Şehba’ya dikkat

Rojava ve Kuzey Suriye’de dikkatler, Nisan’ın başında başlaması beklenen Rakka operasyonu üzerinde iken, Şehba bölgesindeki gelişmeler gözden kaçmamalı. Önceki gün Türk ordusu ve çeteleri bölgedeki köyleri bombaladı. Hemen öncesinde de iki dikkat çekici gelişme yaşandı. Biri, ‘Tevgera Rizgarkirina Kurdi’ (TRK) adlı bir tugayın ilanı. İlanın yapıldığı videoda bir grup maskeli silahlı adam, Suriye ve Federe Kürdistan Bölgesi bayrakları arasında görülüyor. TRK, bu videonun Şehba’da çekildiğini iddia etse de görüntünün aslında sınırın öbür tarafında çekildiği belirtiliyor. 

Diğer gelişme ise geçen hafta sonu kalabalık bir konvoyun daha Humus’tan Bab üzerinden Cerablus ve Ezaz taraflarına geçmesidir. TC’ye bağlı yüzlerce silahlı çete aileleriyle birlikte, burada İHH etiketiyle kurulan kamplara yerleştirildi. Cumartesi günü bin 354 kişi böylece Şehba’ya taşınırken, önümüzdeki süreçte toplam 15 bin kişinin TC’nin bölgede kurduğu kamplara getirilmesi öngörülüyor. Bu çetelerin önemli bir kısmı işgalci Türk ordusunun son aylarda Bab yakınları ve Ezaz’da inşaatına hız verdiği askeri üs ve eğitim kamplarına aktarılacaktır. Daha bu ayın başında Exterîn ile Eqîl Tepesi arasında yapımına başlanan yeni askeri üsler bu yöndeki hazırlıklara işaret. 

TC, Şehba bölgesini işgal ederek bir yandan Afrin’i kuşatıp Rojava – Kuzey Suriye kantonlarının birleşmesini önlemeye çalışırken, diğer yandan ise bölgenin demografik yapısını değiştirmeye çalışıyor. Bunun için bir yanda Şam, Humus ve Halep’ten ‘tahliye’ edilen çeteler Şehba’ya getirilirken, diğer yanda sistematik bir şekilde Suriye’nin dışından Türkmenler buraya taşınıyor. Aralık ayı itibariyle Şengal ile Musul arasında bulunan Tel Afer’den 10 bin Sünni Türkmen Ezaz’e ulaştı! Üstelik DAİŞ’in kontrolündeki Deyr-i Zor, Rakka ve Bab’dan geçerek, 600 kilometrelik bir yolu kat ederek! Garip değil mi? Yani yanı başında onca mülteci kampı varken 10 bin Tel Aferli Sünni Türkmen neden yüzlerce kilometrelik – DAİŞ’in denetimindeki – bir yolu geçerek ta Ezaz’e gider ki? Ve bu konuda kimden güvence ve yardım almışlardır? Ki sanılmasın ki bu Türkmen nüfusu DAİŞ’ten kaçıp Ezaz’e gitmiş. Tel Afer DAİŞ işgali altındayken evlerini terk etmeyen bu Türkmenler, Irak merkezi hükümetine bağlı Şii milis gücü Haşdi Şabi’nin Tel Afer’e girmesiyle birlikte yurtlarını terk etmeye başladı. 

Bu durumu tuhaf buluyorsanız Sincan’daki Uygur Türklerinin Çin devletinin baskılarından ötürü Şehba’ya ‘sığınmasına’ ne diyeceksiniz? Türkistan İslam Partisi’ne bağlı çeteler burada uzunca bir zamandır TC tarafından silahlandırılıp eğiliyor. 

TC’nin bu şekilde, Afrin ile Kobanê arasında yer alan Şehba bölgesinin demografik yapısını değiştirme çabalarını iki boyutlu ele almak gerekir. İşin askeri boyutu aşikar: Türk devleti askeri saldırılarla Rojava ve Kuzey Suriye devrimini boğmaya çalışıp, Demokratik Suriye Güçleri tarafından DAİŞ’ten kurtarılan bölgeleri işgal etmeyi amaçlıyor. Yani kendi devlet sınırlarının ötesinde hem doğrudan hem de dolaylı olarak vekaleten Özgür Kürt Çizgisi’ne karşı savaşıyor. 

Ancak bu güncel boyutlar yanı sıra olup bitenleri ve TC’nin hesaplarını tarihsel bir açıdan da ele almalı. Zira Türk devleti açısından Şehba’nın önemi stratejiktir. Bunun tek nedeni, 90 kilometrelik sınırı ile TC’nin doğrudan çetelere lojistik destek sağlayabildiği son bölge olması değildir. 

Cerablus, Minbic, Bab, Ezaz, Tişrîn, Til Rifat, Rai ve Mare gibi yerleşim yerlerini kapsayan Şehba bölgesinin adı yazılı kaynaklarda ilk olarak M.Ö. 400 civarında geçiyor. Doğu ile Akdeniz arasındaki ticaret yolunun önemli duraklarından biri olup, Halep, Urfa, Antep, Bağdat, Musul ve Tahran arasında geçiş noktası olarak önem kazandı. Doğal gaz kaynakları ve verimli toprağı ile zengin bir alandır. Bunun gayet farkında olan AKP ve Erdoğan ailesi, Powertrans şirketi üzerinden Minbic ve Cerablus’tan ham petrol kaçırıyor. Wikileaks tarafından Aralık 2016’da yayımlanan belgeler Berat Albayrak’ın Powertrans şirketi ile bağlantılarını ortaya koyuyor. 

Bunun yanında TC’nin Şehba’nın demografik yapısını değiştirme hesaplarının da enteresan bir tarihsel arka planı bulunuyor. Hem etnik hem de inançsal bakımdan heterojen bir yapıya sahip bu bölgede geleneksel olarak Kürt nüfusu çoğunluk olmuştur. Bunun dışında Türkmenler ve kırsal bölgelerde Araplar da bu alanda yaşarken, farklı kesimler uzunca bir dönem sorunsuz bir şekilde birlikte yaşamayı başarmıştır. 

Bu ahengi Osmanlı, kapsamlı bir Sünnileştirme ve Türkleştirme politikası sonucu bozdu. Osmanlı’nın başlattığı siyaseti 1960’lı yıllarda Baas rejimi sürdürdü. Rojava’da ‘Arap Kemeri’ kapsamında Arap ‘korucu’ köylerinin oluşturulduğu ilk bölge Şehba oldu. O dönem sayıları yaklaşık 250-300 olan Kürt yerleşim yerleri arasına Arapların yerleştirildiği köyler inşa edilirken, birçok Kürt köyü boşaltılarak içine Araplar yerleştirildi. Bunun sonucu olarak Şehba’daki köy sayısı 450’ye kadar yükseldi. Ancak Baas rejiminin bütün Araplaştırma çabalarına rağmen Minbic’ten Bab’ın arkasına kadarki bölgede nüfusun çoğunluğu Kürt kaldı. 

TC, Kürt köylerine saldırılarla Kürtlerin Şehba’dan göç etmesini sağlamaya çalışırken, terk edilmek zorunda kalınan köylere ise Türkmenlerle Arapları yerleştiriyor. Böylece Türk-Arap kemerinin oluşturulması amaçlanıyor.   

O yüzden önümüzdeki günlerde saldırıların, dolayısıyla çatışmaların yoğunlaşması beklenen Şehba bölgesindeki gelişmeleri dikkatle izlemek gerekir. Gelişmeler asla sadece günlük siyasi-askeri çıkarlarla sınırlı değildir. TC’nin işgalci-sömürgeci zihniyeti Kürdistan’ın bu bölgesinde de sonuç almaya çalışıyor. O nedenle Rojava ve Kuzey Suriye’deki Demokratik Konfederal sisteminin savunması da çok boyutlu geliştirilmek durumundadır. 

Yazarın diğer yazıları