Şair ölür, şiir kalır

Ezilmişlerin, kurşuna dizilmişlerin, katliamların, hurdahaş edilmiş hayatların şairi… Umut ve direnç aşısı gibidir dizeleri. Şiirleri ormanda bir patika gibi yol gösterir insana… Geçenlerde 85 yaşında yaşamını yitiren dünyaca ünlü Rus şair Yevgeni Yevtuşenko’dan söz ediyorum. 

1932 tarihinde Sibirya-Zima’da doğan Yevtuşenko, ailesi sayesinde daha çocukluk yıllarında edebiyat sevgisi kazanır. İlk şiiri daha 17 yaşındayken yayınlanır.

Eleştirmenler onu Stalin sonrası yetişen muhalif şairler kuşağının önde gelen temsilcilerinden biri olarak görürler. Bu kuşağın sanatsal özgürlüklerin genişletilmesi ve edebiyatın siyasal ölçütler yerine estetik değerlere dayandırılması için mücadele veren sanatçılarının başında yer almış; bu yüzden başı hep yönetimlerle sorunlu ve genelde engellenen, sansürlenen bir yazar olmuştu.

Özgür edebiyat ve estetik yanlısı olduğu için Stalin döneminde tepkiyle karşılaşmış, bu yüzden kitapları Stalin’den sonra basılabilmişti.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ABD’ye yerleşen ve buradaki üniversitelerde edebiyat dersleri veren Yevtuşenko, yaşamını burada sürdürdü.

***

Hafıza tazeleyen bir şairdir Yevtuşenko. 1941 yılında Ukrayna’nın Kiev kenti Almanların eline geçince Nazi askerleri tarafından yaklaşık 34 bin Yahudi’nin katledilmesi, tarihe Babi Yar Katliamı olarak geçmişti. Yevtuşenko, bu olay üzerine yazdığı uzun şiirle genç yaşta tanındı. O şiir, şu dizelerle başlıyordu: 

Hiç anıt yok Babi Yar’da.

Tek mezar taşı o dik yamaç.

Korkuyorum.

Yahudiler kadar yaşlıyım şimdi.

Şimdi bir Yahudi gibi görüyorum kendimi

Çarmıha geriliyorum şimdi, ölüyorum

Çivilerin bile izi var üstümde şimdi

Dreyfus geliyor aklıma. Ben oyum

Kof adamlar suçluyor, yargılıyor beni

Parmaklıklar ardındayım ansızın, 

kıstırılmışım, tutulmuşum, sövmüşler bana” 

(Çev: Ülkü Tamer) 

Bu şiirini politik şiir olarak değerlendirenleri, “Ben bunu politik şiir olarak tanımlamıyorum. Ben bunu insan hakları şiiri olarak tanımlıyorum; insanın vicdanını en büyük manevi değer olarak savunan şiir olarak” diye yanıtlamıştı.

Yevtuşenko, yıllar sonra Kiev’deki bu toplu katliamların gerçekleştiği yerleri ziyaret ettikten sonra yaşananları anımsatacak mezar taşı gibi tarihsel işaretler aradığını ancak hiçbir şey bulamadığını söylemişti. “İnsanların katliamı hatırlatacak hiçbir şey saklamadığını öğrendiğimde şoke oldum” demişti ve Babi Yar şiirine devam etmişti.

Ve bu şiir sayeside olacak, yıllar sonrasında Kiev yakınlarında, katliamların gerçekleştiği yerdeki bir parkın içinde bir anıt yapılmış Babi Yar’a.

***

Sadece şiir alanında değil, edebiyatın değişik türlerinde de eserler veren Yevtuşenko, “Her insan gibi her sanatçı için değişim kaçınılmazdır. Her değişimin de sanatçı üzerine yansımaları farklıdır. Bu değişimler toplumsal ve sosyolojik boyutta olduğu gibi sanatçının sezgisel dünyasında düşsel bir yolculuğa çıkıyormuşcasına bile olabilir” diyordu.

Sevdiği şair arkadaşlarını akraba gibi görmüştü:


Şiirim de bana benzesin isterim;

benim gibi farklı, çoğul ve değişken,

ama, ne olursa olsun, pençesindeyim sanatın çoktan.

bu yüzden başkalarının yapıtlarında önce kendimi ararım

yakın akrabalarımdır yesenin’le walt whitman.” 

(Zima Kavşağı)

Nazım Hikmet’le de sıkı arkadaşlardı. Nazım’ı aynı yolun yolcusu olarak görmüş, yer yer etkilenmiş ve ona “Nazım’ın Yüreği” adlı bir de şiir yazmıştı:


Nazım’ın yüreği de ağrıdı durdu işte

içini kemiren

yüz çizgilerinden dehşetle akan…

Varsın ağrısın

hepsi için yüreklerimiz

tek ağrımasın Nazım’ın yüreği.”

ABD’de hayatını kaybeden Yevtuşenko, son isteği üzerine Moskova yakınlarındaki Yazarlar Köyü’ndeki mezarlıkta, yine kendisi gibi muhalif şair yazar Boris Pasternak’ın yanında toprağa verildi.

Yaşasaydı, 85. yaşı dolayısıyla önümüzdeki Haziran ayında Moskova’da yapılması planlanan festivalin iptal edilmeyeceği, şairin bir jübilesi niteliğinde gerçekleşeceği bildiriliyor.

Şair ölür, şiir kalır. Dizeler hep yüreklerde… Şiir sağ olsun.

Yazarın diğer yazıları