Şengal katliamının sorumluları yargılansın

Irak Parlamentosu’nun 22 Ekim günü gerçekleşen oturumunda Şengal için önemli kararlar alınmıştı. Kararlardan biri ve en önemlisi, DAİŞ çetelerinin 2014 yılında gerçekleştirdiği katliamın soykırım olarak tanınmasıydı. Böyle bir kararı herkesten önce alması gereken elbette Güney Kürdistan özerk yönetimi ve hükümetiydi. Ancak bu konu henüz Kürdistan özerk yönetiminin ve hükümetinin gündemine gelmiş  bile değil. Bu yönlü birçok kez önergeler verilmiş ve talepte bulunulmuş olsa da, ne verilen önergeler görüşüldü ne de gelen talepler dinlendi. Güney Kürdistan hükümeti bu konunun yakınından bile geçmedi. 

DAİŞ çetelerinin 2014’te Şengal’de gerçekleştirdiği katliam, insanlık katliamı olarak ifade edildi ve biliyoruz ki Şengal hala yaralı bir coğrafya. Hala DAİŞ çeteleri tarafından kaçırılan ve köle pazarlarında satılan genç kadınlarının, çocuklarının ve katledilenlerin yasını tutuyor. Şengalliler hala bir gün genç kadınları, çocukları onlara geri gelir umuduyla yaşıyor. Sarılmamış bu yaraları arasında bir de ihanetin açtığı derin bir yara var. DAİŞ çeteleri 3 Ağustos 2014 yılında Şengal’i işgal ettiğinde Şengal’in KDP peşmergeleri tarafından savunulmadığını ve hiçbir direniş gösterilmeden DAİŞ çetelerine terk edildiğini herkes biliyor. 

Katliamdan kurtulan ve Şengal dağlarına sığınan, orada öz örgütlülüğünü ve yönetimini oluşturan Şengal İnşa Meclisi ve Şengal Kadın Meclisi, Şengal’i DAİŞ çetelerine hiçbir direniş göstermeden bırakanların yargılanması talebini, defalarca yapmış oldukları açıklamalarda ifade etti. DAİŞ çetelerinin elinden kurtulan ve Sakharov ödülüne layık görülen Lamiya Ayi Başar ile Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi olarak seçilen Nadya Murad katıldıkları toplantılar ve televizyon programlarında Güney Kürdistan Bölgesel Hükümetinin Şengal halkından özür dilemesi ve Şengal’de gerçekleşen katliamda sorumluluğu bulunanların yargılanması gerektiğini belirtmişlerdi. 

Şengalliler’in DAİŞ çetelerine yönelik öfkeleri büyük olsa da öfke duydukları ve ihanet ile suçladıkları bir diğer güç de KDP.  DAİŞ çeteleri saldırmadan önce 500 bin nüfusa sahip olan Şengal’de en az 12 bin insanın DAİŞ çeteleri tarafından katledildiği, 5 binin üzerinde kadın ve çocuğun kaçırıldığı biliniyor. 460 binin üzerinde insan da yerinden yurdundan edilerek katliamın mağduru oldu. Ve hala Şengal dağlarında 20 bine yakın insan KDP’nin uyguladığı ambargo altında yaşam mücadelesi veriyor. Şengal dağlarında kalanlar kendi öz savunma güçleri olan YBŞ ve YŞJ güçlerini, öz yönetimlerini oluşturarak, kendi kaderlerini tayin etme hakkının bundan sonra kendilerinde olacağını ve bir başka katliam daha yaşamamak, bir ihanete daha uğramamak için kendi topraklarının savunmasını kendilerinin alacaklarını her fırsatta belirtiler.

Şengal, Irak anayasasındaki 140. Madde uyarınca tıpkı Kerkük, Musul ve Germiyan bölgesi gibi ne Irak merkezi hükümetine bağlı ne de Güney Kürdistan Federe Bölgesine. Yani statüsü belli olmayan bölgeler arasında. YBŞ ve YJŞ güçleri önemli bir askeri etkinlik sağlayarak, DAİŞ çetelerine geçtiğimiz bir yıl içerisinde önemli darbeler vurdu. 11 Mart’ta YBŞ ve YŞJ güçlerinin başlattığı Madiban hamlesinde hem DAİŞ açısından hem de bölgedeki diğer güçler açısından önemli olan ve Irak ve Suriye arası geçiş güzergahı olarak kullanılan 47’inci anayolu kontrolüne aldı. Bu yol hala YBŞ ve YŞJ güçlerinin denetiminde. 

Êzîdîlerin anayurdu ve kutsal toprakları olan Şengal, DAİŞ çeteleri ve bölgesel güçler açısından da stratejik bir öneme sahip. Bu yüzden Musul üzerine yapılan hesapların bir bölümü de Şengal üzerine yapılıyor. Bu bölgeyi en çok da KDP ve Türkler istiyor. KDP burada etkinlik sağlarsa, iktidarını güçlendirir. Nitekim kendisi açısından tehdit olarak gördüğü PKK’nin bölgedeki varlığına ‘Türklerle işbirliği yaparak son veririm’in hesabını yapıyor.

Bu hesaplar yapıladursun, Şengal ve Güney Kürdistan halkı da KDP’den yaptıklarına karşılık hesap istiyor. Türk devletinin Güney Kürdistan’daki askeri varlığını işgal olarak tanımlayan ve bu işgale son verilmesini isteyen Güney Kürdistan halkı son bir haftadır yeniden alanlara çıkarak tepkilerini göstermeye başladı. Son olarak aralarında birçok sivil toplum kuruluşu, kadın aktivistin de bulunduğu ve Şengalli kadınlara destek amaçlı oluşturulan Süleymaniyeli Kadınlar Komitesi Irak Hükümeti’nin Süleymaniye’deki ofisine giderek, Şengal soykırımında sorumluluğu olanların yargılanmasını talep etti. Şengal üzerinden iktidar olma hesabı yapanların her şeyden önce o yaralı coğrafyadan, kutsal taşlarından, toprağından ve Êzîdî halkından özür dileyerek, Şengallilerin de talep ettiği gibi Şengal’i o gün DAİŞ çetelerine bırakıp gidenleri yargılaması ve Şengal’in geleceğinin tayinini Êzîdî halkına bırakması gerekir. 

Yazarın diğer yazıları