılırken, Erdoğan’ın işkenceci bu polis şefine bu kadar sahip çıkması da manidardır. Erdoğan, bir zamanların polis şefi için “Bu arkadaş suçlu olarak görünmüyor, hakkın da mahkûmiyet kararı yok. Terörle mücadele etmiş bir arkadaşımızı yedirmeyiz” dedi.
Erdoğan bu açıklaması ile “onlar zaten terörist, onlara yapılan her türlü işkence ve tecavüzü hak ediyorlar” demeye çalışıyor…
Kendi polis devletini kuran, polisine her türlü yetki ve iktidarı veren Erdoğan, yeni işkencelerin ve tecavüzlerin de olacağı müjdesini eski polis şefine sahip çıkarak ele veriyor…
Hatırlayanınız var mı? Erdoğan, hükümete ilk geldiği zamanlar da “işkenceye sıfır tolerans” diyordu. Gerçi biz Erdoğan’ın birçok sözünü yalayıp, yuttuğunu, vermiş olduğu sözlerinin de artık hiçbir hükmünün olmadığını yaşayarak görüyor ve öğreniyoruz…  
Özellikle Erdoğan’ın tecavüzcüleri koruması, işkence ve tecavüz mağdurlarını “terörist” diyerek hedef alması ve tecavüzü normalleştirmesi, yine Pozantı’daki çocuklara cinsel istismarın yapılması, Şakran’da kadın tutukluların darp edilerek çırılçıplak soyulması, N.Ç davasın da faillerin korunması, Erdoğan’ın her gün din üzerinden siyaset yaparak açıkça kadını aşağılamasıdır ve bu tür uygulamaları meşrulaştırmasıdır… 
Biz her ne kadar “İşkence ve tecavüz bir insanlık suçudur” desek de, bu tür insanlık dışı uygulamaları destekleyen ve aklayan bir hükümet karşısın da para etmiyor ne yazık ki!

Yazarın diğer yazıları

    None Found